
0-128
11 dk
NCAA tarihinde sezon sonu turnuvasına 16 numaradan giren hiçbir takım, 1 numarayı eleyemedi. 128 eşleşme, sıfır galibiyet. 2009 yılında Radford'la North Carolina karşısına çıkan yardımcı koç Ali Ton, kendi deneyimini anlatıyor...
Radford, çok küçük bir okul. Tarihinde daha önce sadece 1998 yılında sezon sonu turnuvasına katılabilmiş; orada da daha ilk turdan Trajan Langdon, Elton Brand ve Shane Battier'li Duke takımına 30 küsur sayı farkla kaybetmişler. Tecrübe yok, beklenti sınırlı. Kuzey ve Güney Carolina eyaletlerinden takımların ağırlıklı olarak bulunduğu 'Big South' adı verilen konferansta mücadele ediyorlar. Kuruluşundan, yani 1983 yılından beri oradalar ama Mart ayını sadece bir kez görebilmişler.
Sezon öncesi biz de benzer duygulara sahiptik: Sıfır baskı, programa ne katarsan kâr... Bugünlerde TBL ekiplerinden Eskişehir'i çalıştıran Brad Greenberg, o yıl Radford'ın koçuydu. Takımın yıldızını da belki geçmişten Olin Edirne'den ya da son iki sezondur UNICS Kazan'dan anımsayabilirsiniz: Artsiom Parakhouski; benim scout ettiğim, 16-17 yaşına kadar Belarus'ta basketbol bile oynamamış ve ABD'ye gelir gelmez aldığı iki senelik junior college eğitimiyle yabancı dil öğrenen bir oyuncu. Sert, atletik, çalışkan. Onun merkezinde plan yaptık. Öyle başladık sezona.
Ocak ayına kadar çok kötüydük. Sonuçlar gelmiyordu. Yanlış hatırlamıyorsam 13 maç oynayıp sadece üç ya da dördünü kazanabilmiştik. Yeni yılla birlikte bir seri yakaladık, bazı yıldız oyunculara karşı değişken savunmamızı box-and-one'la (Hedef oyuncuya karşı bire bir savunma uygulanıp takımın geri kalanın alanı savunduğu metot) güçlendirdik ve yakaladığımız ivmeyle Mart ayına daha sağlam girdik. Big South'tan NCCA turnuvasına katılacak takımı belirleyecek maçlarda çok iyiydik mesela. Arka arkaya gelen galibiyetlerle Big South'ta ev sahibi avantajını yakaladık ve 4 bin kişilik Dedmon Center'ın tamamen dolu tribünleri önünde oynanan maçlarda şampiyonluğa ulaşarak son sıradan NCAA biletini kaptık.
March Madness dönemindeki rakibimiz, ülkenin o yılki 1 numarası North Carolina'ydı; Tyler Hansbrough, Wayne Ellington, Danny Green, Ty Lawson ve Deon Thompson'lı Tar Heels yani... Roy Williams koç, ilk şampiyonluğunu arıyor. Tepeden tırnağa motive bir takım. Ben daha önce oyuncu olarak da NCAA tecrübesi yaşadığım için, karşı karşıya kalacağımız ortamı aşağı yukarı tahmin edebiliyorum. Koç Greenberg'le birlikte oyunculara turnuvayı, medyayı, yeri geldiğinde 10 bin kişinin izlediği antrenmanları anlattık. Sezon içinde yine prestijli programlardan Virginia'yla bir maç oynamış ama son topta kaybetmiştik. O maçı örnek gösterdik, "Tempoyu düşürmemize gerek yok. Başa baş oynayabiliriz" diyerek konsantrasyonu sağlamaya çalıştık. Hava atışından sonra geçen sekiz dakikada da işler fena gitmiyordu.
