Lider

5 dk

Bir zamanlar Buffon'la takım arkadaşı olan Karabükspor Teknik Direktörü Igor Tudor, 'Kaptan'ını Socrates'e anlattı.

Gianluigi Buffon ismi aklınızda neler canlandırıyor?

(Hiç duraksamadan) Zirvenin zirvesi, en iyinin de iyisi, harika bir insan, tarihin en iyi kalecisi. Soyunma odasında pozitif, sürekli gülen, şaka yapan bir adam. Ama sahada çok ciddi. İstisnasız her maçta yüzde yüz konsantrasyon. Antrenmanda bile galibiyete duyulan büyük bir açlık. Liderlik. Efsane. Sevmek zorunda olduğunuz bir adam. Her şey.

Birçok kaleciyle aynı takımda forma giydiniz. Gianluigi Buffon'u diğerlerinden ayıran neydi?

Futbolda en küçümsenen rol, kaleciye aittir. Bana göre ise kaleci, kesinlikle takımın yarısıdır. Düşünsene, bütün bir sezonu berbat edebilir. Bir problem yaşasa ve sadece iki-üç maçta bile hata yapsa, kaybettiğiniz puanlar sizi bütün hedeflerinizden uzaklaştırabilir. Ben bir teknik direktör olarak, iyi bir kaleciye takımın en iyi oyuncusu kadar bütçe ayırabilirim. Ama söz konusu Buffon ise anlatmak için tek başına bunlar da yetmez. Çünkü o sadece dünyanın en iyi kalecisi değil, aynı zamanda takımı için çok önemli bir karakter.

Juventus'taki rolünü nasıl anlatırsınız?

Tam anlamıyla bir lider. Yıllardır böyle. Geçmişte, şimdi ve öyle sanıyorum ki gelecekte de böyle olacak. Buffon, futbolu bıraktıktan sonra da Juventus'ta kalacak. Her zaman Juventus'u temsil edecek. Öyle de olmalı.

Milan ve Paolo Maldini eşleşmesi gibi mi yani?

Hayır, Maldini gibi değil. Çünkü Milan, Maldini'yi kulüpte istemedi. Ama bir sembol olarak söylüyorsan, evet, olabilir.

Savunma oyuncularıyla konuşan bir kaleci miydi Buffon?

Sürekli, sürekli konuşurdu. Her zaman pozitifti, bizi motive edici şeyler söyler ya da uyarılarda bulunurdu. Ama bunların etkisi hep pozitif olurdu.

Juventus, onu transfer ettiğinde bir kaleci problemi yaşıyordu. İtalya Milli Takımı’nda da birinci kaleci olmayan genç bir ismin bu sorunu çözebileceğini düşünmüş müydünüz?

İtalya’nın bir numarası olmasına gerek yoktu; çünkü dünyanın bir numarasıydı. Hepimiz Buffon'u, yani dünyanın en iyi kalecisini aldığımızı ve onun çok büyük bir kazanç olduğunu biliyorduk. Kulüp tam da o yıl Zinedine Zidane'ı satmıştı ve ondan gelen parayla Buffon, Lilian Thuram, Pavel Nedved gibi oyunculara yatırım yapmıştı. Şunu söyleyebilirim; ben bir takıma Zidane ve Buffon'dan birini seçecek olsam, Buffon'u seçerdim. Karabük'e ise Zidane'ı alırdım çünkü kalede Ahmet Şahin'e sahibim!

Buffon'un kariyerinde bir tek eksik var: Şampiyonlar Ligi Kupası. 2003 yılındaki finalin ilk yarısında Inzaghi'nin kafa vuruşunu muhteşem bir refleksle çıkardı, belki de maçın en iyi hareketiydi. Ardından penaltı atışlarında iki kurtarış yaptı. Ama olmadı. Maç sonrası reaksiyonunu hatırlıyor musunuz?

Tabii ki kazanmak istiyordu ama bu bir takım oyunu. Eğer tenis gibi bireysel bir spor olsaydı, Buffon Şampiyonlar Ligi'ni 20 yıl üst üste kazanırdı. Ya da futbol, birbirine eşit 10 oyuncu ve farklı kalecilerle oynansa, her yıl kazanan yine o olurdu. O gün, tarihin en iyi kalecisi iki penaltı kurtardı. Dida ise üç. Ama Şampiyonlar Ligi'ni kazanıp kazanmaması çok önemli değil. Ne olursa olsun, tarihin en iyi kalecisi olarak kalacak.

Socrates Dergi