Stabil

10 dk

Bildiğiniz yıldızlara benzemeyen Jessica Ennis-Hill, başarılarla dolu kariyerine de herkesten farklı biçimde nokta koydu.

“Harika anılar; ilk dünya şampiyonluğu unvanını kazandığım Berlin 2009’dan, Rio 2016’ya kadar... Sevdiğim sporda böyle inanılmaz bir kariyer yaptığım için çok şanslıyım. Bu, vermek zorunda olduğum en güç kararlardan biri. Ama biliyorum; şimdi doğru olan, emeklilik kararını almak. Her zaman sporu zirvede ve herhangi bir pişmanlık yaşamadan bırakmak istediğimi söyledim. Ve şimdi bunu gerçekleştirebilirim. Beni destekleyen ve rüyalarıma ulaşmamı sağlayan aileme ve inanılmaz ekibime teşekkür etmek istiyorum.”

Günlerden 13 Ekim’di, Jessica Ennis-Hill’in 2016 Rio’da heptatlon branşında gümüş madalya kazanmasının üzerinden sadece iki ay geçmişti. Britanyalı sporcu, o sabah sosyal medya hesaplarından yazdığı bu mesaj ile aktif sporculuk hayatına son verdiğini açıkladı. Britanya spor tarihinin en özel isimlerinden biriydi o. Ancak Güney Yorkshire’ın Sheffield şehrinden çıkan bu genç kız, 18 yıllık sporculuk kariyeri boyunca asla kendini elde ettiği başarılarla konumlandırmadı.

Jessica Ennis-Hill, zaferleriyle farklı bir konuma sahipti ama tercih ettiği spor itibarıyla bile övgüyü hak ediyordu. Babasının ailesi, o henüz 12 yaşındayken Jamaika’dan İngiltere’ye taşınmıştı. Babası ilkokulda koşu takımındaydı. Annesi ise bir çiftçi kızıydı. Sporcu genlerini babasından alan Jessica, başarısının anahtarı olan rekabetçiliği ise annesinden kapmıştı. Koşuda iyi olan Sheffield’lı kız çocuğu, kısa süreli aralıklarla farklı etkinlikleri de yapabildiği için heptatlona yönlendirilmişti. Fakat bu sporla uğraşanlar, genelde uzun boylu, güçlü ve dayanıklıydı. O ise ufak tefek ve sıskaydı. Fiziği nedeniyle okulda zorbalıklarla karşılaşsa da spor alanında elde ettiği başarılarla kendine inancını tazeledi ve atletizme tutundu.

2005 yılında, 19 yaşındayken, Avrupa Gençler Şampiyonu olarak dikkatleri üstüne çekti. 2007’de Osaka’da düzenlenen Dünya Şampiyonası’na katıldı. Carolina Klüft’ün arkasında dördüncü oldu. İsveçli efsane atlet, şampiyonluk turunda elini genç İngiliz’in omzuna koyarak “Bu başarı bir gün senin olacak!” dedi. Haklıydı; sadece iki yıl sonra, 2009 Berlin’de dünya şampiyonu unvanı Jessica Ennis-Hill’e aitti. Bu başarısı, zorlu bir yıl geçirdiği için mutluluğunu daha da artırdı. 2008 Beijing hazırlıkları sırasında, oyunlara iki ay kala bileğini kırdı. Kısa süreceğini düşündüğü sakatlığı üç ayını çaldı. Üstüne üstlük, kariyerinin bitme tehlikesi vardı. Fakat pes etmedi; sakatlığının üzerinden dokuz ay geçtikten sonra Berlin’de kürsünün en üst basamağına çıkmayı başardı. Bileğindeki kırık nedeniyle uzun atlamada diğer bacağını kullanmayı öğrenmiş, sayısız antrenman yapmıştı. Emeklerinin karşılığını aldığı için mutlu ve gururluydu.

Herkes, üç yıl sonra, 2012 Londra’da da aynı başarıyı bekliyordu. Ancak bu beklentiler, onun üzerinde büyük bir baskı yarattı. 2011’deki Dünya Şampiyonası’nda gümüş madalyada kalmasının nedenlerinden biri de buydu belki. İşin kötüsü, baskı giderek artıyordu. Dönemin Britanya Atletizm Federasyonu Performans Direktörü Charles van Commenee bile, olimpiyat kafilesinde yer alan sporcuları arasında sadece Jessica Ennis-Hill için gümüş madalyayı yenilgi kabul edeceklerini söylemişti.

Süper Cumartesi ve Gelişen Olaylar

Jessica Ennis-Hill, işte bu şartlar altında, evinde, Londra’da piste çıktı. 4 Ağustos günü sonra erdiğinde, Britanyalı üç sporcu altın madalya kazanmıştı; Mo Farah ve Greg Rutherford’ın ardından kürsünün tepesine çıkan diğer isim, Ennis-Hill oldu. Üstelik, bu başarıyı elde ederken rekorları da tarihe gömmüştü.

