Keskin Dev

10 dk

Joel Embiid parkede eski tip uzunlardan esintiler sunarken saha dışında ise kısa sürede fenomen olan yeni bir yıldız. O, zamanımızın bir kahramanı.

Joel Embiid, NBA'in yeni nesil süper yıldızlarından biri. Yeni derken hem yaşı hem de öne çıktığı alanlar itibarıyla yeni. Embiid ligin belki de klasik anlamda etkili olan son uzunu. Nesli tükenmekte olan klasik pivot tipine en yakın isim. Sahada boyalı alanı domine ediyor. Ama belki de o dev fiziğinden daha fazla dikkat çektiği alan sosyal medya.

Gerçek bir sosyal medya fenomeni Embiid. Sırf öne çıkmak için türlü maymunluklar deneyen çakma fenomenlerden de değil. Nasıl boyu ve vücut koordinasyonu basketbolda yıldız olmak için tüm yetenekleri ona bahşetmişse, içgüdüleri ve keskin zekâsı da sosyal medyada başarılı olmak için biçilmiş kaftan. Elbette yetenek ancak çalışmayla beceriye dönüşür. Ve Embiid'in çok emek verdiğine, iki alanda da iyi çalıştığına emin olabiliriz.

'Sevimli Dev' kimliği sıradan insanlara hep çekici gelmiştir. Devasa boyutlardaki karakterlerin biz normal ebattaki (kendimi kast etmiyorum, sözüm sıradan fizikteki okurlara) insanlara yabancı, biraz da ürkütücü gelen tarafları var. O dev canlıların da herkes gibi sakarlık yapması, eğlenmesi, hatta saçmalaması çok sevimli geliyor. Devasa fizik ama yumuşacık bir kalp... Harika bir kombinasyon. Hulk'un vahşi ama şuursuz hâlleri bile ancak sakarlık yaptığı zaman sempatik bir hâl alıyor.

Basketbol gerçek hayattaki en büyük devlerin doğal yaşam alanı. O koca adamların bir de insani tarafını görünce yüreğimiz daha bir ısınıyor. Fiziğiyle dünyaları deviren, biraz haksız rekabet yaratan o devler insani taraflarını gösterince daha kolay "Ya ne tatlı" diyoruz. Bir taraftan devler biraz da mecburlar sevimli olmaya. Toplumun o ürkme ve yabancılaşma içgüdüsünü aşmak için bir şekilde "Ben de sizin gibiyim, korkmayın" mesajını vermek zorunda kalıyorlar çoğu zaman. Basketbolcuların buna pek ihtiyacı yok elbette. Onlar çalıştıkları alanın bir gerekliliği ve değeri olarak büyükler. Sadece işlerini iyi yaparak da büyüklüklerini kabul edilebilir hatta takdir edilebilir hâle sokabilirler. Ama bir de sevimlilerse o zaman gönüllerdeki yerleri başka oluyor. Bu akımın en kült temsilcisi elbette Shaquille O'Neal. Shaq basketbolcu olmasa da müthiş bir şovmen olurdu, orası kesin. Basketbolu bıraktıktan sonra bile hâlen onlarca reklamda oynaması, pek çok markanın yüzü olması boşuna değil. Esprili, sakar, eğlenceli.

Embiid de Shaq ekolünden geliyor. Ama onun duruşu biraz daha farklı. O, Shaq'in şovmenlik eksenli hâllerinden daha çok mizah tarafından ulaşıyor bize. Shaq eğer Jim Carrey ise Embiid daha çok Cem Yılmaz. Shaq daha çok biraz da zamanın araçları gereği televizyon ve büyük gösterilerde kendini gösterirken Embiid'in hareket alanı sosyal medya. Ve Embiid sosyal medyada boyalı alandan bile daha dominant.

Daha NBA'e ilk geldiği günden beri adından söz ettirmeyi başardı Embiid. Elbette çok büyük bir yetenek olduğu biliniyordu ama 2014'te üçüncü sırada draft edildiği zaman bile sakatlık riskinin büyüklüğü ana konuydu. Kansas Üniversitesi'ndeki tek yılında hem bel hem ayak sakatlıkları ile karşılaşınca draft öncesi herkeste bir tedirginlik yaratmıştı. Nitekim pek çoklarına göre ilk sırada seçilme adayıyken ilk 10 dışında kalma ihtimali bile belirdi. Herkes "Bu riski kim alacak?" diye beklerken dönemin Philadelphia 76ers Genel Menajeri Sam Hinkie seçti Embiid'i. Philadelphia'yı tamamen kaybetmeye odaklayan, draft zamanı geldiğinde de garanti ama sınırlı seçimler yerine riske girerek büyük fark yaratacak isimlere yönelen Hinkie için ideal bir seçimdi bu.

