
Öleceğini Bilmek
4 dk
So Foot, Avrupa’nın en ünlü futbol dergilerinden biri. Ve başarısını daha az tercih edilen yoldan gitmeye borçlu.
Javier Prieto Santos adını henüz duymadığınız, Arjantin Ligi’nde yıldızı yeni parlayan bir topçu değil. Kendisi SO FOOT dergisinin İspanyol asıllı genel yayın yönetmeni ve birkaç hafta önce yönelttiğimiz bazı soruların muhatabı oldu. Neden? Çünkü yabancı dergileri seviyor, onlardan etkileniyor, hatta bazen çalıyoruz. Bu yüzden mikrofonlarımız Fransa’da. Yeni fikirler için.
Santos anlatmaya bir alıntıyla başlıyor: “Tarih meraklısı gazeteci dostlarımızdan Cherif Ghemmour’un şöyle bir tanımı var: Bizim stilimiz, bir gün öleceğimizi bilmemiz.”
Sırları bununla da sınırlı değil. Santos kulüplerin, markaların ve okurların ne istediğini çok umursamadıklarını, kendi seçtikleri hadiselerle ilgilenmeyi sevdiklerini itiraf ediyor: “Biz iletişim ajansı değiliz. Bu işi en başta futbol dünyasından dostlar edinmek için de tercih etmedik. Bizim dokunuşumuz, üç H’de gizli: Histoire (tarih), humain (insan), humour (mizah).”
2003 yılında kurulan dergi, en ünlü futbol mecmualarından biri. Kuruluş hikâyesi de kendine has: “Başlangıçta ‘SOCRICKET’ ismini koymak istemiştik ama bunun işleri bir hayli zorlaştıracağını anladık. Futbol, sporların en evrenseli. Eğlendiriyor, üzüyor, çılgına çeviriyor, hepimizi daha aptal, daha işe yaramaz ve daha insan yapıyor. Bunun yanında, futbolun etrafındayken milyonlarca farklı şeye temas edebilirsiniz ve hemen hepsi bir topun ağlara gitmesinden daha enteresan.”
Alıntılarda kırıntılarını görebileceğiniz üslup, SO FOOT’u klasik bir futbol dergisi olmaktan öteye taşıyor. Kapak yaptıkları isimler de bunun bir kanıtı. Derginin ruhunu anlatan isimleri saymasını rica ettiğimizde, Santos tereddüt etmeden “Brezilyalılar” diyor ve ekliyor: “Ronaldo ve Adriano gibi tiplere, hayatı futbola tercih edenlere hayranız.” Sonra daha klişe bir liste çıkarıyor: “Balotelli, Cassano, Zlatan, Gascoigne ve Maradona.” Arkasından rota değiştiriyor: “Jorge Valdano dinlemesi ve okuması çok ilginç bir adamdır. Onunlayken felsefe konuştuğunuz hissine kapılır, kendinizi daha az aptal hissedersiniz.”
Peki başarılarına karşın Fransa medyasındaki yerleri ne? Etkililer mi? Kendimizi kötü hissetmeli miyiz? Javier Prieto Santos durumu bir benzetmeyle açıklıyor: “L’Equipe, Fransa’daki tek günlük spor gazetesi. Bir tekele dönüşmüş vaziyetteler, her gün yemeklerini restoranda yiyorlar. Biz ise çoğu zaman McDonalds’a talim etmek durumundayız, fazla paramız yok fakat bir gerçek var ki onlardan çok daha fazla eğleniyoruz.”
