Limit

Limit, tanımlaması zor bir kavram. F1 tarihindeki şehir pistleri, motor sporları açısından işimizi daha da zorlaştırıyor. Monako'dan Cidde'ye, Bakü'den Las Vegas'a vızıldayan sokaklar karşınızda…

Mali Selışık

İlk viraja tam gaz gelirken fren noktanı iyi seç. Frenlemede tümseklerden kaçın. Viraja girerken kerblerden sekmemek için çok içeride kalma, duvara çarpmak istemiyorsan dışarıda da kalma. Sol ön lastiğinin gölgesini bariyerde görecek kadar yaklaş. Tam gaz tırmanış sırasında bariyerlerin üzerine sür, ideal çizgiden bir adım bile şaşma. Uzun sol virajda gözünün kestiğinden biraz daha içeride kal, yokuş aşağı yön değişiminde iç bariyere yaklaş. Tümsekten kaç, çizgiye geri dön. İçteki bariyere bir bakıp çık. Çok yavaş ve çok sert viraj için direksiyonu sonuna kadar çevir, ancak döneceksin zaten. Çıkışta yine bariyerlerle dans et. İlk gelen sağ virajda biraz kaldırıma çık. Sahil boyuna çıkarken içteki bariyerin dibinde bekleyen pist görevlileriyle göz göze gel, içinden onlara işinin düşmemesini dile. Viraj çıkışında hafif yukarıya eğimli kerblerden destek al. Tünele gir.

Tünelin içindeki virajı görmeden direksiyonu çevir. Tünelden çık. Tümseklere dikkat et. Lastiklerini kitleme. Bariyerlere çarpmak istercesine dokunmaya çalış, şikandan çık. Aklının aldığından daha uzun süre dış bariyere yapış, gözünün kestiğinden biraz daha önce sola dönmeye başla. Bırak dışarıya doğru süzülsün, sonra tekrar içeriye hamle yap. Şikanın sağa dönen kısmında bariyere çarpmaya çalış, ama çarpma. İçteki kerblerden sekmeyi, onlara dokunmayı, onların varlığını dahi düşünme. Geçerken lastiğinde hisset sadece. Sola uzun viraj sırasında bir sonraki virajı düşün, aracını konumlandır. Ağırlık dengen terste kalmasın. Virajın ilk apeksine kanma, es geç. İkincisine dokun. Çıkarken dışarıda kal. Biraz daha. Henüz değil, biraz daha sabret. Finiş çizgisinin iğne deliğinden görür gibi olduğunda şikana gir. Kendini henüz rahat hissetmemişken gaza bas. Turu tamamla. Pol pozisyonunu al. Pazar günü 78 kez tekrarla. Hata yapma ve Monako Grand Prix'sini kazan.

Limit, tanımlaması zor bir kavram. Hele bir de motor sporlarında sürekli değişken şartların olabileceğini düşündüğünüzde işiniz daha da zorlaşabiliyor. Finlandiya Rallisi'nde saatte 170 kilometre hızla yan dönmüş vaziyette tepelerden atlarken, Monte Carlo Rallisi'nin buzlu etaplarındaysa 60 km/sa ile yarım gaz giderken limitte olabiliyorsunuz.

Sokak pistleri de limit kavramının yeniden tanımlanabileceği yerler. Takvimin en zorlu pistlerinden birinin, en hızlılarından biri olacağını tahmin edilebilir ama biliyorsunuz ki Monako farklı. Neredeyse Formula 1 Dünya Şampiyonası'nda ayrı bir uzman yarışı. Burada yarışlar cumartesi günü bitebiliyor. "Tek turda en hızlı olan kim?" Peki "En hatasız süren?" Bu iki sorunun öznesi aynı kişiyse, o isim genellikle -en az bir- Monako galibiyeti çıkarmış oluyor.

