
Koleksiyoner
7 dk
Bahar Çağlar, 21 yaşındayken Türkiye’de Euro Cup’ı kazanan ilk takımın kadrosundaydı. Daha sonra EuroLeague’i koleksiyonuna ekledi. Bu sezon ise takımıyla üç kupada birden kazandı. Kendisiyle dünü, bugünü ve yarını konuştuk.
Yakın Doğu Üniversitesi, sezon başında sizi ve sizin gibi önemli isimleri kadroya dahil etti. Kulüp nasıl bir proje getirdi ve sizi nasıl ikna etti?
Dokuz yıldan beri Galatasaray’da oynuyordum ve bu yüzden teklif geldiğinde karar vermem çok zor oldu. Korkularım ve endişelerim vardı. Hatta takıma katıldıktan sonra bunu Işık (Eyigüngör) Abi’ye de söyledim. Çok alışmış olduğum bir yerden tamamen yeni bir yere gidecektim. Transfer dönemindeki konuşmalarda takımın hedeflerinden, gelen oyuncuların karakterlerinden ve nasıl bir aile ortamı yaratılacağından bahsedildi. Benim için takımın karakteri çok önemlidir. Daha iyi ve daha çalışkan oyuncularla beraber oynamak insanı heveslendirir. Bu ortamın sunulacağını anladığımda, buraya gelmeye karar verdim.
Peki, size sunulan hedefler sezon öncesinde gerçekten üç kupayı da kazanmak üzerine miydi? Yoksa bir geçiş sezonu mu bekliyordunuz?
Yeni oluşan bir takım her zaman risk taşır. Uyumun nasıl olacağı, takım kimyasının yaratılıp yaratılamayacağı merak edilir. Fakat Euro Cup, sezon başından beri en büyük hedefti. Kesinlikle o hedefin üzerine gidecektik, o kupayı kazanmak için her şeyi yapacaktık. Tabii ki sezon ilerledikçe ve takım kenetlendikçe, Türkiye Kupası ve lig şampiyonluğu hevesi de bariz hâle geldi.
Euro Cup’ta yarı finale dört Türk takımı kaldı. Bu sizin için avantaj mıydı?
Bu, kadın basketbolumuz adına çok güzel bir senaryoydu. Dört tane Türk takımı Avrupa’da yarı final oynayacaktı ve kupa her türlü Türkiye’ye gelecekti. Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’nde her takımın bir diğerini yenebilecek gücü var. Bu sezon da her maç çok çekişmeli ve zorlu geçti. Biz de o nedenle konsantrasyonumuzu hiçbir şekilde kaybetmedik. Tek bir hedefimiz vardı; o da Avrupa şampiyonu olmaktı.

Daha önce Euro Cup’ı Galatasaray ile de kazanmıştınız. İki başarıyı birbiriyle kıyaslamanız mümkün mü?
Kesinlikle farklı şeyler hissettim. İlkinde çok gençtim, tecrübem azdı. Takımda önemli ablalarımız vardı, hepsi de örnek aldığım sporculardı. Onlarla o kupayı kazanmak ve tuttuğum takımla birlikte kupayı Türkiye’ye getirmek çok gurur vericiydi. İkincisinde ise daha tecrübeliydim, hedefler belliydi, takıma daha belirgin bir katkıda bulunuyordum.
Fenerbahçe erkeklerde Euroleague şampiyonu olmuşken, Euroleague şampiyonluğu yaşamış bir sporcu olarak, o hissi, kıtanın en büyüğü olmayı tarif edebilir misiniz?
Siz daha soruyu sorarken bile aklıma o gün geldi. Çünkü o duygu hiç unutulmuyor. Zaman zaman insanlar soruyor ve ben de sanki final maçını dün kazanmışız gibi cevap veriyorum. Takım arkadaşlarımla konuştuğumda, onların da aynı hisleri taşıdıklarını fark ediyorum. Sonuçta, Avrupa’nın en büyük kupasını, kulüp ve ülke olarak ilk defa kazanmıştık. Heyecan ve gurur verici bir başarıydı.
Galatasaray’ın 2000 yılında UEFA Kupası’nı kazanan kadrosundaki bazı oyuncular, başardıkları şeyin büyüklüğünü maçtan sonra değil de ertesi gün İstanbul’a dönünce fark ettiklerini söyler. Sizde de böyle bir şey oldu mu?
Biz aslında o sezon grup maçlarına yenilgilerle başladık. Sonrasında çaprazdan gelen rakiplerimize karşı çok farklı bir ivme yakaladık. Yarı finalde Ekaterinburg'a karşı bir ara 20 sayı öndeydik. Fenerbahçe karşısında da 15 sayı öne geçtiğimiz bir dönem oldu. Çok heyecanlıydı. Son düdükle birlikte inanılmaz bir sevinç yaşadık. Bambaşka bir duyguydu ve sonrasında da aynı yoğunlukta devam etti. Şu an bile anlatırken sanki o günü yaşıyormuş gibi hissediyorum.
Lig şampiyonluğuna gelelim... Fenerbahçe ve Galatasaray gibi Avrupa’nın en güçlü takımlarından ikisini geride bırakarak şampiyon olmanın sırrı nedir?
Sezona başladığımızda yeni bir takımdık. Her şey istediğimiz gibi gitmiyordu. Çok da normaldi. Birbirimizle ilk defa sahaya çıkıyorduk. Eksiklerimiz de vardı, uzun süre tam kadro olamadık. Önce Türkiye Kupası’nda çok iyi bir hava yakaladık. Kayla McBride bir ara sakattı, sonra takıma geri döndü. Devamında da performansımız hep yukarı doğru gitti. Kupayı ve Euro Cup’ı kazandıktan sonra geriye lig şampiyonluğu kaldı, play-off’a da çok güzel girdik. Takım kimyası ve uyum sağlandıkça, başarılar da gelmeye başladı.

