
Cesur Yeni Dünya
6 dk
Ekran başında milyonlarca kişi izliyor, biletleri saatler içinde tükeniyor, bir soru ise aynı kalıyor: "Espor, spor mudur?" Riot Games Türkiye Müdürü Bora Koçyiğit'le konuştuk...
Türk Dil Kurumu, spor kelimesini “Bedeni veya zihni geliştirmek amacıyla kişisel veya toplu olarak gerçekleştirilen, bazı kurallara göre uygulanan hareketlerin tümü” olarak tanımlıyor. Bu tanımın içerisinde espor kendine nasıl bir yer buluyor?
Espor; bazı bilgisayar oyunlarının düzenlenen profesyonel yarışmalarda profesyonel oyuncular tarafından oynanmasına dayanıyor. Burada birkaç kilit nokta var. Mesela kimi oyunlarda para harcadıkça performansınızı geliştirebiliyor ya da rakiplerinize göre avantajlar elde edebiliyorsunuz. Bu tür oyunların esporu olmaz çünkü kazanan bellidir: En fazla parayı harcayan... Bu da bizi adil, para karşılığında kazanılamayacak oyunların espor olarak anılabileceği noktasına götürür.
“Espor, spor mudur?” tartışması felsefi bir konu. Günümüzde boksun da spor olup olmadığını tartışan bir kitle var. “Spor değil bu, vahşet, adam dövülüyor” deniyor mesela. Keza motor sporları için “Adam otomobil kullanıyor, bunun nesi spor ki?” diye soranları duymuşsunuzdur. Espor da aynı tartışmalardan geçiyor şu anda. Motor sporlarında otomobil kullanan sporcular varken esporda da klavye ve mouse kullanan sporcular var.
Ortalama bir esporcunun antrenman programı nedir peki?
İnsanlar esporcuları, oyun oynayan çocuklar olarak görebilir ama takımlarda artık koçlar, analistler, mentorlar ve fizyoterapistler var. Oyuncu ne kadar fit bir vücuda sahip olursa karar verme yeteneklerini de o kadar iyi kullanıyor. Bunu bilen takımlar, oyunculara 1-1,5 saatlik fiziksel antrenman programları hazırlamaya başladı; yüzme, koşu, fitness seansları gibi... Bu takvime uyan takımlar, görüyoruz ki daha başarılı oluyorlar.
Aileler, çocuklarını fiziksel gelişimlerine katkıda bulunmak adına küçük yaşta çeşitli sporlara yönlendirir. Ancak esporda el, bilek gibi organlarda sakatlıklar ya da devamlı ekranla haşır neşir olunduğu için gözle bağlantılı problemler ortaya çıkabilir. Bu durum, geleneksel sporlar ve espor arasında bir çelişki yaratıyor mu sizce?
Bence yaratmıyor. Ben hayatım boyunca profesyonel spor yaptım; futbol oynadım, hentbol ve Uzakdoğu dövüş sanatlarıyla ilgilendim ve hepsinde öyle sakatlıklar yaşadım ki... Diğer sporlarla kıyaslarsak espor bu açıdan çok daha korunaklı. Her fiziksel spor uzun vadede vücudumuza zarar verebilir, özellikle de temaslı olanlar. Ama elbette hiçbir aile “Benim çocuğum esporcu olarak, başka da bir şey yapmasın” dememeli. Esporun diğer branşlarla desteklenmesi gerekiyor.
Esporda başlama ve emeklilik yaşları için neler söylersiniz?
Tek bir oyunla sınırlı olmadığı için bunu ayırmak gerek. PEGI (Pan European Game Information), her oyuna hangi yaştan sonra başlanması gerektiğini belirleyen kurum. Zaten oyunların üzerinde de bu ibareleri görebilirsiniz; League of Legends (LoL) için 13 yaş sınırı var mesela. Profesyonel oyuncular içinse 16 yaş kritik, daha küçükleri profesyonel yapmıyoruz. Genelde 17-18 yaşlarında lisans almaya ve takımlara girmeye başlıyorlar. Elgöz-beyin koordinasyonunun tam olgunlaştığı yaş dönemleri bunlar.
Reflekslerin profesyonel düzeyden aşağılara inmesi, 25 yaşından sonra başlıyor. 26-27 yaşları, espor için yaşlı kabul edilebilecek dönemler. Bu yaşa gelen birçok oyuncu aktif sporculuk yaşamlarını sonlandırıp koç ya da analist olarak farklı alanlarda çalışabiliyor.

Espor, Twitch ve YouTube gibi kanallar üzerinden en üst seviyedeki mücadeleler dâhil ücretsiz yayınlanabiliyor. ESPN ve BBC gibi büyük aktörler de devreye girmeye başlamışken yakın gelecekte yayın haklarıyla ilgili bir değişim görebilir miyiz?