Monako'yu sıkıcı bulanlar, yerine başka yarışlar gelmesini isteyenler var. Monako Grand Prix'sini bir atletizm müsabakasından çok bir jimnastik yarışmasına benzetmek gerek. Üstelik F1'in Monako'dan ayrılma ihtimali pek yok. Zira burası kalburüstü konukların ağırlandığı, anlaşmaların yapıldığı bir iş toplantısı aynı zamanda. Peki Monako'yu ayrı bir yere koyuyor, farklı kriterlerle değerlendiriyorsak, sokak pistlerini genel manada nasıl değerlendirmeliyiz? Şehir veya sokak pistleri bazı artı ve eksiler ile geliyor. En büyük artı, bir yarış düzenlemenin prestijini ve heyecanını kalıcı bir tesis inşa etmeden gerçekleştirebilme lüksü. Yıl boyunca aktif kalma zorunluluğu olmadan, merkezi ve nispeten ucuz bir çözüm. Fakat şehir merkezinde önemli bir kısmı tamamen trafiğe kapatmak planlama açısından epey büyük bir sınav. Üstüne bir kısmı geçici bariyerler, tel örgüler, tesisler ve birçok şey kısıtlı bir sürede yapılmak zorunda. İnşa sürenizi ne kadar daraltabiliyorsanız, şehrin akışını o kadar kısa süre bozmuş oluyorsunuz.

Sokak pistlerini düşündüğümüzde son dönemde ne kadar popüler olduğunu da fark ediyoruz. Bir motor sporları tesisine bel bağlamak istediğinden emin olmayan yerler ile şehrini tanıtmak isteyen yerler birbirlerinden o kadar net bir çizgiyle ayrılmıyorlar. Hepsinde biraz bu özelliklerden var. En büyük ayrım, uygulamada ortaya çıkıyor. Cidde, Suudi Arabistan Krallığı'nın tatil merkezi olarak pazarlamak istediği bir sahil şehri. Sulandırılmış hafif şeriat, bolca şatafat ve para bir araya gelince FIA ve Formula 1 yönetimi sinek gibi üşüşme konusunda ancak FIFA ile yarışabilir sanıyorum. Cidde Sahil Pisti olarak adlandırılan pist, modern dönem standartlarında Monako'nun neden takvime sıfırdan giremeyeceğini ve gerçekten neden başka bir pistin Monako gibi güzel olamayacağını gösterdi. Her şeyden önce Monako'da pistin on kilometre ötesinde roketli saldırı olma ihtimali yok. Fransa ile araları iyi. Bu büyük bir artı ve aslına bakarsanız "Pistin etrafına roket düşmemelidir" şeklinde Formula 1 pistleri için bir kriter olarak değerlendirilmeli.

Öte yandan bu korkunç saçmalıklar hariç Cidde'nin sokak pisti görünümünde bir kalıcı pist olduğunu da anlamak gerekiyor. Evet heyecanlı, evet biraz fazla tehlikeli olabilecek pek çok yeri var. Ancak bu sahil şeridindeki yol, F1 pisti olarak yapılıp sonrasında kullanılmak üzere halka açık yola çevriliyor. Sokak pistlerinin en önemli özelliklerinden olan 'sokakları kullanmak' burada yok. Ayrıca bulunduğu yerin dokusunu yansıtmadığı için alıp dünyanın herhangi bir yerine taşıyabilirsiniz ve bu muhtemelen daha iyi bir hamle olur. Bakü ise modern dönem sokak pistlerinin nasıl olması gerektiğine dair en iyi örnek. Hızlı, heyecanlı, hataya yer bırakmayan pek çok noktası var. Pisti düşündüğünüzde Bakü şehrinin dokusunu ve tarihi güzelliklerini de gözünüzün önüne getiriyorsunuz. Takipçiler, şehre konuk olan Formula 1'i izliyorlar. Üstelik garantisi olmasa da Bakü'deki çoğu yarış heyecanlı geçiyor. Güvenlikten ödün vermeden modern bir sokak pistinin nasıl olacağını merak ediyorsanız, cevap belli.

