
Sandalye Arası
10 dk
Simona Halep, son yıllarda mütevazı ülkesinin köklü spor tarihine yepyeni satırlar eklemekle meşgul. Oysa ki basamakları çıkarken işi hiç kolay olmamıştı...
— Şu anda çok kötüyüm, korkunç derecede kötüyüm.
— Peki düzeltmek için ne yapacaksın Simo?
— Bunu denemeyeceğim.
2017 Miami Açık kadınlar çeyrek final mücadelesinde Simona Halep ve Johanna Konta karşı karşıya geldi. O günlerde 'geleceğin Grand Slam şampiyonu' olarak anılsa da henüz gerekli sıçramayı gerçekleştirememiş Halep'in bir kırılma noktasında durduğunu bilen yoktu. İlk seti 6-3'lük skorla kazanmış, ikincisini ise tie-break'te kaybetmişti. Üstelik sadece seti değil maçtaki yolunu da kaybetmiş görünüyordu. Sandalyesine geldiğinde koçu Darren Cahill'le buluştu ve ağzından şu sözler döküldü: "Şu anda çok kötüyüm…"
Avustralyalı eski bir oyuncu olan ve başarılı bir antrenöre dönüşen Cahill, Halep için baba figüründen farksızdı. Nitekim sporcusuna da baba şefkatiyle yaklaştı. Henüz kaybedilen sadece tek bir setti ve final seti her şeyi değiştirebilirdi. Cahill kariyeri boyunca olmaz denilen şeylerin gerçekleştiğine tanıklık etmişti. Lleyton Hewitt tarihin en genç, Andre Agassi ise en yaşlı dünya 1 numarası olurken köşelerinde Avustralyalı koç duruyordu. Bir Grand Slam şampiyonunun çıkması zaruri olan basamakları ondan daha iyi bilecek az kişi vardı. Simona'ya tavsiyesi de olumlu düşünmesi ve kendini sıfırlamasıydı. Karşısında ise adeta bir duvar bulmuştu; ne kadar kötü olduğunu tekrarlayıp duran bir duvar… Beklemediği bir reaksiyon alan Cahill maçın hemen ardından Simona'ya artık onunla çalışamayacağını bildirdi. Deneyimli antrenör için kaybetmek dünyanın sonu değildi, kötü olan denememekti.
Halep bu durumdan "şok etkisi" olarak bahsedecekti. Bir anda koçsuz kalmıştı ve üstelik takvimin en iddialı olması gereken bölümüne, toprak sezonuna giriliyordu. Kendini Cahill'e yeniden bir şeyler kanıtlama çabası içinde buldu. "Artık kort üstünde mutlu ve pozitif olabilirim çünkü Miami'de yaptığımdan çok utandım" sözleriyle yeni yaklaşımını izah ediyordu. Bu süreç kronikleşmiş sorununun da çözüm yoluna girmesi demekti. Spor psikologu Alexis Castorri'yle çalışmaya başladı. Cahill'in sözleriyle; en büyük rakibini, yani kendisini yenmeyi öğrenmesi de o günlere tekabül etti. İki turnuva sonra ikna olmuş koçuyla yeniden buluştu. Ardından Madrid'de şampiyon oldu ve Roland Garros'ta ikinci finaline yükseldi. Büyük favorisi olduğu maçı genç Jelena Ostapenko'ya kaybettiğinde bu kez paramparça değildi. Simo artık önünü daha berrak görebiliyordu.
Kader değiştiren sekansta Halep takımının bir başka önemli parçası da Daniel Dobre'ydi. Rumen antrenör, yetenekli vatandaşını çocukluktan beri tanırdı ve seneler içinde sık sık beraber çalışmışlardı. Dobre, Cahill'in dümende olduğu takıma tecrübesi ve teknik bilgisiyle katkı sağlıyordu. Avustralyalının olmadığı kısa periyotta işleri yoluna koymak ona düşmüştü. Gelecekte ise çok daha önemli bir role bürünecekti. Dolayısıyla kendisine telefonla ulaştığımda soracak epey soru vardı. Ancak ilk olarak 2017'de Miami'de yaşananları hatırlattım. Sahi orada tam olarak ne olmuştu? Dobre, "Simo o kadar büyük bir tutku ve adanmışlıkla tenis oynuyor ki zaman zaman işler kötü giderken kontrol edemediği reaksiyonlar veriyordu" diyerek sözlerine başladı ve devam etti: "Darren bunu biliyordu ve onun da anlamasını sağlamalıydı. Yani o yaptığı aslında bir taktikten ibaretti. Simona'yı iyileştirmeyi amaçladı, bunu başardı."

