
Hangi Nick?
4 dk
Nick Kyrgios günümüzün en yetenekli tenisçilerinden biri. Fakat bu cümlenin ardından beklenenden az başarı ve haddinden fazla tartışma geliyor.
Eğlenmek, kızmak, anlamaya çalışmak, anlam verememek, "Bu kadar da olmaz" demek… Bunlar, Nick Kyrgios'u takip eden bir izleyicinin kısa süre içerisinde deneyimleyebileceği hislerden sadece bazıları. Profesyonelliğin ayyuka çıktığı, sosyal medyanın yarattığı görünürlüğün ve doğrudan geri bildirim alabilme gücünün hemen her sporcuyu muma çevirdiği bir dönemdeyiz. Dolayısıyla genç Avustralyalı için istisnalardan birisi diyebiliriz. Uzun yıllardır üç tane örnek yüz tarafından hâkimiyet altına alınmış erkek tenisinde çıkıntılık yapması da talihsizliği olabilir. Kyrgios eğer 70'lerin ya da 80'lerin spor atmosferinin bir parçası olsaydı şu an efsane olarak hatırlanıyor olabilirdi. Günün birinde bu payeyi taşıyıp taşıyamayacağı ise şimdilik ciddi bir muamma…
Yetenek anlamında hiçbir eksiği yok. Hatta rakiplerinin büyük çoğuyla kıyasladığımızda fazlası olduğunu dahi söyleyebiliriz. Ancak Kyrgios için de potansiyelinin gereğine ulaşamamış sporculara söylenen, "Yeteneğine ihanet ediyor" klişesi sık kullanılıyor. Bu ihanetin boyutuna sayılarla bakalım: Avustralyalı altı yıldır devam etmekte olan profesyonel kariyerinde sadece altı tane turnuva kazandı. İki Grand Slam çeyrek finali gördü ve dünya sıralamasında 13'üncü basamağa kadar yükseldi. Kötü mü? 1995 doğumlu alelade bir tenisçi için yüksek sesle "Kesinlikle değil" diyebilirdik. Öznenin Nick olduğu mevcut denklemimizde ise durum farklı. Eğer Kyrgios; belli başlı büyük maçlarda gösterdiği direnci, tenis yaşamının bütününe yaymış olsa bambaşka şeylerden bahsediyor olabilirdik.
Şu ana dek üzerine konuştuğumuz şeyler ise daha çok Kyrgios'un ölçüsüz davranışları hakkında. Zira tartışmalı yıldızın vukuatlar listesinde bazı maçlarda yeterli eforu vermeme, rakiplerine küfür etme, hakemle tartışma ve daha niceleri mevcut. Üzücü olan ise kort üstünde yapmaya muktedir olduklarının, sayısı hayli fazla olan bu sivrilikleri tarafından gölgeleniyor oluşu. En güncel örnek, Nick geçtiğimiz günlerde Cincinnati Masters'tan elenirken yaşandı. Dolayısıyla Karen Khachanov karşısında 1-0 önde olduğu maçın kontrolünü yitirişi, kırdığı raketler ve hakem Fergus Murphy'ye ettiği hakaret şimdilik ona dair son hatıramız. Üzücü olan da bu yaşananlardan kısa süre önce Washington'da kazandığı şampiyonluğun ve oynadığı harika tenisin yine ikinci planda kalışı.
Siz bu satırları okurken Nick Kyrgios, Amerika Açık'ın ilk turlarında, hem de herhangi bir çaba sarf etmeksizin çoktan kaybetmiş olabilir. Ancak bir ihtimal daha var ki o da Avustralyalı tenisçiyi bunca falsosuna rağmen hâlâ gündem maddelerinden yapıyor. Onu izlemeyi hem çileli hem de keyifli yapan şey, bir sonraki maça hangi Nick'in çıkacağını tam olarak bilememek. Kazanan mı yoksa dağıtan mı…