Fenerbahçe’ye normal sezonda iki kere yenilmiştiniz, final serisinde nasıl üstünlük sağladınız?
Sonuçta Fenerbahçe’ye karşı oynayacaktık. Onlar da Euroleague finali oynayarak geldi. Kolay olmayacağının bilincindeydik. Karşımızda her açıdan kaliteli bir rakip vardı. Ancak biz ilk maçtan itibaren inanılmaz bir uyum içindeydik. Savunmamızın çok güçlü olduğunu Futbolu çok seviyorum. Hatta biraz fazla takip ediyorum. Türkiye Ligi’ni her zaman izlerim. Üç büyüklerin maçlarına muhakkak bakmaya çalışırım. Avrupa’da da Real Madrid’i destekliyorum. Maçlarını izlemeye çalışıyorum. Hatta en son, şampiyon oldukları maçı izledim. düşünüyorum, bunu da sahaya yansıtınca galibiyetler geldi.
2-0’dan 2-2’ye gelen bir seride beşinci maçın mental hazırlık süreci nasıl oluyor? Kupaya bir maç kalmışken üç maç daha oynamak sizi düşürdü mü?
Aslında düşürmedi. Çünkü karşımızdaki rakip güçlüydü. Bunun farkındaydık ve kendi sahalarında maç kazanmaları oldukça doğaldı. Ama evimize döndüğümüzde “Biz burada iki maç kazandık, yine kazanabiliriz” diyerek motive olduk. Hem hücumda hem savunmada kendi oyunumuzu ortaya koyarsak kupayı kazanabileceğimize inanıyorduk.

Final serisinde savunmada Candace Parker ile eşleştiniz. Böyle kariyerli bir isimle, hem de kritik bir seride karşı karşıya oynamak nasıl bir deneyimdi?
WNBA’in en değerli oyuncusundan bahsediyoruz. Çok zordu gerçekten. Belki de bu beni biraz düşürdü. Karşımdaki gerçekten çok üst düzey bir oyuncuydu. Tutulması da gerçekten çok zordu. Çoğu pozisyonda beni geçmiş ya da ribaundu benden almıştır ama ben de takımıma katkı verebilmek için elimden geleni yapmaya çalıştım.
Sizin için sezon bitmiyor, sırada Avrupa Şampiyonası var. Önemli bir jenerasyon takımdan ayrıldı ve yeniler ağırlıkta. Sizse iki neslin ortasındasınız. Bu takımı nasıl değerlendirirsiniz, artıları eksileri nelerdir?
Nevriye Abla bıraktı. Bizim için çok önemli bir karakter ve çok önemli bir oyuncuydu. Jenerasyon değişiyor ama şu anda da çok istekli ve çok çalışkan arkadaşlarımız var.
Avrupa Şampiyonası’ndaki hedefimiz Dünya Şampiyonası’na katılma hakkını elde etmek olacak. Şu anda kamptalar, ben de haberlerini alıyorum. Her şey çok güzel gidiyormuş.
İnşallah uyum sürecimiz, hazırlık dönemimiz ve hazırlık maçlarımız çok iyi geçer ve şampiyonada istediğimiz başarıyı elde ederiz.