Darren Cahill ve Simona Halep
2018 sezonu başlarken, 'iyileşmiş' Simona bu kez de Avustralya Açık finalindeydi. Sakatlıklarla boğuştu, epik karşılaşmalar oynadı ama kupa maçında yine mağlup cephede yer aldı. Uzun seneler ilk slam zaferini arayan Caroline Wozniacki'yi alkışlarken hırs ve öfkeyi yine hissetse de içi nispeten rahattı. Zira sonraları anlattığı üzere aksiliklerle dolu turnuva boyunca elinden geleni yaptığını düşünüyordu. Kaybedilen 2014 ve 2017 Roland Garros finallerine bir de Melbourne bozgunu eklenmişti. Grand Slam kazanabileceğine dair şüpheler artıyordu ancak Cahill ve takımı başta olmak üzere tüm sevenleri Simo'yla gurur duyuyordu. Üstelik geçmişe nazaran çok daha agresif bir tenis oynamış ve maçları kazanmasını sağlayabilecek yeni yollar olduğunu da göstermişti. Oyunun en iyi savunmacılarından olan Angelique Kerber ve Wozniacki karşısında bulduğu 88 winner, bunun kanıtıydı. Zihinsel dönüşümüne, tenisindeki evrim de ekleniyordu...
Daniel Dobre'ye, Halep'in o sıralar geçirdiği değişimi hem zihinsel hem de oyun bakımdan değerlendirmesini istediğimde, "Eğer Simona'nın dönüşümünden bahsedeceksek bu sohbet uzun olacaktır" deyip lafa başlıyor: "Darren ona çok fazla şey kattı. Zaten Simona ile ilişkilerinde Avustralyalı olmanın getirdiği doğal rahatlık sayesinde ciddi avantaja sahip. Simo tanıdıklarına karşı çok sıcaktır ama dışarıya karşı epey utangaçtır. Darren sonrası dışarı çıkmaya, arkadaş edinmeye, yeni restoranlar denemeye başladı. Kort dışındaki bu değişim bence teknik detayların önüne geçti. Tenis bakımından ise, o zaten sürekli çalışan ve gelişen bir oyuncu..."
Bu noktada söz isteyip, 1,68 boyundaki Halep'in hangi özelliğiyle günümüzün güç tenisi evreninde bu denli öne çıkabildiğini soruyorum: "Bana kalırsa oyunundaki en güçlü kısım, sürekli rakiplerinin gelmesini beklemediği toplar atabilme becerisi. Simona, karşısındakinin oyununu iyi gözlemleme, neler yapabileceğini tahmin etme ve doğru vuruşları seçme konusunda birinci sınıf. Tabii farklı pozisyonlardan iyi vuruşlar çıkarabilecek teknik kapasiteye sahip olmadan bunu yapamazsınız. Çok yetenekli bir atlet olması ona yardımcı oluyor. Rakipleri biliyorlar ki Simona'yı geçmek için çok iyi oynamak durumdalar ve bunu her puanda tekrar tekrar yapmaları gerekiyor."
Halep'in bir sonraki slam finali olan 2018 Fransa Açık şampiyonluk maçı esnasında, rakibi Sloane Stephens tam olarak Dobre'nin söylediklerini uyguluyordu. İlk seti 6-4'le hanesine yazdırmış, ikinci sette ise hata yapmadığı takdirde maçı bitirmesini sağlayacak servisi kırmıştı. Soru işaretleri yine Phillippe Chatrier Stadyumu'ndan tüm dünyaya yayılmaktaydı… Sahi, Simona bir final daha mı kaybediyordu? Senaryo önceki üç tanesi gibi mi olacaktı? Yeteneğini herhangi bir majör kupayla taçlandıramayacak mıydı? Muhtemelen aynı sorular bu esnada kendi zihninde de dolaşmaktaydı. Fakat bir yandan Cahill'in meşhur motivasyon konuşmalarından parçalar da anımsıyor olmalıydı. Halep önce ikinci sete döndü ve ardından final setini 6-1'le domine etti. Kupa ellerinde yükseldikten sonra söylediği her cümlenin içinde büyük bir rahatlama gizliydi. Simona Halep, Grand Slam şampiyonu olmuştu...
