
13 Yıl
10 dk
İngiltere, 2022 Avrupa Kadınlar Futbol Şampiyonası'nda zafere ulaştı ve ülkenin kupa hasretine son verdi. Hikâyenin perde arkasında zorluklar, kazanımlar ve planlama vardı. Bir de 13 sene önce Finlandiya'daki mucize…
Tarih 28 Ağustos 2009, yer Helsinki'nin küçük stadyumlarından Töölö Stadyumu… İngiltere, Finlandiya'nın ev sahipliği yaptığı 2009 Avrupa Kadınlar Futbol Şampiyonası'na katılan on iki takımdan biri. Ancak bu, İngiltere'de pek de fazla kişinin bildiği bir durum değil, zira turnuvanın yayın haklarına sahip olan kamu yayıncısı BBC, maçları yayımlamıyor. Nüfusun büyük çoğunluğunun dijital karasal yayın kullandığı ülkede, turnuva ancak dijital platformlardaki Eurosport üzerinden izlenebiliyor. İngiltere'nin turnuvaya 2-1'lik İtalya yenilgisiyle başlaması da medyanın iştahını iyice kapatmış durumda. Takımı takip eden bir avuç gazetecinin geçtiği haberler, gazetelerde fazla yer kaplamıyor...
İngiliz takımı, turnuvadaki ikinci maçı olan Rusya karşılaşmasında desteksiz ve yalnız çıkıyor Töölö'de sahaya. Maçı tribünde izleyenlerin sayısı 1500'ü dahi bulmazken, Finlandiyalı ve Rus izleyiciler çoğunlukta. İngiltere, bu koşullarda maça kâbus gibi bir giriş yapıyor. Daha ikinci dakikada Tsybutovich'in golüyle öne geçiyor Rusya, yirmi dakika sonra ise Kurochkina farkı ikiye çıkarıyor. En iyi grup üçüncülerinin de bir üst tura çıktığı statüde bile, iki mağlubiyetten geri dönmek imkânsız. Ancak o dakikadan sonra kaptan Kelly Smith çıkıyor sahneye. İngiltere kadın futbolunun seksen yıl önceki, -yani İngiltere'de kadın futboluna getirilen elli yıllık yasaktan hemen önceki- efsanesi Lily Parr'dan sonra ülkenin çıkardığı en büyük yıldız, direnişi başlatıyor…
Yirmi dördüncü dakikada Carney ve 32. dakikada Aluko'nun attığı gollerle İngilizler maça geri dönüyor. 42. dakikada Smith, orta yuvarlağın İngiltere tarafında topu alıyor. Kaleci Kochneva'nın biraz önde beklediğini görüyor. Hemen santra çizgisinin civarından topu aşırtıyor, maçın yayıncısı Finlandiya televizyonu Smith'in ne yapmak istediğini çözemeden inanılmaz bir galibiyet sayısı ağlarla buluşuyor. Kelly Smith'in İngiltere'yi turnuvada tutan golü, tüm zamanların videosu olmayan en güzel gollerinden biri olarak tarihe geçiyor. Smith ve İngiltere, bu geri dönüşten sonra turnuvada ilerlemeye başlıyor. Öyle ki, turnuvayı dikkate almayan BBC bile çeyrek finallerden itibaren yayına geçiyor. Takıma 'Lionesses' yani 'Dişi Aslanlar' lakabı o günlerde takılıyor. Ancak finalde karşılarına -İngiltere'den birkaç ışık yılı uzaklıktaki- Almanya çıkıyor. Kadın futbolunun Avrupa'daki tartışmasız lideri, İngilizleri 6-2 ile uğurluyor finalde, "Öğrenin de öyle oynayalım" dercesine.

Kelly Smith
Finaldeki ağır mağlubiyet moral bozsa da Smith'in Rusya maçındaki müthiş golüyle çakan kıvılcım, İngiltere'de bir ateşi ağır ağır harlıyor. Bir ülke, kadınlarının futbol oynayabildiğini ve erkeklerin yarım yüzyıldır 'eve getiremediği' kupayı getirmeye aslında çok da uzak olmadığını görüyor. İngiltere Futbol Federasyonu ve kamu yayıncısı BBC, kadın futbolunun ülkedeki gelişimi için ilk adımları atıyor. Milli maçlar, televizyondan yayımlanmaya başlarken, alt yaş grupları için yeni programlar başlatılıyor. O günlerde Kelly Smith, bir maçta sahaya yanında çıkan maskot kızla çekilen fotoğrafını imzalarken şöyle yazıyor, "Sevgili Leah, büyük şeyler hayal et."