Bu değişim yavaş yavaş başladı zaten. ABD’de 7/24 profesyonel espor yayını yapan tematik kanallar var. Keza Asya’da da... Ülkemize doğru geliyor bu dalga. İleride tıpkı futbol gibi, esporun da televizyonda en üst seviyede yayınlandığını göreceğiz. Ama bu durumun, Twitch’in bugünkü popülerliğini azaltacağını düşünmüyorum. LoL mesela; gelecekte de bedava izlenebileceği bir mecra muhakkak olacak. Yarın bir televizyon anlaşması yapsak dahi -ki yapacağız, öyle görünüyorweb tabanlı, ücretsiz bir erişim imkânı sağlayacağız. Çünkü bu sporu seven kitle, esporu bu mecralardan takip etmeye başlıyor.
Son üç turnuvamız Ülker Spor ve Etkinlik Salonu’ndaydı ve tam kapasiteyle gerçekleşti. 15 bin bilet, yaklaşık altı-yedi saatte tükendi. Eşzamanlı olarak Twitch ve YouTube hesaplarından da 400 bin izleyiciye ulaştık ki bu sayının içinde turnuvayı beIN Sports’tan takip edenler yer almıyor. Eskiden derbi maçları için diğer şehirlerden otobüsler kalkardı. Şimdi aynı otobüsler, Türkiye Büyük Finali için de kalkıyor.
Birçok sporda doping gibi, rüşvet gibi, şike gibi adaleti zedeleyen unsurlar var. Sporun en önemli gereklerinden biri de adil rekabet. Esporda da benzer ‘kısa yollar’ var mı, yoksa doğası gereği espor bu tür olumsuzlukları eleyebiliyor mu?
Adil olma kısmı, genç kesimin geleneksel sporlardan hızla uzaklaşmasının en önemli sebebi. Bizim etkinliklere gelen çocuklara “Futbol izliyor musunuz?” diye soruyorum, çoğu “Hayır” yanıtını veriyor. Nedenini sorduğumda “Abi bir takım 100 milyon Euro harcamış, diğeri 200 milyon Euro harcamış ve bunlar maç yaparken hakemin bir tek yanlış kararı sonucu değiştiriyor. Neden izleyelim ki böyle bir şeyi?” diyorlar. Genç kitlenin düşünce yapısı bu.
Espor bilgisayar üzerinden oynandığı için, oyunun sonucuna etki edecek kararlar olmuyor. Bizdeki hakemlerin tek görevi; oyun bir oyuncu tarafından duraklatıldığında bunun nedenini anlayıp gereken yardımı yapmak, sonrasında da oyunun nasıl başlayacağına karar vermek. Eksikler yok mu? Elbette var. Mesela doping kontrol sistemimiz yok. Fakat espor, çok genç bir spor dalı, zamanla bu eksik kapatılacaktır. Öte yandan, rüşvet ve maç ayarlama gibi konularda, diğer branşlara göre çok daha sertiz. Bu kadar ilgi gösterilen bir alan, tahmin edersiniz ki bahis şirketleri tarafından da yoğun ilgi görüyor ama ciddi paralar önerilmesine rağmen kesinlikle kabul etmiyoruz.
Geleneksel sporla esporu ayıran ana unsurlardan biri de sosyalleşme konusu. Birçok sporda çocuklar spor okulları ya da altyapılarda yeni arkadaşlar edinip davranış anlamında da kendilerini geliştirebiliyor. Espor bu alanda bir dezavantaj yaratıyor mu?
Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki geleneksel sporlardaki sosyalleşmenin 10 katı esporda var. Abartmıyorum. Altyapıda futbol oynayan bir çocuğu düşünelim; takım arkadaşlarıyla, antrenörleriyle, toplamda taş çatlasın 40 kişilik bir ekosistemden bahsediyoruz. Esporda ise bir lise etkinliğine gittiğimizde 500-600, üniversitelerde ise bunun kat be kat fazlası insanla bir araya geliyoruz. Takım seçmeleri, okul içi rakipleri ve ülke içindeki hazırlık maçlarıyla bu insanlar birbirleriyle sosyalleşiyor çünkü ortak bir paydaları var.
Eskişehir’de şöyle bir an yaşadım: Bir baba, yanında oğlu da var, “Buranın yetkilisi kim?” demiş, arkadaşlar da bana yönlendirmişler. “Size teşekkür etmeye geldim” dedi ve devam etti: “15 yaşında bir oğlum var, sizin oyununuzla tanıştığından beri evden çıkar oldu, takım toplantıları, idmanlar... Arkadaş edinme problemi olan bir çocuktu, şimdi arkadaşlarını eve getiriyor. Küçük oğlumu da alsanız olmaz mı?” Küçük oğlu 10 yaşındaymış, ben de “Ancak 13 yaşından sonra oynayabilir” dedim...