Londra’da elde ettiği olimpiyat şampiyonluğu, İngiliz atletin sosyal hayatında da değişimlere sebebiyet verdi. Popüler bir figür olarak reklam panolarını süslemeye başladı, televizyon programlarına konuk oldu, Marie Claire ve Vogue gibi dergilerle çekimler gerçekleştirdi, hatta İngiliz müzisyen Robbie Williams’ın bir klibinde oynaması için teklif aldı.

Farklı, Çok Farklı

İngiliz Spor Enstitüsü, 2003 yılında Sheffield’da kurulmuştu. Ennis-Hill de o günden beri antrenmanlarını burada yapıyordu. Etrafına, kendisiyle konuşmak ve tanışmak için çok sayıda genç atlet adayı geliyordu. O da hiçbirini geri çevirmiyordu. Spor dünyasının diğer yıldızları gibi kendini diğer insanlardan ayrı bir yerde konumlandırmıyordu; hayranlık yerine, sıcak bir “Merhaba” sözcüğünü tercih ediyordu.

Jessica Ennis-Hill’i en iyi tanıyan insanlardan biri, 13 yaşından emekli olduğu güne kadar antrenörlüğünü yapan Toni Minichello’nun sözleri, onun nasıl bir insan olduğunu gösteriyordu: “Önyargılı olduğumu söyleyenler var ama bana göre, Jess bütün zamanların en iyi Britanyalı atleti. Ancak onun asıl değeri, sahip olduğu kişilikte saklı.” Ennis-Hill’in özel biri olduğunu düşünenlerden bir diğeri de The Guardian gazetesinin atletizm muhabiri Anna Kessel. “Komşunun atlet kızı” yakıştırmasını yaptığı Ennis-Hill ile Sheffield’daki bir sandviç dükkânında buluştuğu günün üzerinden yıllar geçmiş. Buna rağmen, onun hiç değişmediğini söylüyor; zira o, üne kavuşmadan önceki arkadaşlarıyla, eski ortaokul aşkı -bugünkü eşi- Andy’yle ve hiç değiştirmediği antrenörüyle hayatına devam ediyor.

Jessica Ennis-Hill, sporla birlikte aile hayatını da başarıyla sürdürebiliyor. Kanıt mı? Oğlu Reggie’yi dünyaya getirdikten sadece 13 ay sonra dünya şampiyonu oldu. Evinin garajına bir spor salonu yaptırdı. Oğlunu uyuttuktan sonra antrenman yaptı. Asla kalori saymadı. Kilolarının ruh sağlığını bozmasına izin vermedi. Cheesecake ve çikolatadan da vazgeçmedi.

O daima, her şeyiyle farklı bir karakter sergiledi. Büyük başarılar elde ettiklerinde benzersiz sevinçler yaşayan büyük büyük isimli sporcular gibi değildi; başarılarını sessizce el çırparak ve yapması gereken işi başarmış olmanın gururunu yaşayarak kutlardı.

Şimdi hayatında yeni bir dönem başlıyor. Toni Minichello’ya göre sporcusu, emeklilik kararıyla insanların bir kısmını şaşırttı ama onu tanıyanlar, 2020 Tokyo’da yarışmayacağını biliyordu. Belli olmayan tek şey; bu kararın 2016 Rio’dan mı, yoksa 2017’de Londra’da düzenlenecek Dünya Şampiyonası’ndan sonra mı alınacağıydı.

Jessica Ennis-Hill, bugünlerde mutlu gözüküyor, öyle de kalmaya devam edecek gibi: “Çok sayıda sporcu, kariyerini noktaladıktan sonra depresif bir hale bürünür. Fakat benim hayatım çok dolu. Haftada bir gün yoga yapmaya başladım. Cuma günleri de oğlum Reggie ile yüzmeye gidiyorum. Daha ne isteyebilirim ki?”

Enler ve Rekorlar

Kariyerinde bir olimpiyat, iki dünya, bir Avrupa, bir de salon dünya şampiyonluğu bulunan Jessica Ennis-Hill, rekorlarıyla da ön plana çıkıyor. 1.65 metre boyunda olmasına karşın, yüksek atlamada 1.95 metre yüksekliği geçerek Britanya rekorunu egale etti. 2012 Londra’da olimpiyat şampiyonu olurken topladığı 6955 puan, halihazırda Britanya ve İngiliz Uluslar Topluluğu rekoru olmayı sürdürüyor. Heptatlondaki 100 metre engelli kategorisinde, 12.54 saniye ile tüm zamanların en iyi derecesine sahip. Öyle ki 2008 Beijing’de, aynı dereceyle, aynı yarışın bireysel dalında altın madalya kazanmak mümkündü!

Socrates Dergi