Tarih bu kez 31 Temmuz 2022, yer Wembley Stadyumu... İngiltere, turnuva tarihindeki ikinci finaline çıkıyor, rakip yine Almanya. Ancak hayal kırıklığıyla biten o ilk finalin üzerinden 13 sene değil de yüzyıllar geçmiş gibi. Vaktinde kimsenin yarım gözle bile izlemediği, ciddiye almadığı Lionesses, bugün artık ulusal bir çılgınlığa dönüşmüş vaziyette. Wembley'de 87 bin 192 seyirci var, stadyum daha büyük olsa 2009'daki turnuvanın toplam seyirci sayısı olan 130 bine ulaşmak işten bile değil. Zira, Londra'nın bütün barları tıklım tıklım dolu, Trafalgar'daki dev ekranın önünde de binlerce kişi var.
Ülkenin diğer şehirlerinde de durum çok farklı değil. İngiltere, tarihinde belki ilk kez Almanya karşısında sahaya favori çıkıyor. Wembley'de Almanya karşısına dikilmek, herkesin zihninde aynı anıyı çağrıştırıyor; Bobby Moore'un Kraliçe 2. Elizabeth'ten Dünya Kupası'nı aldığı o günü. Sonrası? Sonrası, o şarkıda dendiği gibi, elli acı dolu yıl. Ta ki o gün, Kelly Smith'in büyük şeyler hayal etmesini tembihlediği Leah Williamson'ın, Wembley'de kaptan olarak kupayı kaldırdığı o âna kadar. Artık İngilizlerin dilinde başka bir şarkı var: "Tatlı Caroline, iyi zamanlar hiç bu kadar iyi olmamıştı..."
2009 ile 2022 arasında geçen 13 yıl gibi kısa bir sürede, İngiltere'nin kadın futbolunda geldiği yer de kadın futbolunun dünya çapında yaşadığı gelişme de övgüyle bahsedilmeyi fazlasıyla hak ediyor. Yıllarca yok sayılan, varlığı kabul edildiğinde dahi ikinci sınıf muamele gören kadın futbolu, bugün eşit değilse bile en azından doğru düzgün davranılmaya hiç olmadığı kadar yakın. Böyle deyince, her şeyin mükemmel olduğu sanılmasın. Yalnızca bu turnuva bile, aslında bazı eşitsizlikleri net olarak göstermeye yetiyor.
İngiltere, ev sahibi olduğu turnuvada açılış maçını Old Trafford'da, finali ise Wembley'de oynattı. Ancak kalan maçlar, ağırlıklı olarak Milton Keynes, Wigan, Rotherham gibi küçük şehirlere dağıtıldı. İngiltere'nin Thatcher döneminde perişan edilmiş toplu taşıma sisteminde, eğer otomobiliniz yoksa gidişin de dönüşün de neredeyse imkansız olduğu yerlerden bahsediyoruz. Biraz daha detaylandıralım; çeyrek final maçlarının uzatmaya gitmesi, tribündeki binlerce kişinin son trene olan biletinin yanması demekti mesela. Zaten hükümetin çoktan ipi saldığı covid-19 salgınında personel sıkıntısı çeken tren işletmeleri, turnuvanın yükünü çekmekten çok uzaktı. UEFA'nın bir erkek turnuvasını bu koşullarda oynatması hayal bile edilemezdi ancak ücra yerlerdeki ufak stadyumlar kadın futbolunun yıllardır gerçeğiydi.

1920 yılından Piccadilly takımına karşı oynayan Lyons Corner House Kadın Futbol Takımı...
Bugün, yani Lionesses tarih yazdıktan sonra dahi, kadın takımlarını düzenli olarak ana stadyumunda oynatan çok az kulüp var. Oysa görünürlüğün kadın futbolu için hayati önem taşıdığı, 13 yıllık yükseliş döneminde çoktan anlaşılmıştı. Kadın futbolu, büyülü finalle Wembley'de 90 bine yakın izleyiciye, televizyon vasıtasıyla ise -yalnızca Britanya'da- 17,6 milyon kişiye ulaştı. Ancak o büyülü günü yaşatan yıldızlar birkaç ay sonra yine antrenman tesislerindeki küçük stadyumlarda lig maçı oynamaya döneceklerdi.
Eğer kadın futbolunun, hatta genel olarak kadın sporunun içindeyseniz, anahtar kelimelerin sabır ve mücadele olduğunu öğrenmişsinizdir. Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi İngiltere'de de kadın futbolunun gelişimi için sabırlı bir mücadele veriliyor. Bugün bile yukarıda anlattığımız sorunların yaşanıyor olması elbette ki asap bozucu, ancak 1970'lere kadar yasaklı kalan bir sporun elli senede vardığı yer, yine de son derece ilham verici.
İngiltere'de de 2009-2022 arasında değeri görmezden gelinemeyecek kazanımlar var. FA'in elli yıllık yasak dönemi için resmi olarak özür dilemesi, içi boş bir jest olarak da kalabilirdi; ancak 2013'ten itibaren bunun böyle olmadığı anlaşıldı. O yıl; FA, İngiliz spor kurumu Sport England, Premier Lig ve Football League ulusal çapta Kızların Futbola Katılım Programı'nı başlattı. Bir sonraki sene, milli takım Wembley'deki ilk maçını oynadı. Sonraki yıllarda da lig ve kupalara sponsorluklar bulunmaya, BBC'nin ikonik futbol yayını Match of the Day'de Kadınlar Süper Ligi'ne yer verilmeye başladı.

