
Geleceğin Yıldızları: #26 - #30
4 dk
Bu listede farklı nedenlerle seçilmiş 30 sporcunun irili ufaklı portrelerini okuyacaksınız. 1 Ocak 1993 sonrası dünyaya gelen bu isimleri yan yana sıralayan şey ise kendi dallarında birer efsaneye dönüşme ihtimalleri olması. Bazıları hâlihazırda yaptıkları işin en iyisi, bazıları da henüz yolun ortasında. Ama şimdiden birçok genç sporcuya ilham verdikleri bir gerçek.
#26 Zhu Ting
Zhu Ting, Ankara’da düzenlenen 2011 Yıldız Kızlar Dünya Voleybol Şampiyonası’ndan boynunda gümüş madalyayla ayrılırken tahminen çoğumuz bir gün bir Türk kulübüyle altın madalya(lar) kazanacağını hayal edemezdik. VakıfBank’ın 1994 doğumlu smaçörü Zhu, nispeten geç bir yaşta başladığı voleybolda adını hızlıca duyurmayı başardı. Çin A Milli Takımı’na katıldığı 2013 senesinden itibaren çok sayıda bireysel ödül topladı. Bunların belki de en kıymetlisi, kariyerinin ilk olimpiyat tecrübesi 2016 Rio’da takımını altın madalyaya taşırken ‘En Değerli Oyuncu’ ödülüne layık görülmesiydi.
Kariyeri şimdiden çok parlak, hücum gücü nefes kesici ve asıl güzel haber, Zhu daha 23 yaşında. Yüksekliği rakiplerini çaresiz bırakıyor, her topa gözü kara sıçrıyor. Sahanın herhangi bir noktasından harika sayılar üretebiliyor. Gözü karalığını, Asyalı meslektaşlarının aksine genç yaşta ülkesini bırakıp İstanbul’a yerleşebilmesiyle de gösteriyor. O artık, 2016’dan beri giydiği VakıfBank formasıyla Türk voleybolunun sevilen bir yüzü.
2020 Tokyo’da dolabına bir olimpiyat madalyası daha ekler mi, VakıfBank’la bir sezon daha harikalar yaratır mı, rakip bloğun daha yukarısından vurabilir mi? Henüz 23 yaşında ‘daha’ dedirten Zhu’nun kariyeri ileride yapacaklarının teminatı mıdır, hepsini birlikte göreceğiz. Şimdilik fazla merakı bir kenara bırakalım ve voleybolun ‘Zhu’lu şimdiki zamanı’na şahitlik etmenin tadını çıkaralım... / Göksu Bulut
#27 Abdulrashid Sadulaev
Abdulrashid Sadulaev, bir popüler kültür ikonu sayılmaz. Giyim tarzıyla kitleleri peşinden sürüklemiyor veya reklamlarda oynaması için global firmalardan teklifler almıyor. Twitter’da ve diğer birçok sosyal medya platformunda yok. Sadece, “Daha güçlü bir Rusya için” diyerek Vladimir Putin’e oy istediği fotoğrafını koyduğu ya da Şeyh Şamil’in doğum gününü kutladığı bir Instagram hesabı faaliyette. Sports Illustrated’ın kıdemli yazarlarından S. L. Price, 2016 Rio zamanı kaleme aldığı profilde şu ifadeleri kullanmıştı: “Dünyanın en iyi güreşçisi Sadulaev, çok hoşuna gitmese de ‘Rus Tankı’ lakabıyla anılıyor. Henüz 20 yaşında olmasına rağmen; 86 kilo serbest stilde şimdiden bir olimpiyat altını, iki dünya ve bir Avrupa şampiyonluğu kazanmış durumda. Kendi itirafına göre, hayattaki tek eksiği evlenmemiş olması ve Rio sonrası bunu da başarmayı umuyor.”
