
Dâhi
4 dk
2020 Olimpiyat Oyunları'nın ertelenmesi sadece Japonya'nın planlarını değiştirmedi. Efsane antrenör Jürgen Gröbler de emekli oldu.
Ağustos ayında, 74 yaşında emekliliğini açıklayan Gröbler, Britanya'da kürek sporunun elit seviyeye gelmesini sağlayan kişiydi. 1976'dan 2016'ya dek (Doğu Almanya'nın boykot ettiği 1984 hariç) Gröbler'in antrenörlüğünü yaptığı en az bir sporcu olimpiyat altını kazandı. Bu durum ona 'olimpiyat tarihinin en başarılı antrenörü' unvanını da getirdi. Doğu Alman spor adamı, sadece Büyük Britanya ile 20 olimpiyat şampiyonluğuyla toplam 33 altın madalya sevinci yaşarken, dünya şampiyonalarında 23 madalya gördü.
2020 Tokyo sonunda görevinden ayrılmayı planlayan Gröbler, oyunların pandemi nedeniyle bir sene ertelenmesinin ardından fikrini değiştirdi, profesyonel antrenörlüğe başlamasının ellinci yıldönümünde emekli oldu. İşin aslı, yolun başında, Magdeburg doğumlu Gröbler'in gönlünde televizyon kameramanı olmak vardı. Ama bekleme listesinin uzunluğundan dolayı Leipzig Üniversitesi'nde spor bilimleri okumaya karar vermişti. Aldığı eğitimi antrenörlük üzerinde uygulamayı bildi. Her Doğu Alman antrenör gibi Gröbler de dopingin, steroidlerin gölgesinde çalıştı. Onun öğrenci olduğu enstitü, politbüro emriyle çalışan Doğu Almanya Spor Doping Programı'nın ana gemisiydi. Aynı zamanda Doğu Alman Gizli Servisi 'Stasi'nin muhbirlerinden biriydi. Gröbler o dönemle ilgili olarak, "Doğu Almanya'da olanlarla yaşamalıydım. Yanlış yerde doğdum. Uzaklaşmam mümkün değildi" diyor.
Başarısının nedeninin içinde bulunduğu sistemden çok antrenörlüğüne bağlı olduğunu göstermek için taşındığı İngiltere'de küreğe sadece yeni fikirler getirmekle kalmadı. Ağırlık çalışmaları, spor salonu testleri, egzersizler ve irtifa eğitimi; Britanyalı kürekçilerin daha önce görmediği antrenman yöntemleriydi. İlk başta yadırgasalar da daha sonra uyum sağlamalarıyla başarılar peşi sıra gelecekti. Steve Redgrave ve Matthew Pinsent ikilisiyle 1992'de aldığı olimpiyat şampiyonluğu, Britanya'ya kazandırdığı ilk olimpiyat madalyası oldu. Redgrave ve Pinsent, yıllar içinde kürek sporunun en başarılı isimleri arasına adlarını yazdırdı.
Alman antrenör, İngiltere'ye ilk taşındığında sabıkalı geçmişi tartışmaları beraberinde getirdi belki ama o kullandığı tekniklerle bunları aşmasını başardı. Gröbler'i farklı kılan özelliklerinden biri, üst düzey sporun acımasız olabileceğini iyi bilen pragmatik bir insan olmasıydı. Sporcularla yaptığı antrenman kamplarında onların limitlerini zorladıktan sonra bir fincan çay ve bir dilim kek eşliğinde hayatın başka alanlarına dair sohbet etmeyi severdi.
Alex Ferguson'ın büyük bir hayranı olan Gröbler, bunu meslek yaşamına da yansıtmıştı. Tıpkı Ferguson gibi teşvik ettiği önemli değerler vardı: Kendi kendini analiz etmekten motivasyon yaratmaya, standartların belirlenmesinden beklenti kültürüne... Zamanla ona "Küreğin Alex Ferguson'ı" denmeye başladı. Bir yandan da Gröbler çılgınlıkları severdi. Uyumlu, başarı kazanmış takımları bozarak yeni takımlar oluştururdu. Her zaman meydan okumayı ve kendini zorlamayı seven deneyimli antrenör, "Önemli olan geçmişim değil, önemli olan bir sonraki adım" diyerek bu durumu izah ediyordu. Zorlukları aşmaktan hiç vazgeçmedi. Büyük Britanya, 2000 Sidney ve 2016 Rio'da hem dört tek hem de sekiz tekte olimpiyat altını kazandı. Bunu ancak Gröbler gibi bir antrenörün sporcuları başarabilirdi.
Yarım asırlık antrenörlük kariyerinde eleştirel bir kültür yaratmak için çabalayan Alman antrenör; etkileyici, dirençli insanlara dönüşmesine yardım ettiği ve onu dâhi olarak adlandıran onlarca sporcu tarafından saygı görmeye ve hatırlanmaya her zaman devam edecek.
