
Bebek Yüzlü Katil
12 dk
Daniel Negreanu'dan daha başarılı bir sürü oyuncu var. Ama o pokerin açık ara en popüler ismi. Ve bunda oyunu kadar neşesi, eğlenceli tavrı ve gülümsemesi de etkili.
Başarılı poker oyuncularına; Phil Ivey, Fedor Holz, Ole Schemion, Doyle Brunson, Jason Mercier gibilere elbette saygı duyabilirsiniz. Yaptıkları işin gereklerini sonuna kadar yerine getiren, o alanda en üst seviyeye çıkmış kişilere hak ettikleri değeri göstermek normal bir reaksiyon. Ama bunlardan herhangi birini sevimli bulmak, ona gerçekten ısınmak kolay değil. Zira yaptıkları iş, teknik olarak kötü ya da daha yumuşatılmış bir ifadeyle olumsuz. Bu, dünyanın en iyi dolandırıcısını sevmek gibi biraz, yani sağlıklı zihinlerin yapabileceği bir şey değil. Ancak profesyonel poker dünyasında bu durumun muhtemelen tek bir istisnası var: Daniel Negreanu. Evet Phil Laak, Cliff Josephy gibi birkaç aday daha sayabilirsiniz ama onlarınki keçinin olmadığı yerde koyuna Abdurrahman Çelebi demek gibi kalıyor. Laak aşırı sulu bir karakter; Josephy ise subay kafasında, düzgün görünümlü ve disipliniyle dolandırıcılar aleminin görece kabul edilebilir karakteri... Özetle onların durumu, lepra kolonisinin en yakışıklıları olmak gibi biraz.
Negreanu ise farklı. O gerçekten sevimli. Hayır, sadece yüzünü oyun dışında daha çok gördüğümüz için ya da televizyonda yaptığı yorumlarda neşeli tarzını, espri yeteneğini sergilerken bizlere “İyi insanmış aslında” dedirttiği için değil... O noktada Antonio Esfandiari veya Phil Hellmuth da çok tatlı insanlar. Ama iş poker masasına, yani esas mesleği icra etmeye geldiğinde Esfandiari'nin, Hellmuth'un, Holz’un, Laak ya da Josephy'nin de ne denli kaypak olabileceklerini görüyoruz. Misal, poker masası dışında Fedor Holz, kalın gözlükleriyle süper sevimli, inek ve tatlı bir uzay mühendisliği master öğrencisi gibi ancak masaya oturunca David Fincher'ın ideal seri katil tiplemelerine dönüşüyor. Ya da Hellmuth; masa dışında dünya tatlısı, nazik, efendi bir adamken masada ailenin ağzı bozuk dengesiz alkolik dayısı kimliğinde...
Negreanu öyle değil. Her yerde aynı pozitif aurayı koruyabiliyor. Kendisinden daha başarılı poker oyuncularının varlığına rağmen açık ara en popüler oyuncu olmasının sebebi de bu zaten. Buna karşılık, hikâyesi ise aslında diğer birçok poker yıldızından farklı değil. Manipülasyon, oyunculuk, ve dolandırıcılık onun da doğasında var. Henüz lisede başladığı poker macerası, Toronto'nun arka sokak batakhanelerinde babası, hatta dedesi yaşında yılların pokercilerini yenerek başlıyor. Arada yeniliyor da... Defalarca altından kalkamayacağı borçlara giriyor, defalarca hayalinde göremeyeceği paraları tek gecede kazanıyor. Okula falan gittiği de yok tabii. Üç kez sınıfta kalıyor ve lise sona gelmeden, 18'ini doldurur doldurmaz okuldan ayrılıp Las Vegas'ın yolunu tutuyor. İflah olmaz bir ‘pokerbaz’ sizin anlayacağınız... Bu özelliğiyle de Ivey, Esfandiari, Brunson, Holz ve Schemion gibi isimlerden farksız; poker DNA'sında var. Lise öğretmeninin "İstese atom mühendisi olabilirdi" diyebileceği klasik tiplerden yani ki lise öğretmeni, gerçekten de bunu söylemiş...
Kabul etmek gerek ki zeki değilseniz iyi bir poker oyuncusu veya dolandırıcı olmanıza imkân yok. Üst düzey poker oyuncularının hiçbirinin zekâ konusunda sorun yaşamadığına emin olabilirsiniz yani. Sağlıklı bir zekâ mı, o tartışılır. En iyi şekilde yönlendirilmediği kesin ama üst düzey pokercilere büyük bir avantaj sağladığı kesin.
Malumunuz, poker bir şans oyunu değildir. Sadece, şansın önemli rol oynadığı bir oyundur. Başarı için üç ana bileşen vardır: Strateji, psikoloji ve şans. Şans konusunda yapabileceğiniz bir şey yok. Strateji de artık eskisi kadar gizemli bir mevzu değil; YouTube'da birkaç saatlik bir gezinti ile en iyilerden en ileri teknikleri öğrenmek mümkün. Biraz analitik yeteneğiniz, biraz da matematik bilginiz varsa temel prensipleri öğrenmek bir-iki günlük bir mesele. Ama her işte olduğu gibi pokerde de oyunu öğrenmek 15 dakika, teknikleri öğrenmek bir gün, ustalaşmak ise bir ömür istiyor. Pokerde her el, sıfırdan başlayan yeni bir hikâye yazar. Anka Kuşu misali, oyuncular birkaç dakikada bir yeniden doğar. Bu noktada da oyun bilgisi ve tecrübeden daha da önemlisi, psikoloji devreye girer.