O meşhur sakatlık riskleri draft olur olmaz kendisini gösterdi. Kamerunlu uzun, ayak bileği ve belindeki ağrılar nedeniyle iki sene tedavi gördü. Katar, Fransa ve Japonya'da değişik kliniklere gitti. 2.13 boyundaki oyuncunun böylesi riskli ve tekrar etme ihtimali yüksek sakatlıklarla sahaya çıkamayacağı düşünülüyordu. Bitmeyen tedaviler de bu karamsarlığı destekledi. Fakat daha bu süreçte bile Embiid'in saha dışında ne kadar özel biri olduğunun ipuçlarını gördük. Sosyal medyada tedavisinden esprili paylaşımlar yapıyordu. Beraber tedavi olduğu Javier Pastore ile futbol oynadığı görüntülerin altına "Boyum bana ilk kez engel oluyor" yazabiliyordu. Elbette bunlar sosyal medyanın toksik ortamında büyük oranda felaket karşılıklar aldı. "Tedavisini ciddi yapmıyor"dan başlayıp "Git futbolcu ol, bu kafayla yürüyemezsin bile. Zaten yürüdüğün de şüpheli"ye uzanan tepkiler aldı. Her gün daha da şüpheyle bakılan, hiç sahaya çıkmadığı için bir süre sonra da hem ümit hem de ilgi kesilen bir figür oldu.

Sam Hinkie'nin Philadelphia 76ers genel menajerlik koltuğunda otururken kulübe kazandırdığı slogan: Trust the Process (Sürece Güven)

Sam Hinkie'nin Philadelphia 76ers genel menajerlik koltuğunda otururken kulübe kazandırdığı slogan: Trust the Process (Sürece Güven)

2016-17 sezonunda ilk kez sahaya adım attı. Pota altında bir canavar olduğu ilk maçlardan ortaya çıktı. Ama rehabilitasyonun bir parçası olarak 25 dakika sınırıyla oynuyor, üst üste gelen maçlarda ise forma giymiyordu. Ancak sezonun ilk yarısında ne kadar etkili olduğunu gösterdi. 31 maçta; 25.4 dakikada 20.2 sayı, 7.8 ribaund, 2.5 blok ortalamaları yakaladı. Maalesef tam All-Star arası öncesi menisküs yırtığı nedeniyle üç hafta sahalardan uzak kalacağı açıklandı. Akabinde Sixers, rehabilitasyon amacıyla Embiid'in sezonu kapattığını duyurdu. Elbette "Bu adamın yetenekli olduğunu biliyoruz ama sağlıklı kalması imkânsız" lafları peşinden geldi. Bu arada çaylak (teknik olarak üçüncü) sezonunda iyi oynadıkça Embiid'in sosyal medya fenomenliği de alıp yürümeye başladı. Anime referansları ile rakiplerine takılması, Twitter ve Instagram'da alakasız muhabbetlere salça olması yavaş yavaş dikkat çekti. Ancak hiç sosyal medya maymunu olmadı. Her noktada bir nükteyle, farklı bakış açısıyla zeki ve sıradışı olduğunu gösterdi. Espri yapmak, dikkat çekmek o kadar da zor bir şey değil elbette. Ama bunu zekâ ile yapınca fark yaratılıyor. Embiid keskin bir zekâsı olduğunu ilk günden itibaren ispatladı. Sosyal medyada ilk büyük dikkat çekişi ise Rihanna'ya 'yürümesi' sayesinde oldu. Nitekim magazin her zaman daha çok ilgi toplar. NBA'de adını duyurmaya başladıktan sonra zaman zaman Rihanna'nın paylaşımlarına yorum yapan Embiid en sonunda çaylak maçına seçildikten sonra "Benimle yemeğe çıkar mısın?" diye mesaj attı. Rihanna "Hele bir All-Star ol da bakarız" diye yanıt verince Embiid coştu ve "Bunu söz olarak alıyorum" yanıtını verdi. Hâliyle Twitter çıldırdı. Ancak çaylak sezonu yarım kalınca tüm o saha içi ve dışı şöhret de bir anda söndü. Pek çok kişi sağlıklı bir kariyeri olmasına imkânsız gözüyle bakıyordu. Sakatlıktan iki sezon kaçırmış, fiziği nedeniyle sağlık riski yüksek Embiid'in ilk yılında üstelik tam yüklenme yapılmadan 31 maçta kalması üzerine yargıyı verdi. Yeni Greg Oden damgasını yedi. Hele sakatken bir konserde zıplaya zıplaya dans etmesi onun ciddiyeti konusunda da soru işaretleri yarattı.