.jpg)
Sonra rotasyon başladı. Bench oyuncuları oyuna dahil oldu. Ty Lawson'ın sakatlığı nedeniyle olmadığı bir maçtı, Tyler Hansbrough'nun da şutları girmiyordu. Kenardan gelen Ed Davis çok etkili oldu. Parakhouski ise sürekli dinlenme şansı bulup hemen akabinde oyuna tekrar dahil olan Tar Heel uzunlarıyla boğuşmaktan bitap düşmüştü. Maç başındaki o sekiz dakika iyiydik, sonrası pek istediğimiz gibi geçmedi. 101-58 kaybettik.
North Carolina gibi takımlara karşı belki tempoyu iyice düşürmeniz gerek ama dediğim gibi; o sezon bizim öyle reaktif bir oyunumuz yoktu. Kendi oyunumuzu oynamaya çalışıyorduk. Yıl boyunca çok takıma karşı bu plan tuttu ama o UNC, bizi eledikten sonra gidip kupayı alan bir takımdı. Her gece ortalama 20 sayı farkla kazandılar ve altı maçın, yani 240 dakikanın sadece 10 dakikasında mı ne geriye düştüler. Biz o maça "Herkesi şok edeceğiz" cümlesiyle hazırlanmıştık. Motivasyonumuz buydu. Maalesef olmadı. Tempoyu kontrol edemedik.
Yine de 'Mart Çılgınlığı'nın parçası olmak, Radford için çok büyük olaydı. Tar Heels'la maçımızı da Greensboro'da yapmıştık. UNC'nin evi Chapel Hill'e sadece 40-50 mil uzaklıkta bir yerdeydi salon. Bizim okul ise Virginia'ya bağlı, yani üç saatlik mesafede. Okuldan 2 bin kadar öğrenci maça gelmişti. Tabii salonun büyük bölümü, kendi salonuna sadece 50 mil uzaklıktaki Tar Heel'lar tarafından doldurulmuştu. Yine de o maçı izlemeye gelen 2 bin kişi, bizim teknik ekip ve oyuncular, içten içe "Acaba olur mu?" diyordu. Rakip takım ülkede 1 numara, biz 16; NCAA tarihinde hiçbir zaman 16 numara 1 numarayı yenememiş, aradaki güç farkı belli ve neredeyse onların sahasında oynuyoruz ama biz yine de Sindirella hikâyesi umuduyla içten içe, "Herkes şoka uğrayacak, biz kazanacağız" diyorduk. Demezsek, kazanacağımızı düşünmeden nasıl şansımız olurdu ki?
Örneğin USA TODAY, bizi o yıl March Madness dosyasının manşetine taşımıştı. Ben de maçtan önce o kadar sık galip gelebileceğimizden bahsetmişim ki North Carolina bizi eledikten sonra eşim yanıma gelip "Ali, çok üzgünüm. Nasıl oldu da kaybettik?" dedi. İlk başta neden böyle bir şey söylediğini anlamadım: "Canım, nasıl kazanacaktık? Rakip North Carolina, çok kuvvetli bir takıma karşı oynadık" diye cevap verdim. Eşim devam etti: "Evde neden sürekli galibiyet planları yapıyordun o zaman? Hatırlamıyor musun?"

Ben bugün yine bir başka Division I takımı, Fordham'da yardımcı koçluk yapıyorum. Radford sonrası altı sezon UC Irvine'da Russell Turner'la çalıştım. Orada yine Radford-North Carolina eşleşmesine benzer güç farkının bulunduğu bir rakip karşımıza çıktı: Rick Pitino'nun çalıştırdığı Louisville. Son topta kaybettik. Radford'la North Carolina maçında kazandığım tecrübeyi bir başka NCAA turnuvası maçında, Louisville'a karşı bir adım öteye taşıdım. Hedefim gelecekte NCAA'de takım çalıştırarak bunu başaran ilk Avrupalı olmak. Belki bu süreçte, 1 numaralara karşı oynayan 16 numaraların kaderinin değiştiğini de görebilirim. Bu yılki turnuva öncesi son durum ne? 0-128 mi? Bir yerden başlamak lazım.