Avrupa Şampiyonu olan İngiltere Milli Takımı'nın zafer kutlaması.
2017'de FA tarafından üç yıllık 'Gelişim Oyun Planı' açıklandı, 2020 yılına gelindiğinde oyuncu ve seyirci sayısının ikiye katlanması, tüm yaş gruplarında dünya sıralamasında ilk üçe girilmesi gibi hedeflere büyük ölçüde ulaşıldı. Yine aynı yıl devreye sokulan 'Pozitif Değişime İlham Verme' planıyla ilkokul çağındaki kızların futbolla tanışması hedeflenmeye başladı, hakemlik ve antrenörlük programlarına hız verildi. Kulüp düzeyinde, tüm büyük kulüplerin kadın futboluna aktif yatırım yapması sağlandı. Kadın futboluna uzun yıllar mesafeli kalan Manchester City ve Manchester United gibi kulüpler ligde zirveye oynamaya başladılar. Avrupa'da kulüp futbolunun merkezi Almanya'dan İngiltere'ye kaydı.
Bu planlarda da eksikler yok değil. Örneğin beden eğitimi derslerinde kızlara futbol oynatılması konusunda hâlâ bir isteksizlik var. Okulların yüzde 36'sında hâlâ kızlar futbol oynayamıyor. İngiltere Kadın Futbol Milli Takımı, kupa zaferinin hemen ardından bu konuda hükümete yönelik açık bir mektup yayımladı. Yine de İngiltere'de hemen hemen her parkta kız çocuklarını futbol oynamaya getiren aileler görebiliyorsunuz. Kupa maçlarında da seyirci kitlesinin büyük bölümü çocuklarını maça getiren ailelerdi. Aslında bu, kupa başarısından çok daha önemli ve kalıcı bir kültür devrimini beraberinde getiriyor.
İngiltere, futbolda maço kültürün en baskın olduğu yerlerden biri. Geleneksel olarak alt sınıf sporu olarak bilinen futbol, hep erkek işçi stereotipiyle bilindi. Oysa futbolun erkek sporu olması da bir erkekleştirme stratejisinin sonucu. 1920'lerde kadın futbolu gelişirken, başı çekenler kadın fabrika işçileriydi, zaten çoğu takım da fabrika takımıydı. Ancak iki dünya savaşı arasında erkek nüfusun azalması, kadın işgücünün önemini artırdı. Kadınlara gelen futbol yasağının bir nedeni muhafazakârlıksa, diğer nedeni ise futbol yüzünden emek kaybı yaşamak istemeyen kapitalizmdi. Zaten toplumsal cinsiyet ve kapitalizm dikkate alınmadan spordaki herhangi bir gelişmeyi okumak pek mümkün değil.
Bugün ise kadınların üretim kadar tüketimdeki rolü, kadın futbolunun önündeki engellerden hiç değilse birini ortadan kaldırıyor. İngiltere'nin muhafazakâr ve maço futbol kültürünü kırmak ise bu yaz stadyumlarda gördüğümüz çocuklara düşecek. Bu turnuva sırasında tribünlerle tanışan çocuklar için, 'ilk kez babasının maça götürdüğü erkek çocuk' seremonisi fazla bir anlam ifade etmeyecek. Zira bu yaz babalar kızlarını, anneler oğullarını maça götürdü; çoğu maça aile olarak gidildi. 2019 Kadınlar Dünya Kupası'ndan beri kadın futbolu, erkekliğin bir başka kalesi barlara da girmiş durumda. Artık sırtında Williamson ya da Mead formasıyla gezen Arsenal taraftarı bir erkek görmek çok da sıradışı değil. Kupa zaferinin asıl mirası belki de daha eşitlikçi bir futbol ortamı olacak. İngiltere'nin kadın futbolunda kısa sürede aldığı yol, 1980'lerden beri İngiliz futbol modelini takip eden Türkiye gibi ülkelere de örnek olmalı. Futbolun metalaşması ve güvenlik yönetimi gibi konularda sürekli İngiltere'yi işaret edenler, orada bile farklı ve eşitlikçi bir yapının nasıl geliştiğini anlamalılar.
İngiltere'nin uyguladığı futbol ve medya planlaması, voleybol ve basketbol gibi başka takım sporlarında kadınlarda olimpik seviyeye gelebilmiş Türkiye'de rahatlıkla uygulanabilir. Ancak bunun olabilmesi için başta spor bakanlığı, TFF ve TRT olmak üzere tüm aktörlerce ortaya bir iradenin konması gerekiyor. Ne yazık ki bu, kızlara futbol oynamayı öğretmekten çok daha zorlu bir çaba istiyor.