Lakin Embiid'in ne kadar çalışkan olduğunu sorgulamak pek de gerçekçi değil aslında. Basketbola 15 yaşında ülkesi Kamerun'da sadece boyu uzun olduğu için başlayan genç yıldızın üç yılda NBA'e yükselecek çalışmayı sergilemesi iş ahlakına daha iyimser bakmamızı gerektiriyor. Bu arada onu Kamerun'dan çıkaran vatandaşı Luc Mbah a Moute'ye de teşekkür etmeliyiz. Onun basketbol kampında keşfedilen Embiid'i bir sene sonra ABD'de liseye getiren ve ona kol kanat geren hep Mbah a Moute'ydi.

Nitekim bu sakatlığı sırasında da çok iyi çalıştı Embiid. Ve sahalara daha da iyi döndü. Artık hem sağlıklı hem de çok iyiydi. Dakika sınırlaması 30'a gevşetildi. Üst üste maçlarda yine dinlendirilse de artık kendini bulmuştu. 30.3 dakika ortalamada 22.9 sayı, 11 ribaund, 3.2 asist, 1.8 blok ortalamaları yakaladı. Daha da önemlisi yıllardır ligin dibinde gezinen Philadelphia'yı Doğu Konferansı'nda dördüncü sıraya taşıdı. Bunu yaparken de yeniden yapılanma adına takımı en dibe iten Sam Hinkie'nin vizyonunu özetleyen "Trust The Process" (Sürece Güvenin) sloganını benimseyip kendisine "Süreç" demeye başladı. Hinkie, NBA yönetiminin de dayatmaları sonucu ligin marka değerine zarar verdiği gerekçesiyle o yaz 76ers tarafından kovulmuştu. Tam yılların acılarının meyvelerini almaya başlayacağı sırada... Embiid'in bu tercihleri ve Hinkie'yi sahiplenmesi goygoycu, komik dev imajına gerektiği noktada duruş sergileyebilen bir saygınlık da ekledi. O sezon, ilk kez All-Star da oldu ve elbette Rihanna'ya anında sözünü hatırlattı. Yemeğe de çıktılar. Bir yanda goygoy, eğlence, içgüdüsel olarak gençliğini yaşayan sevimli dev; diğer yanda ise prensiplerinden ödün vermeyen, gerektiği yerde ciddiyet ve ağırlığını koyan komple bir karakter oluverdi.

Elbette Embiid en büyük ağırlığı ve ciddiyeti parke üzerinde gösterdi. Sağlıklı ikinci sezonunda Tim Duncan fundamentaline sahip bir Shaquille O'Neal etkisi yarattı. Eski jenerasyon pota altı devleri gibi fiziğiyle içeride hakimiyet kurduğu kadar temiz basketboluyla dripling üzerinden de oyun oynayabileceğini hatta üç sayı atabileceğini kanıtladı. Saha içinde kazanma odağını, hırsını asla kaybetmedi. Sosyal medyada da artık rakiplerine takılan ama sahada bunun hakkını veren bir oyuncuydu. Yeni çağın 'trash talk' modeli oldu. Hem sert, iddialı konuşup hem de bunun altını doldurdu.

Bildiğiniz gibi 'trash talk' Michael Jordan'ın aurasının en temel ögelerinden biridir. Merkezinde de şu vardır: Rakibe önce sözle meydan okumak sonra da bunu sahada desteklemek. Embiid aynısını sosyal medyada herkese karşı bir iddia ve meydan okuma olarak sergileyip bir de bunu sahada hayata geçirdi, geçiriyor. Bahsi geçen alanda da zekâsını konuşturan ince işlere imza atıyor. Lonzo Ball'un üzerinden smaç bastığı bir fotoğrafı paylaşıp konumu 'Lavar, Fas' yaparak Lonzo'nun çok konuşan babasına salça oluyor. Andre Drummond'ın karşısında bir fotoğraf paylaşıp konuma emlak bürosu yazıyor (Detroit Pistons oyuncusu Drummond için maçtan önce "Kafasının içine girdim, orada artık gayrimenkulüm var" demişti.) Bunun gibi sayısız örnek dökebiliriz ortaya. O kadar ki Embiid'in en önemli özelliği sorulduğunda artık "Instagram konumları" yanıtı alıyorsunuz. En son Draymond Green de aynen bu yanıtı verdi.

Embiid şu anda üçüncü sezonunda. Kadrosunda dört All-Star seviyesinde oyuncu olan takımın lideri ve süper yıldızı. MVP yarışında aday. 27.3 sayı, 13.5 ribaund, 3.5 asist, 1.9 blok ortalamalarıyla oynuyor. Sakatlık riskini büyük oranda azaltmış görünüyor. Ligin en komik, en dominant, en zeki, en ulaşılabilir, en iyi isimlerinden biri. Aynı zamanda çok çok özel bir karakter. Şovmenlikle oyunculuk arasındaki dengeyi kurabilmiş nadir isimlerden biri. Embiid'i özel kılan da bu. Sevimli dev değil sadece. Keskin ve yıkıcı bir dev. Her anlamda.

Socrates Dergi