CV: Ali Ton
1977 doğumlu. Eski milli basketbolcu ve antrenör Necmi Ton'un oğlu. Koleji, mezunlarının arasında Stephen Curry'nin de olduğu Davidson'da okudu ve dört senenin sonunda diplomasını alırken okul tarihinin asist kralıydı. 1998-99 sezonunda 7.6 ortalamayla NCAA'de konferansının en çok asist yapan oyuncusu oldu. ABD'den ayrıldıktan sonra profesyonel basketbol kariyerine başladı. 2002'de Galatasaray forması giydi. Antrenörlük kariyerine 2003'te, mezun olduğu kolej Davidson'da, Bob McKillop'un yanında başladı. 2005 yazında U20 Avrupa Şampiyonası'nda Türkiye'nin teknik ekibindeydi. Binghamton, Radford, UCI Irvine gibi, NCAA Division I takımlarının teknik ekiplerinde görev yaptıktan sonra Fordham'a geçti. 2016 yazından beri aynı görevi sürdürüyor.
#1 vs. #16
NCAA tarihinde çok fazla sayıda 'bozgun' var. 2016'da sezon sonu turnuvasına 15 numaradan giren Middle Tennessee'nin ülkenin 2 numarası Michigan State'i eleyişi, bu sürprizlerin en sonuncusu. Peki, 1 numaralı takımlara karşı çıktıkları 128 maçın tamamını kaybeden 16 numaralar arasında galibiyete en çok hangileri yaklaşmıştı?
1989: Georgetown (1) 50-49 Princeton (16)
Maçın son bölümüne önde giren Princeton'ın karşısına çıkan prestijli Georgetown uzunlarının en yenisi, Alonzo Mourning'di. Zo, maç sonunda yaptığı iki kritik blokla büyük bozgunu önlemişti.
1990: Michigan State (1) 75-71 Murray State (16)
Popeye Jones önderliğindeki Murray State, son saniye basketiyle maçı uzatmaya taşımıştı. Geçmişte Magic Johnson'ın koçluğunu yapmış olan Jud Heathcote'un gömleği sırılsıklamdı. Uzatmada bitime 26 saniye kala, Murray State bir hücumdan daha sonuç alamayınca bu büyük sürpriz gerçekleşmedi. Şimdilerde Michigan State'te Tom Izzo'nun yardımcılığını yapan Dwayne Stephens savunma ribaundunu aldı, maç bitti.
2012: Syracuse (1) 72-65 UNC-Asheville (16)
Jim Boeheim'ın takımı, 1 numara olarak başladığı Doğu Grubu’nda kolay geçmesi beklenen ilk sınavını verirken çok zorlanmıştı. Yıldızı Fab Melo'nun forma giymediği maçta Asheville, maçın bitimine 1.04 kala farkı üçe kadar indirdi. Daha sonrasında maçın hakemlerinin Syracuse lehine çaldığı tartışmalı düdükler (5 saniye kararı, çizgi ihlâli, faul kararları) Boeheim'ın yardımına yetişti.
2013: Gonzaga (1) 64-58 Southern (16)
Kelly Olynyk'in liderliğindeki Gonzaga, yakın dönemin en büyük sürprizlerinden birini yaşamak üzereydi. Bitime 3.45 kala skoru 56-56'da eşitleyen Southern, son bölümde Olynyk'i kontrol altına almış olsa da üst üste beş şut kaçırınca bir türlü öne geçemedi. Gonzaga, Kevin Pangos'un serbest atışlarıyla kazandı ama güç bela geçtikleri ilk turdan sonra, ikinci turda Wichita State'e takılacaklardı...
"Beni Ali Ton keşfetti"
"16-17 yaşına kadar elime basketbol topu almışlığım yoktu. Belarus'ta ailemle birlikteydim. Ali Ton, Chekov'daki 2005 U20 Avrupa Şampiyonası'nda beni takibe aldı. Southern Idaho'da yabancı dil eğitimi almama ve basketbolumu geliştirmeme yardımcı oldu. Idaho'da iki yıl geçirdikten sonra Radford'a, onun ve koç Greenberg'ün yanına gittim. Belarus'ta geçirdiğim yılları ve özellikle ABD'deki ilk beşaltı ayımı hatırlıyorum da... Zor günlerdi." / Art Parakhouski
