
Bilimsel Futbola Başlama Vuruşu: Sosyal Bilimlerin 'Ayaktopu' ile İmtihanı
8 dk
Sadece 150 yıllık bir geçmişi olan futbol, son yıllarda sosyal bilimlerin de gözdesi haline geldi. Akademi koridorlarında futbolun izlerini sürme zamanı...
Futbolun Profesörleri, Ordinaryüsleri
İtalyan toplumu kültürel olarak sıfatları cömertçe kullanır. Güzellik ve güzel olma temelli estetik kaygıların yansıması olan ‘Bello/Bella’ bir yana, akademik unvanlar da işinin ehli herkese takdim edilir. Öğretmen olan herkesin ‘Profesör’ olarak anılmasının yanı sıra, çok iyi kahve yapan, ızgarada üstüne tanınmayan, pizza hamurunu havalı bir şekilde açan kişiler de toplum gözünde profesör olarak takdis edilir ve bu unvanlarını gururla kullanırlar. Akademik unvan taşıma konusunda Türkiye’de ise futbol alanında Ordinaryüs Lefter Küçükandonyadis ayrı bir yere konmalı. 1981 yılında çıkan Yüksek Öğretim Kanunu ile lağvedilen bu unvana layık görülen Lefter, tüm renklerin üstünde bir yer edinmiş ve tabir yerinde ise unvanının hakkını vermiştir.
Her ne kadar futbol camiasının bir ordinaryüsü varsa da, akademik camianın profesörlerinin futbolu ciddi bir inceleme konusu olarak ele almaları pek kolay olmamıştır. Sosyal bilimlerin futbola akademik yaklaşım konusundaki çekincesi Türkiye’ye özgü bir durum değildir. Kıta Avrupası’nda 1980’lerin sonu 1990’ların başına kadar, futbol gayriciddi ve hafif bir konu olarak beden eğitimi ve spor çalışmaları üyelerine bırakılması uygun görülmüştür. Yaptığı çalışmalarla öncü rol oynayan ve bizlerin önünü açan Prof. Christian Bromberger’in tabiri ile akademik konuların tekne kazıntısı olarak görülmüştür futbol. Genç bir akademisyenin bu konuyla bilimsel olarak ilgilenmesi, en iyi ihtimalle meslektaşları tarafından tiye alınmakla, daha da kötü ihtimalle dekanları ve kürsü başkanları tarafından küçümsenmek ve kariyerlerinin lekelenmesi tehlikesini taşımaktaydı. Kat edilen bunca aşamaya, ortaya çıkan birçok önemli ve saygın çalışmaya rağmen, özellikle ülkemizde hala futbolun sosyal bilimlerin inceleme konusu olması açısından alınacak çok yol var. Ancak, akademiyi kurtarmaya kalkışmadan önce, genel olarak sosyal bilimler alanında futbol çalışmalarının gelişiminin ve önemli çalışma alanlarının bir üzerinden geçmekte fayda var.
Sadece Bir Oyundan Karmaşık Bir Olguya
Her ne kadar Tanıl Bora son dönemde, ‘futbol sadece futbol olsun’ şiarını savunsa da (Bora 2013), 1980’lerden itibaren yaşanan dönüşüm bu önermeyi en fazla temenni olacak hale getirdi. Sadece en popüler eğlence ve boş vakitleri geçirme aracı olmaktan öte, sosyokültürel ve ekonomik açıdan da futbol artık bir oyundan daha fazlası. Doğal olarak topluma bu kadar teneffüs eden bir olgunun sosyal bilimlerin dikkatini çekmesi de kaçınılmaz olmuştur. Bromberger’den devam edecek olursak, toplumun sıradan tutkusu olarak nitelendirdiği bu konunun, çalışma alanı insan ve toplum olan akademi tarafından daha fazla küçümsenmesi bilimsel çalışmanın temel şartlarını zorlamaya başlamıştır (1998).