Eline raket alan her çocuğun erişmek isteyeceği en önemli iki hedefe, yani dünya 1 numarasına ve Grand Slam zaferine ulaşan Simona için baskı unsuru büyük ölçüde ortadan kalktı. Dolayısıyla kısa süre sonra Wimbledon üçüncü turunda elenişinin ya da Amerika Açık'ta varlık gösteremeyişinin gayet makul açıklamaları vardı. 2018'in geri kalanı onun için önceki senelerden çok farklıydı. Daha çok dışarı çıktı, daha fazla sosyal ortama girdi ve tenisteki ilk yıllarından beri belki ilk kez kendini 'normal' hissetti. Tabii bu denli yetenekli bir oyuncunun, kendisini sadece tek Grand Slam kupasıyla pek tamamlanmış hissetmeyeceği de aşikârdı.
.jpg)
2018 Roland Garros şampiyonu Simona Halep
Simona'nın 2019'u tenis kamuoyunda şaşkınlığa neden olan bir kararla açıldı. Darren Cahill Avustralya'daki ailesiyle daha fazla zaman geçirmek için öğrencisiyle yollarını ayırdığını duyuran bir açıklama yayınlamıştı. Rumen yıldız, The Guardian'dan Donald McRae'e verdiği röportajda "Tabii ki bir koç bulmam gerekiyor, bu seviyede koçsuz devam etmek imkânsıza yakın" diyordu. Bu esnada tanıdık bir ismin, Daniel Dobre'nin telefonu çalacaktı. Gerisini kendisinden dinleyelim: "2017 senesinde yollarımız ayrıldıktan sonra devamlı iletişimde kaldık. Zaten bir koç-oyuncu ilişkisinden ziyade iki arkadaş gibiyiz. Onunla Miami'deki turnuvaya gelip gelemeyeceğimi sordu. Ani ama doğal gelişen bir süreçti, iyi iş çıkarıyorduk ve bir süre daha devam etmeye karar verdik."
İkilinin sezon sonunda Cahill'in dönüşüyle sona erecek ortaklığının zirvesi Temmuz ayıydı. Bu aynı zamanda kariyerlerinin de tepe noktası olacaktı. Paris'te elenip unvan koruyamadıktan hemen sonra hızlıca çim kort antrenmanlarına başlayan Halep, geçmişte hiç fena tenis oynamadığı Wimbledon'ı gözüne kestirmişti. Dobre, oyuncusunun çim kort performansını, "Hızlıydı, iyi slice vurdu, iyi servis attı, return'ü sağlamdı, paralel backhand'i müthiş çalıştı. Bunlar topun alçak olduğu çim kort tenisinde iş yapan silahlardır" sözleriyle anımsıyordu. Turlar ilerledikçe ivmesi artan tenisi onu bir majör finale daha taşımıştı. Tüm turnuvalarının en prestijlisini kazanma fırsatı artık önündeydi ancak rakip, 24'üncü slam kupasını arayan Serena Williams'tı…
Dürüst olmak gerekirse kimse Simona Halep'in bu maçı bir saati dahi doldurmadan, akılalmaz kalitede tenis oynayarak; 6-2, 6-2'yle kazanmasını beklemiyordu. Dobre'ye göre ise Halep'in büyük bir şampiyona dönüşmesinin yolu bu maçtan geçmişti: "Bu çağda Serena Williams'ı Grand Slam düzeyinde mağlup etmeden o kadar da büyük bir şampiyon olmuyorsunuz. Roland Garros'u kazandığında herkes Simo'nun yeterince iyi olup olmadığını hâlâ sorguluyordu. Romanya basını dahil… Sonra Wimbledon'ı kazandı. Romanya'da daha önce kimsenin başaramadığı bir şeydi bu. Herkes onun tek turnuvalık bir başarı öyküsü olmadığını gördü. Fazlasını da görecekler…"
Simona Halep'in dört yaşında Karadeniz kıyısındaki Köstence'de başlayan; günün birinde Ilie Nastase, Nadia Comaneci, Gheorghe Hagi gibi Rumen spor efsanelerinden biri olma hayaliyle şekillenen ve 2019 yazında en şaşaalı satırları yazılan hikâyesi tüm hızıyla devam ediyor. Şimdilerde Romanya'nın spor atmosferinde 70'ler, 80'ler ya da 90'lar kadar büyük yıldızlar yok. Dolayısıyla Wimbledon şampiyonluğu dönüşünde Bükreş Ulusal Stadyumu'nda onu karşılayan 30 bin kişinin ve tüm ülkenin beklentileri her zamankinden ağır. Simona ise hâlâ sessiz, hâlâ mütevazı ve artık çok daha kararlı. Tıpkı Darren Cahill'in ondan Miami'deki sandalye arasında istediği gibi…
