Papyonlu Eddy

4 dk

Bir efsaneyle aynı isme sahip olmak zordur. Bunu en iyi bilen isim de Eddy Merckx. Bilardocu olan...

Belçikalı bisikletçi Eddy Merckx, 1967 Dünya Yol Şampiyonası zaferinden bir gün önce İtalyan takımı Faema’yla anlaştı. İki sezon geçirdiği Peugeot’dan ayrılırken, amacı artık büyük bir tur kazanmaktı. Muazzam bir yetenekti ama günün birinde spor tarihinin en özel kariyerlerinden birisine sahip olacağı henüz kestirilemiyordu. O dönem Faema’nın başında olan Vincenzo Giacotto’nun yönetiminde Merckx için yeni bir plan yapıldı. Büyük turlarda kazanmanın yolu dağlardan geçiyordu ve bunun için diyete başlayıp kilo vermesi gerekti. Sardinya Turu, Romandi Turu ve tek günlük prestijli klasik Paris-Roubaix’yi kazanarak geldiği 1968 İtalya Bisiklet Turu onun gövde gösterisi oldu. 23 günün 13’ünde pembe mayoyu sırtında taşıdı ve 12 Haziran 1968’de ilk büyük turunu kazandı.

Sonrası mı? Çok fazla şampiyonluk, çok fazla başarı, çok fazla şöhret… Ancak bunlar başka yazıların, hatta uzun uzun bisiklet kitaplarının konusu. Bizim hikâyemiz bambaşka ve gölgede kalmaya da bir o kadar müsait.

O 1968'in 4 Eylül günü, Antwerp’e bağlı Reet bölgesinde bir çocuk dünyaya geldi. O dönem Belçika’da doğan erkeklere Eddy adını vermek, özellikle de yukarıda bahsi geçen tur zaferi sonrası revaçtaydı. Yine de işler, o ufaklık için biraz daha ilginç olacaktı. Ailesi, şampiyon bisikletçiyle hiçbir akrabalığı olmamasına rağmen Merckx soyadına sahipti ve babası bir bisiklet fanatiğiydi. Yani kimliğine, kimi zaman sıkılacağı kimi zaman övüneceği ve çoğu zaman duyanları şaşırtacak isminin yazılması, o doğmadan çok daha önce kesinleşmişti.

Tesadüf eseri, o da aynı adı taşıdığı efsane gibi sporla ilgileniyordu. Sadece bir farkla; “Küçükken çok fazla seçim yapmazsınız, bazı şeyler otomatik gelişir” diye anlattığı günlerde kendini bisiklet üzerinde değil bilardo salonlarında bulmuştu. Örnek aldığı kişi de adaşından ziyade, onun masadaki muadili Raymond Ceulemans’tı. Küçük Eddy, ülkenin en büyük iki sporcusundan birinin adını taşıyor ama bir diğerinin yolundan gidiyordu.

İsteka elde geçen gençlik yılları sonrası, 2006 ve 2012’de üç bantta iki dünya şampiyonluğu yaşayacak ve sporunun zirvesine çıkacaktı. Yine de camiası dışındaki şöhreti, hiçbir zaman Eddy Merckx’le aynı isme sahip olmaktan ileri gidemedi. Bu durumdan hiç rahatsız olup olmadığını sorduğumuzda, “Eddy güzel bir isim” diye yanıtlıyor ve ekliyor: “En azından kötü bir adamın değil, bir efsanenin adı…”

Kendisi öyle dese de zaman zaman eşinin soyadını kullanarak, oluşabilecek ilgiden kaçtığı da sır değil. Bunu hatırlattığımız zaman, “İnsanlar bazen çok fazla soru sorabiliyor ve bu, her gün yaşamak isteyeceğiniz bir şey olmayabilir” şeklinde açıklıyor. Ülkenin en ünlü adamıyla aynı adı taşımanın getirdiği zorlukların en başında, bu yüksek alaka ile baş etmek var. Ancak işler çok seyrek de olsa tersine dönebiliyor. Öyle ki geçmişte turnuva oynamak için gittiği Meksika’da, kendisini tanıyan fakat bisikletçi Eddy Merckx’den bihaber insanlarla bile tanışmış ve bu duruma epey şaşırmış. İsim babasıyla tanışıp tanışmadığını sorduğumuzda, “İki kez ayak üstü sohbet ettik ama bilardoyla çok fazla ilgisi yokmuş” diye anımsıyor o kısa karşılaşmaları.

Telefonu kapatmadan önce son olarak, kendisinin bisiklete ne kadar ilgi duyduğunu soruyoruz. Verdiği cevap, bir zamanlar adını seçerken ülkenin en ünlü adamından ilham alan babasını hayal kırıklığına uğratacak cinsten: “Evde olursam ve sadece Fransa Bisiklet Turu varsa şöyle bir göz ucuyla bakarım, o kadar...”

Socrates Dergi