Üst düzey poker oyuncuları arasında strateji yönünden bir ayrım yapmak çok zor. “Şunun tekniği daha iyi” demek de pek mümkün değil. Tabii bunu söylerken yeni ‘inek’lerin önceki jenerasyonun tekniklerini ciddi anlamda değiştirdiğini de eklemek lazım. Bilgisayar simülasyonları ve büyük veri hesaplamaları ile temel teknikleri bir nebze olsun sarsmış durumdalar. Örneğin flop öncesi ilk bahsin x3'den x2'ye inmesi tamamen Schemion- Holz-Mercier jenerasyonunun ürünü. Ama bunlar detay... Sonuçta üst düzey pokerciler stratejik açıdan birbirlerine üstünlük sağlamakta o kadar da muktedir değil. E malum, şansa da yapılacak bir şey yok. O zaman farkı yaratan ne? Psikoloji işte... “Neden binlerce poker oyuncusu arasında hep aynı 40-50 tanesi başarılı oluyor?” diye merak ediyorsanız cevap burada: Malum 40-50 pokerci, diğerlerine psikolojik açıdan fark atan isimler...
Negreanu'yu farklı ve sevimli kılan ana nokta da burası. O, poker dünyasının en güçlü karakterlerinden biri ama diğer pek çok profesyonelin aksine gücünü korkutuculuğundan, cesaretinden veya başka maço özelliklerden almıyor. Neşesi ve espri yeteneği, kendiyle alay edebilmesi asıl kudreti.

Para, erkek psikolojisinde ‘erk’in en temel ögelerinden biridir. Parayı riske etmek ve kaybetmek çok ciddi negatif duyguları tetikler. En büyük kavgalar ve savaşlar da ya para ya da aşk üzerine çıkmıştır zaten. Erkek egemen poker dünyası da para üzerinden döndüğü için, bu ortamda sakin ve neşeli kalabilmek nadirden öte bir özelliktir. Nitekim Negreanu dışında istikrarlı şekilde bu özellikleri barındıran biri de yok.
Aslında, sözlerine bakınca bunun kendisi için de pek kolay olmadığını öğreniyoruz; espri ve kendiyle dalga geçebilmek, Negreanu için öfkeye ve dengesizleşmeye karşı bir nevi savunma mekanizması.
"Artırdığım bahse 5-2 benzemezle girip sonunda full bulan adama ben de deliriyorum elbette. Masanın diğer ucundan uçarak burnunu kırmak geliyor içimden. Ama bunun bana bir faydası yok. Bir sonraki ele veya oyuna da faydası yok. Öyle zamanlarda üç kez derin nefes alıp içime kapanıyorum. Artık bu konuda çok geliştim. Bir-iki dakika içinde o psikolojiden çıkabiliyorum."
Negreanu'nun oyuna ve hayata genel yaklaşımını, online mahlası ‘kidpoker’dan bile anlamak mümkün. O halen bir çocuk gibi. Pokere ve hayata bir çocuk heyecanı ile yaklaşıyor. Şimdi bunları söyledim diye, naif olduğunu falan da sanmayın yani; kendisi profesyonel poker oyuncusu, ne naifliği! Ama en azından dışarıya iyi bir aura yansıttığı kesin. Oyun stili olarak küçük kartları oynaması, yani hep geriden gelen oyuncu konumuna düşmesi de ayrı sempatik kılıyor onu. Profesyonellerin arasındaki amatör gibi sürekli. Sıradan oyuncuları temsil ediyor sanki. Bu yüzden de diğer ‘pis adamlar’a gününü göstermesini bekliyor insanlar. Bir süredir vegan olması, oyunlarda kendi yaptığı vegan yemekleri yemesi falan da ona kurtlar sofrasına oturmuş sıradan bir komşu izlenimi veriyor. O, profesyonellerin arasındaki bir amatör gibi. Sıradan oyuncuları temsil ediyor sanki.
Tabii gerçek bu değil. Kariyerinde sadece ödül paralarından 33 milyon dolar kazanmış bir profesyonel pokerciden bahsediyoruz. Hangi amatörlük? Belki sırtlan, timsah veya çıngıraklı yılan gibi görünmüyor ama ev kedisi de değil hani. Çita, bu durumda en iyi benzetme olabilir. Diğer yırtıcılardan daha asil göründüğü, avını çok zor yöntemlerle yakaladığı için her zaman çitaya karşı bir sempati oluşur ya, Negreanu da öyle ama bu, onun bir avcı olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Öte yandan, poker masasındaki hâlinin rol olmadığını da biliyorsunuz. Kendisini vlog’unda veya televizyon programlarında görürseniz gerçekten eğlenceli bir karakterle karşılaşırsınız. O bunu pokere yansıtmayı başarmış sadece bugünün yeni jenerasyon poker yıldızları, analitik oyun stilleri ile birer birer eski jenerasyonun yerini alırken Negreanu da artık daha az turnuvada başarı kazanıyor. Buna karşın, poker dışındaki gelirleri muhtemelen masadakini aşmış durumda. Kendi poker eğitim sitesinin ve YouTube kanalının yüzbinlerce abonesi var. Twitch yayınları düzenli olarak 20 bin kişinin üzerinde izleyici buluyor. Özel oyunlar için aldığı davetler ve onunla oynamak isteyen amatör zenginlerden kazandıklarını hesaplamanın ise imkânı yok. Döneme ayak uyduruyor yani. Yeni jenerasyondaki başarılı tüm poker yıldızlarının başta Magic olmak üzere diğer kart oyunlarından geldiğini, bu oyunların poker stratejisine nasıl katkı yaptığını görmüş ve özümsemiş durumda.
O, hem eskinin hem de yeninin temsilcisi yani, içimizden biri. 43 yaşında ama halen yan komşunun tatlı haşarı çocuğu. En azından bize öyle gösteriyor. İnanıp inanmamak ise size kalmış...