Bilim insanı olmanın gereğini yerine getirerek futbolu çalışmaya başlayanların karşısına çıkan durum, futbolun sofistike, çok boyutlu ve karmaşık bir olgu olarak tek bir yaklaşım, kuram veya yöntem ile anlaşılmasının imkânsızlığı olmuştur. Bunun sonucu olarak da, farklı disiplinlerden farklı teorik ve yöntemsel tercihleri olan akademisyenler birer birer konuya el atmaya başlamışlardır. James Walvin, Tony Mason, Alfred Wahl, Paul Dietschy ve Richard Holt gibi tarihçiler her ne kadar sadece bir yüzyıllık geçmişi olsa da futbolun toplumu nasıl etkilediği ve nasıl bu kadar hızlı evrensel hale geldiğini inceleyerek akademi ile futbol arasında ilk bilimsel köprüyü kurmuşlardır. Burada önemli bir konu, bu tarihçi yaklaşımın Britanya üniversitelerinden doğması ve Sanayi Devrimi’nde olduğu üzere, kıta Avrupası ülkelerinin Britanya’nın hayli gerisinden girmesidir. Fransızlar nispeten daha erken uyanmış ve futbolu tarihsel bir konu olmanın yanı sıra, sosyolojik bir çalışma konusu olarak da ele almaya başlamışlardır. Bu alanda etkili olan temel itici güç ise, sosyoloji ve antropoloji konularında 1980’lerde özellikle Fransa’da yaşanan dönüşüm olmuştur. 1980’lerden başlayarak, özellikle antropoloji alanında, artık kayıp ve uzak olandan, yakın ve güncel olana bir kayma olmuş ve çağdaş yaşamın unsurları çalışılmaya başlanmıştır. Sonuç olarak, futbol da bu alanların ilgisini çekmiş ve önemli öncü çalışmalar ortaya çıkmaya başlamıştır. Ian Taylor, Norbert Elias, Eric Dunning, Patrick Murphy, John Williams ve onların önermelerini farklı şekillerde uygulayan birçok akademisyen, taraftar davranışları üzerine çalışarak çağdaş toplumun bu yeni olgusunu anlamaya ve açıklamaya çalışmışlardır.
Antropoloji ve Sosyal Egemenliği
İnceleme alanı sahadan tribüne kayınca, bir diğer deyişle taraftarların bir inceleme konusu olarak ilgi çekmesi sayesinde sosyoloji ve antropoloji alanları giderek futbolla daha fazla ilgilenir ve bilimsel çalışmalar üretir olmuştur. Bu noktada, futbolu sosyal bilim dünyasıyla tanıştıranlar tarihçiler olsa da, arayı yapan ve futbol çalışmayı kabul edilebilir hale getirenlerin sosyolog ve antropologlar olduğunu kabul etmemiz gerekmekte. Futbolun sadece taraftarlar değil, tüm toplum üzerinde ne tür etkileri olduğunu, ortaya çıkan aidiyet ve kimlik konularının karmaşıklığını, futbol üzerinden üretilen, yıkılan ve yeniden üretilen söylemlerin zenginliğini, kültürel ve ekonomik anlamda yaşanan dalgalanmaları inceleyen sayısız kaliteli çalışmanın ilk çıkış noktası 1980’ler ve 1990’lar boyunca sosyoloji ve antropoloji bölümleri olmuştur. Ülkemizde de tanınan ve çok satan spor kitapların yazarları da futbolu bu iki disiplinin jargonu ve araçları ile ele almışlardır. Simon Kuper, Franklin Foer, Alex Bellos ve Eduardo Galeano gibi yazarların incelemeleri tam olarak bilimsel olmasa da, akademik görünümlü çalışmalardır.
