Hayal Taciri

2 dk

Houston Astros en nihayetinde şampiyonlukla baş başa kaldı. Bir Sports Illustrated manşeti ise bu hikâyeyi hayallerle süslü bir noktaya taşıyordu.

Postane son çıkardığı pulları neden topladı? Çünkü üzerinde Astros oyuncularının fotoğrafları vardı ve insanlar pulun ne tarafına tüküreceklerini şaşırıyorlardı.

Bir Astros oyuncusunu şampiyonluk yüzüğüyle görseniz ona ne derdiniz? Hırsız.

Houston Astros taraftarı, kulübün kuruluş tarihi 1962’den beri bu ve benzeri birçok şakaya maruz kaldı. Tarihlerinde sadece bir defa Dünya Serisi oynadılar; onda da 2005 yılında Chicago White Sox tarafından 4-0'la süpürüldüler. O günden sonra işler, tam anlamıyla tepetaklak gitti. 2006-2014 seneleri arasında play-off dahi göremediler. Hatta üç sezon peş peşe 100'er yenilgi barajını aştılar.

Peki bu tabloda siz, "Houston Astros bir gün şampiyon olacak" der miydiniz? Hiç zannetmiyorum. Ama bunu söyleyen biri çıktı. Hem de o rezil 2014 sezonu esnasında ve öyle eş, dost, arkadaş arasında da değil! Ben Reiter adında bir gazeteci, bu iddiasını görev yaptığı Sports Illustrated dergisinin kapağına taşıdı. Manşet ne miydi? "2017 DÜNYA SERİSİ ŞAMPİYONUNUZ HOUSTON ASTROS!” Ben Reiter, bu manşetten sonra fazlasıyla eleştirildi; insanlarla dalga geçmekle suçlandı, hatta işten kovulma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Ama o, bu ilginç öngörüsünün arkasındaydı. Houston Astros'a fazlasıyla inanıyordu.

Buna karşın, 2014 yılında Astros’un bütçesi sadece 86 milyon dolardı ve bu bütçeyle dev takımlara karşı mücadele etmek neredeyse imkânsızdı. MLB'de; NBA, NFL veya NHL'de olduğu gibi ‘salary cap’, yani maaş tavanı uygulaması yoktur. Kısacası, parayı veren düdüğü çalar. ABD’de beyzbol için "Adil olmayan oyun" demelerinin nedeni de budur. İşte bu noktada akıllara, gerçek bir hikâyeden yola çıkan Moneyball filmi gelir. Filmde, Oakland Athletics'in efsane genel menajeri Billy Beane'nin hayatı konu alınır; ‘sabermetrics’ denen farklı bir istatistik sistemi uygulayarak takıma kattığı ucuz oyuncularla elde ettiği inanılmaz başarı anlatılır. Sabermetrics, 70'li yılların sonunda ortaya çıkan ama pek fazla ilgi görmeyen, beyzboldaki tüm istatistikleri tek bir rakama indirgeyen bir yazılımdır. Bu yazılım sayesinde, mevcut sorunları nedeniyle peşin hükümlü davranılan, kenarda köşede kalmış ucuz ve yetenekli oyuncular bulunur. Böylece Beane’in takımı, dev bütçelere karşı yarışma imkânına kavuşur. Bu sisteme karşı çıkanların söylemi ise çok basittir: “Beyzbola istatistikle ya da ince hesaplarla yaklaşılmaz. Maç sahada kazanılır. Bu yüzden, sayı yapacak mevkilere sağlam birilerini koymanız gerekir. Bir avuç rakamla da bunu başaramazsınız. Kimse bu oyunu baştan yazamaz!"

Oyun yeniden yazıldı mı, yazılmadı mı bilinmez ama genç yaşta efsane olmuş genel menajer Theo Epstein, bu sistem ışığında Boston Red Sox'ı 86, Chicago Cubs'ı ise 108 sene sonra şampiyon yaptı. Houston Astros Genel Menajeri Jeff Lunhow da bu sistemden ilham alarak takımını 2011 yılından itibaren yeniden dizayn etti. Venezuela'dan MLB'nin en kısa oyuncusu Jose Altuve'yi aldı. George Springer'i draft etti. Yetenekleri sorgulanan genç Dallas Keuchel'i takıma kazandırdı. Yaşı ilerlemiş Yuli Gurriel'i transfer ederek kumar oynadı. Ardından bu isimlerin yanına Justin Verlander, Carlos Beltran, Josh Reddick gibi pahalı isimler alındı. Sonuç mu? Kimsenin ihtimal vermediği tarihi bir başarıya ulaşıldı. Houston Astros, kendinden iki buçuk kat fazla bütçeye sahip New York Yankees'i konferans finallerinde, Los Angeles Dodgers'ı ise Dünya Serisi’nde yenerek şampiyon oldu.

Peki ya, Ben Reiter? Moneyball filminin etkisinde kalarak mı o manşeti atmıştı, yoksa gerçekten Houston Astros'a tüm kalbiyle inanmış mıydı? Bu soruların cevabını sadece o biliyor. Ancak attığı manşet, spor tarihinin en büyük öngörüsü olarak tarihe kazındı. Bundan kimsenin şüphesi yok.


33. Sayı
Aralık 2017



Socrates Dergi