Artistik Matematik

7 dk

Yuzuru Hanyu, son yıllarda artistik patinaja yeni standartlar getirdi. Japon sporcunun sayılarla da arası bir hayli iyi.

1990’ların ortalarında, Power FM’de Fuji Sunday adlı bir caz programı vardı. Mottosu “Music for the Mind”dı. Yani kafa için, kafaya hitap eden müzik. Yuzuru Hanyu’yu izlerken aklıma bu geliyor. Onunki de ‘kafaya hitap eden artistik patinaj’ gibi; neredeyse matematiksel bir üslubu var ve bu çok artistik bir şey!

21 yaşındaki Hanyu, artistik patinaj tek erkekler kategorisinde dünyanın en iyisi. Son olimpiyat şampiyonu, son üç yılın Grand Prix galibi ve eski dünya birincisi. Tek erkekler yarışmasını oluşturan iki performansta (kısa ve serbest programda) ondan yüksek puan alan yok. Toplam puanda da dünya rekortmeni. Bayağı iyi yani. Onu daha önce hiç izlemediyseniz son Grand Prix Finali ile başlamanızı öneririm. Bahsettiğim bu üç rekoru da bir yıl önce, o yarışmada kırmıştı.

YouTube > GP Final > Enter

Hımm... Kısa program için Chopin’in bir numaralı baladını seçmiş. İçimi yakar. Başlıyor. Önce bir dörtlü Salchow deniyor. Buz üstünde kayarken havalanıp kendi çevresinde dört tur dönmek dünyanın en basit şeyi sanki. Tüy gibi iniyor. Sonra dörtlü ve üçlü ‘toe loop’ kombinasyonu. Mükemmel. Üçlü Axel, tıkır tıkır işleyen adım dizisi ve hatasız dönüşler. Sonunda kendisi de alkışlıyor. Haklı.

Serbest Program’da seçtiği parça, Wong Kar-wai’nin Aşk Zamanı’nda kullandığı, içlinin içlisi film müziği Yumeji’s Theme’i de besteleyen Şigeru Umebayaşi’den: Seimei. Bu kez üç dörtlü atlayış yapması lazım. Dörtlü Salchow ve dörtlü ‘toe loop’ kusursuz. İşin garibi, dörtlü ve üçlü ‘toe loop’ kombinasyonu da öyle. Dile bile kolay değil. Tek erkeklerde gelmiş geçmiş en iyi serbest program performansını çıkarıyor.

Bu afallatıcı başarının ardında travmatik bir hikâye var. Hanyu, zorluklarla da başarıyla da küçük yaşta tanışıyor. Dört yaşında kaymaya başlıyor, 15 yaşında gençler dünya şampiyonu oluyor. Bundan bir yıl sonra, 9.0 ölçeğinde bir deprem, memleketi Sendai şehrini sallıyor. O sırada paten antrenmanında. Patenlerini çıkaracak vakit bile bulamadan, zar zor kendini binadan dışarı atıyor. Kendisine ve ailesine bir şey olmuyor. Ama bu afet, değer yargılarını tamamıyla değiştiriyor. O andan sonra, “Her günün, her antrenmanın, her yarışmanın hakkını vermek istiyorum” diyor. Ertesi yıl bir otobiyografi yayımlıyor: Mavi Alevler. Sendai’deki antrenörü Nanami Abe’nin yerine, iki yıl önce Güney Koreli Kim Yuna’yı olimpiyat şampiyonluğuna taşıyan Brian Orser ile çalışmaya karar veriyor. Bunun için Orser’ın ülkesi Kanada’ya gitmesi gerekiyor. Daha çok antrenman yapıyor, tekniğini geliştiriyor. Zaten tüm büyük zaferlerini bundan sonra elde ediyor.

Basit Bir Şey

Hanyu bugün, pürüzsüz bir program sergilediğinde rakiplerinin fersah fersah önüne geçiyor. 2015-2016 Grand Prix Finali’nde mesela, en güçlü rakibini 37.48 puan geride bırakarak rekor kırdı. Bu kadar büyük fark görülmüş şey değildi. Son yıllarda Hanyu’nun performansına en çok yaklaşabilen, 2015 ve 2016 Dünya Şampiyonu Javier Fernandez. İspanyol patenci Fernandez de Orser’ın öğrencisi. Hatta bu iki rakip Toronto’da, aynı mekanda antrenman yapıyorlar. Ama tarzları su ile ateş kadar farklı. Hanyu, Barişnikov; Fernandez, Gene Kelly. Hanyu, ‘efendi çocuk’; Fernandez, ‘hergele’.

Japon patenci, artistik patinajın bir önceki neslinden tanıdıklara da benzemiyor. Mesela, dört olimpiyat madalyalı kahramanı Evgeni Pluşenko gibi, teknik yeteneklerinin yanı sıra sahne ışığıyla da parlayan bir sporcu değil. Dört dünya şampiyonluğu bulunan, bir diğer kıymetlisi Alexei Yagudin gibi afili numaralar döktüren bir jüri gönülçeleni de sayılmaz.

Hanyu, “Seyircilerin kalbinde yer edecek performanslar sunmak istiyorum” diyor ama son derece ayrıntılı bir matematik hesabıyla dağıtılan jüri puanlarını artırmaya yaramayacak neredeyse hiçbir şey yapmıyor. Artırmaya yarayacakları ise çok iyi yapıyor.

Onun alametifarikası, bedenin sınırlarına ilişkin algımızı daha önce hiçbir meslektaşının başaramadığı ölçüde genişletmesi ve bunu, basit gösterecek kadar ustaca yapabilmesi. Eh, bu da artistik beceri ister. Hem de çok.

Socrates Dergi