Sosyoloji ve antropoloji futbol üzerinden çalışmaları, özellikle kimlik ve kültür alanlarında devam etmiş ve yaygınlaşmıştır. Kültür çalışmalarının temelinde yer alan törenler, efsaneler, sosyal dramalar, lider ve kahraman mitosları futbol dünyasında da önemli bir yer tuttuğundan, mevcut teorilerin bu alana uygulanması kolay olmuştur. Keza aidiyet, totemler, ayinler, semboller, sembolik iletişim, sözlü efsaneler de işin içinde olunca, Desmond Morris’in 1981 yılında yayınladığı incelemesinde de belirttiği üzere bir ‘Futbol Kabilesi’nden bahsetmek mümkündür. Bu aşamada esas baraj kapaklarını açanlar ise 1997 yılında yaptıkları çok önemli bir derleme olan Entering the Field: New perspectives on world football ile Gary Armstrong ve Richard Giulianotti olmuştur. Bu çalışma karşılaştırmalı bir yaklaşım ile futbolun evrensel kodlarını analiz etmiş ve sonrasındaki birçok çalışmanın teorik ve kavramsal çerçevesini kurmuştur. Bu çalışma aynı zamanda uluslararası boyutu ile futbola biraz daha mesafeli duran siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler alanlarına da sinyal çakmıştır. Irkçılık, milliyetçilik, ulusal kimlik ve Avrupalılık gibi kavramların futbol üzerinden incelenmesi özellikle 1990’lardan itibaren hızla yaygınlaşacak ve siyaset bilimciler geç kalmanın verdiği telaş ile futbolu bir daha bırakmamak üzere ele alacaklardır.
Sosyal bilimlerde futbolun incelenmesinin zirve yaptığı bir diğer alan ise holiganizm olmuştur. Gary Armstrong (1998) veya Steven Frosdick ve Peter Marsh’ın (2013) artık başucu olmuş eserlerinde açıkladıkları üzere futbol holiganizmi, taraftarlığın şiddetli bir şekilde ifadesinin yanı sıra beraberinde yerel, etnik ve ulusal düzeylerde ayrımcılık ve milliyetçilik unsurları barındırmasından dolayı sosyal bilimcilerin iştahını kabartan bir konudur aslında. Gene Britanya, 1985 Heysel ve 1989 Hillsborough facialarının da etkisi ile bu alandaki çalışmalarda öncü rol oynamış ve teorik ve yöntemsel çalışmalara yön vermiştir.
Sınır Tanımayan Taraftarlar: Küresel Futbol
Son 15 yıllık dönemde ise, futbolun siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler alanında yükselişine şahit olmaktayız. Futbolun, küreselleşmenin bir sonucu olarak kuşatma altında kalan ve her gün sorgulanan kimlik tanımlarına yeni bir soluk getirme ihtimalinden hareketle, özellikle Avrupa futbolu üzerine birçok önemli çalışma yapılmakta. 1995 Bosman yasasının ortaya çıkardığı özel durumdan dolayı, hukukçuların da devreye girmesi ile futbol çalışmaları sosyal bilimlerle tam anlamıyla kesişmiş oldu. Bu noktadan sonra, uluslararası hukuki anlaşmazlıklardan tutun da, AB Komisyonu kararlarının yerel futbol ligine etkilerine, oyuncu hareketliliğinden Şampiyonlar Ligi’nin tam anlamıyla Hobsbawm’ın (1983) tarif ettiği icat edilmiş olan gelenek haline dönüşmesine değin geniş bir yelpazede çalışmalar yapılmakta. Bir Ankaralı’nın nasıl olup da hem Beşiktaş hem de Dortmund taraftarı olabildiği, bir taraftarın Alex de Souza’ya olan sevgisi nedeniyle Kadıköy’de yabancı bir ülkenin milliyetçi sembolü olan Brezilya bayrağını nasıl dalgalandırabildiğini, Mısır isyanlarında Al Ahly taraftarının rolünü, Dünya Kupası ev sahipliği ile yumuşak güç ilişkisine kadar farklı alanlardaki konular artık alanlarında saygı duyulan veya artık saygı duyulacak akademisyenler tarafından ele alınmakta. Tarih, antropoloji, sosyoloji, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkilere değindik, hukuka bile ucundan dokunduk, ama iki alanı sona bıraktık. Kısa bir yazının konusu olamayacak şekilde derinlemesine futbol çalışmalarına girmiş olan ekonomi ve işletme alanları. Futbolun ticarileşmesi ve sporda giderek yaygınlaşan ‘Amerikan Modeli’ (taraftar değil tüketici, aidiyet değil eğlence) nedeniyle, futbolun ekonomik boyutu da önemli bir çalışma alanı haline dönüşmekte. İnşaat sektöründen forma satışlarına, oyuncu transfer ücretlerinden yayın giderlerine kadar para ile iç içe geçmiş bu devasa yapıya bilim insanlarının kayıtsız kalması mümkün olamazdı. Ekonomi ve işletmenin yanı sıra, sosyal bilimleri asil ve havalı, sessiz ama cakalı evladı, felsefeye de değinmek lazım. Bu alanda da futbola kafa yoran, üzerine yazan çizen etkili bir ekip de söz konusu. Monthy Python komedi kumpanyasının artık bir klasik haline gelmiş filozoflar futbol maçı skeci malumunuzdur. Ama İngilizce bilenler için futbol ve felsefeyi bir araya getiren Ted Richards’ın Soccer and Philosophy: Beautiful thoughts on the Beautiful Game (Futbol ve Felsefe: Güzel oyun hakkında güzel düşünceler) kitabı bir başucu kaynağı olabilir.