Valencia pisti dendiğinde aklınıza Circuito Ricardo Tormo geliyordur herhalde. Ara ara Formula 1 testlerine, en bilinen yönüyle de MotoGP sezon finaline ev sahipliği yapan pist. Sokak pistlerinden bahsettiğimize göre, Valencia'daki unutulan sokak pistini hatırlamamız gerekiyor. Limanı olan herhangi bir şehre taşıyabileceğiniz, şimdi bir kısmı barınma tesisleri olarak kullanılan, bir kısmı atıl bir pist Valencia. Yarışı izlediğinizde Valencia şehrine dair bir görüntü gözünüzde pek canlanmıyordu. Tamam, 1970'lerde olduğu gibi Montjuic, Barselona'da yarışamazsınız tabii ama pistin oturmamış karakteri, sıkıcı yarışlar ve istenilen kârlılığın yakalanamaması Valencia'yı yakın dönem hafızalarımızdan bile hızlıca siliverdi. Tıpkı pistin izlerinin yavaş yavaş bulunduğu bölgeden silinmesi gibi.

Formula 1'deki sokak pistlerinin bir kısmı da ABD'de. Long Beach, Detroit, Dallas ve Phoenix geçmişte Formula 1'e ev sahipliği yapmış sokak pistleriydi. Phoenix hem parsel parsel tasarlanmış bir şehirde ilginç bir pist çıkaramadıkları için, Dallas ise Fair Park etrafında zemini kötü bir pist olarak ve en önemlisi ikisi de yeterince ilgi toplayamadıkları için başarısız oldular. Detroit biraz daha aradaydı. Hatta pistin kontratı bitince şehrin asıl sokak pisti Belle Isle'da devam etme ihtimali bile ortaya çıkmış ancak olmamış. Long Beach ise F1'in ABD'deki en başarılı ve uzun ömürlü sokak pistiydi. Caesar's Palace'ın otoparkına yapılan pisti nasıl sınıflandırmak lazım gerçekten emin değilim. 'Sokak pisti' tabiri o garipliği tam karşılamıyor zira. Yeni dönemdeyse Miami biraz tasarım ve konum olarak Dallas'a benziyor. Hard Rock Stadyumu'nun otoparkında pürüzleri olan ancak güzel bir pist yaptılar. Yapay marina ve sahte kumsal ile Miami şehrinin en önemli özelliklerinden olan yapaylığı yansıtıyor, bu da önemli. Ancak ABD'nin asıl sokak pisti 2023'te takvime katılacak olan Las Vegas. Otopark faciasından sonra Vegas'ta nerede yarışılabilir diye düşünenlerimize ana cadde olan The Strip'ten geçen bir pistle geldi F1 yönetimi. Şükran Günü haftasında, kâğıt üzerinde hiç de fena görünmeyen bu yarışın padok alanı kalıcı olarak inşa edilecek. Formula 1 bunun için Las Vegas'ta 240 milyon dolarlık bir arsa aldı. Bu yarışın başarısız olma lüksü yok. 2023 F1 sezonunun en çok konuşulan olaylarından biri olacağı şimdiden garanti.

Limitleri tanımlamanın zor olduğu gibi, sokak pistlerini tanımlamak da zor. Ancak şöyle düşünerek her iki kavramı da kafamızda daha net bir yere oturtabiliriz: Bizi heyecanlandırıyorsa, tanımlara o kadar da ihtiyacımız yok.

Bazen de bir dönem gelip geçici sokak pistleri yıllar boyu konuşulur. İstanbul'da 1990'ların başında Dolmabahçe'de ve Antalya'da 1980'lerin sonundan 1990'ların başına kadar yapılan pist yarışları büyük ilgi görmüştü. Benzer şekilde Birmingham'da 1986-1990 arası F3000 ve BTCC'yi konuk eden Birmingham Superprix de iz bırakanlar arasında.

Sokak pistleri, tarihin lekelerini de silmeye yardımcı olabilir. Nazi Almanyasının en meşhur gövde gösterilerinden Nürnberg Mitinglerinin yapıldığı yer prestijli sokak pistlerinden Norisring'in bir parçası. DTM ve F3 tarihinin özel anlarına sahne olan Norisring bir umut da veriyor. Günümüzde sıkça rastlanan diktatörlerin ve despotların el koyduğu yerler bir gün motor sesleriyle şenlenebilir.

Devam etmek için üye ol

Socrates Dergi’ye üye olarak dergi arşivinden istediğin kadar yazıyı 7 gün boyunca ücretsiz okuyabilirsin!

Üyeliğin varsa

Bu içerik ve daha fazlası için Socrates Haziran 2022 sayısı