2013 Kasım-2016 Ağustos arası çıktığı hiçbir resmi müsabakayı kaybetmeyen, üst üste 56 maç kazanan 1996 doğumlu Sadulaev, Rio’daki olimpiyat oyunlarından sonra dünya evine girdi ve… Sıklet değiştirdi. 97 kiloya çıkan Dağıstan asıllı güreşçi, Paris’teki 2017 Dünya Güreş Şampiyonası’nda ise 97 kilonun son olimpiyat ve dünya şampiyonu, ABD’li Kyle Snyder’e ‘Yüzyılın Maçı’ diye anılan finali kaybetti ve dört yıllık namağlup unvanını minderde bıraktı. Paris’ten beş ay sonra 92 kiloya düştüğü görülen Sadulaev hakkında şimdi, “Fiziği 97 için yeterli değil” tartışmaları var. Antrenörü Shamil Omarov ise şöyle diyor: “Abdulrashid bir süre 92 kiloda kalabilir. Ancak daha hafif sıkletlerde başarılacak bir şey kalmadı. Güçlenip 97 kiloda yeni dünya ve olimpiyat şampiyonu olmayı hedefliyoruz. Tank, daha da büyümek istiyor.” / Uğur Ozan Sulak
#28 Gabriel Jesus
Brezilyalı antrenör Jose Francisco Mamede, çocuk yaşında tanıyıp işlemeye başladığı Gabriel Jesus'un profesyonel olacağını, milli takıma yükseleceğini ve Avrupa'da önemli bir takıma transfer olacağını biliyordu. Tahminlerinde yanılmadı. Jesus, 18 yaşını doldurmadan profesyonel sözleşmeyi imzaladı ve çok geçmeden Avrupa'nın devlerini de peşine taktı. Transfer yarışının galibi, yaklaşık bir yıl boyunca girişimlerini sürdüren Manchester City oldu. 2016-17 sezonunun devre arasında İngiltere'nin yolunu tutan 1997 doğumlu forvet, Premier Lig'e olağanüstü bir başlangıç yaparken milli takımı adına da Dünya Kupası elemelerinin en golcü Brezilyalı oyuncusu oldu. Mamede'nin şimdi yeni bir öngörüsü var: Gabriel Jesus'un üç yıl içinde Ballon d'Or ödülünün sahibi olacağı… / Atahan Altınordu

#29 Jordan Spieth
1993 doğumlu Justin Thomas, 2017’de PGA Tur’un galibini belirleyen FedEx Kupası’nın sahibi oldu. Bunu yaparken beş turnuva şampiyonluğuna ulaştı ve içlerinden birisini de golfün dört büyük organizasyonundan biri olan PGA Şampiyonası’nda elde etti. Sporu için genç denebilecek bir yaşta gelen bu sıradışı performansın arkasında tabii ki müthiş bir yetenek, kararlılık ve adanmışlık vardı ama Thomas’ın başarısında payı olan bir büyük motivasyonu da unutmamak lazım: Çocukluk arkadaşını ve ezeli rakibini yakalamak. Zira 13 yaşında oynadıkları Junior All-Star turnuvasında, 2012 NCAA Şampiyonası’nda ve PGA’de geçen ilk yıllarda hep o bir kişinin gölgesinde kalmıştı...
“Çok yakın seviyelerdeydik ama ben daha erken tecrübe kazandım” diyen Jordan Spieth, bu dostça rekabetin diğer tarafındaki isim. Yaşıtı Thomas’tan iki sene önce, onun spektaküler sezonundan daha iyisine kendisi imza atmıştı. FedEx kupası, iki tanesi majör olmak üzere beş turnuva şampiyonluğu ve dünya 1 numarası payesi… Spieth henüz 22 yaşında, Tiger Woods’a bile nasip olmamış bir noktadaydı. Genç ve iyi görünümlü oluşu onu son derece pazarlanabilir bir figür yapıyordu. Müthiş kısa oyunuyla da golf severlerin nostaljik tarafına dokunmuştu. Aradan geçen üç yılda Spieth, 2015’teki ‘uzay’ seviyesini bir miktar kaybetti ancak Woods sonrası dönemin hükümdarı olma şansı hâlâ en çok ona veriliyor. Tabii Thomas da hem dev mirasın hem de yakın arkadaşının peşini asla bırakmayacak gibi görünüyor. / Aras Yetiş
#30 Dak Pescott
Bugün bir NFL takımını baştan inşa edecek olsak, quarterback pozisyonu için en güçlü isim Tom Brady olur. Hatta kabul edelim, hepimiz Tom Brady’yi seçeriz. Ancak öyle görünüyor ki ileride bu konuda pek çok kişinin tercihi Dak Prescott olacak. Prescott, 2016’da Dallas Cowboys tarafından draft edildiğinde, çaylak sezonunda Tony Romo’nun arkasında ikinci opsiyondu. Aynı yıl, bir sezon öncesi maçında Romo sakatlanınca, Prescott formayı beklediğinden erken sırtına geçirdi ve takımını play-off potasına taşıdı. Kendisinden böylesine üst seviyede bir performans beklenmezken, atletik yapısı ve oyunu okumadaki kusursuz yeteneğiyle öne çıkarak yıllardır profesyonel seviyede oynuyormuş hissi uyandırdı. / Kaan Demirel