Sonuç olarak, geç de olsa, futbolun bir araştırma konusu olarak taşıdığı değer sosyal bilimlerce keşfedilmiş ve günümüzde farklı disiplinler tarafından futbolun saha dışı etkenleri ve aktörleri üzerine kapsamlı araştırmalar yürütülmeye başlanmıştır. Sosyolojinin açtığı bu yoldan ilerleyen farklı disiplinlerden araştırmacılar, zaman içinde bu konunun ne kadar kapsamlı ve karmaşık olduğunu göstermişlerdir. Futbolun bir sosyal bilimler araştırma konusu olarak daha da yaygınlaşacağı, ancak konunun derinliği nedeniyle giderek çok disiplinli ve disiplinlerarası araştırmaların ağırlık kazanacağı iddia edilebilir.
Kaynakça:
Armstrong, Gary. 1998. Football hooligans: Knowing The Score. Berg Publisher Ltd.
Armstrong, Gary, ve Giulianotti, Richard. 1997. Entering The Field: New Perspectives on World Football. Berg Publisher Ltd.
Bellos, Alex. 2003. Futebol: Brezilya Tarzı Yaşam. İstanbul: Literatür.
Bora, Tanıl. 2013. “40 Kişi Bir Ankara İşi Söyleşisi”. Erişim tarihi 08/01/2015. http:// youtu.be/MT0MWZArPf0
Bromberger, Christian. 1995. Le match de football: Ethnologie d’une passion partisane à Marseille. Naples et Turin, Paris: Editions de la Maison des Sciences de l’Homme.
Bromberger, Christian (der.). 1998. Passions Ordinaires: Du match de football au concours de dictée. Paris: Bayard.
Dietschy, Paul. 2010. Histoire du football. Tempus Perrin.
Dunning, Eric, Murphy, Patrick, ve Williams, John. 1986. “Spectator violence at football matches: Towards a sociological explanation”. British Journal of Sociology 221-244.
Elias, Norbert ve Dunning, Eric. 1986. Quest for excitement: Sport and Leisure in the Civilizing Process. London: Blackwell.
Foer, Franklin. 2012. Futbol Dünyayı Nasıl Açıklar?. İstanbul: İthaki.
Frosdick, Steve, ve Marsh, Peter. 2013. Football Hooliganism. Routledge.
Galeano, Eduardo. 2006. Gölgede ve Güneşte Futbol. İstanbul: Can Yayınları.
Holt, Richard. 1989. Sport and the British. A Modern History. Oxford: Clarendon Press.
King, Anthony. 2003. The European Ritual. Aldershot: Ashgate.
Kuper, Simon. 1996. Futbol Asla Sadece Futbol Değildir. İstanbul: İthaki.
Mason, Tony. 1980. Association Football and English Society 1863-1915. Brighton: Harvester.
Monty Python, Philosopher Football Skit, Erişim tarihi: 08/01/2015. http://youtu.be/-2gJamguN04.
Morris, Desmond. 1981. The Soccer Tribe. London, Jonathan Cape.