
Suç, Ceza ve Yarış
10 dk
2018 Fransa Bisiklet Turu’nda gözler yine Chris Froome’da olacak. Ama bu kez farklı bir sebepten... Bisiklet yazarı Ed Pickering ile yarışı, favorileri ve beklentilerini konuştuk.
Bisiklet efsanesi Bernard Hinault, 2018 Fransa Bisiklet Turu öncesi "Eğer Chris Froome yarışa katılırsa öteki bisikletçiler protesto etmeli" dedi ve ortalığı birbirine kattı. Neden? Çünkü geçen sene Fransa ve İspanya Bisiklet Turu’nda şampiyon olarak tarihi bir duble yapan Froome’un İspanya’daki yarışın son haftasında girdiği testlerde idrarında izin verilen dozajın iki katı kadar Salbutamol (astım ilacı) maddesine rastlanmıştı ve hakkında doping soruşturması açılmıştı. Britanyalı bisikletçi dava süresince yarışmaya devam etmiş, 2018 İtalya Bisiklet Turu’nu da koleksiyonuna ekledikten sonra gözünü 2018 Fransa Bisiklet Turu’na çevirmişti. Heyecanla beklenen Le Tour öncesinde de merak edilen çoğu soru onun hakkında: Yarışa katılmalı mı? Davası ne zaman sonuçlanacak? Katılırsa ve kazanırsa bisiklet tarihinde yeri ne olacak? Rakipleri ne durumda? Genel klasman favorileri dışında neler yaşanacak? Peter Sagan kaç etap kazanacak? Hepsini ve daha fazlasını bir bilene, Genel Yayın Yönetmeni Ed Pickering’e sorduk...
Davanın Gölgesinde
Beş kez Fransa Bisiklet Turu’nu kazanan biri olarak Bernard Hinault hep açık sözlüdür. Froome hakkındaki “O, efsanelerden biri sayılmamalı. Yarışa katılırsa diğerleri protesto etmeli” açıklamaları da Hinault’nun Hinault olması demek. İlginç olan şu; Team Sky bu olayı çok büyüttü, son aylarda kendileri hakkında söylenen pek çok şeyi umursamamış, davanın sonuçlanmasını beklerken suskun kalmışlardı lakin aniden, 2018 Fransa Bisiklet Turu başlamadan önce bir açıklama yayınladılar ve görüş sahibi olmasıyla tanınan bir adamın görüşlerine yanıt verdiler. Bu onların işine yaradı mı, yaramadı mı? Muhtemelen Fransa’da yine popüler olmayacaklarını biliyorlar. O yüzden de Le Tour öncesi anlaşmazlık yaratmaları beni hem şaşırttı hem de şaşırtmadı. Neden şaşırmadım? Çünkü “Onlara karşı biz” yaklaşımı, Team Sky’a başından beri uydu. Bilhassa da Fransız kamuoyu karşısında.
Anladığım kadarıyla Froome’un davası 2018 Fransa Bisiklet Turu’ndan önce de çözülemeyecek. Evet, çok uzun sürdü ama bisiklet dünyasında uzun zamandır bulunan biri olarak “Buna şaşırdınız mı?” diye sorarsanız cevabım “Hayır” olur. Nereden bakarsanız bakın, kararın yakın dönemde açıklanma ihtimali zayıf. Geçmişte ters örnekler de oldu. Bir dönem doping soruşturmaları Fransa Bisiklet Turu’ndan tam önce açıklanırdı. Mesela 2006’daki Operacion Puerto gibi… Hâlâ benzer bir ihtimal var ama Team Sky, soruşturmayı detaylı bir hâle getirdi ve işler karmaşıklaştı. Dolayısıyla sürecin çok daha uzun süreceğini ve Froome’un yarışacağını düşünüyorum. Peki Froome’u Team Sky yarışa götürmeli mi? Kurallara bakarsak buna hakları var. Ahlaken ve etik olarak bakarsak mesele çok gri bir alanda. Onlar açısından Froome’u yarışa götürmenin mantığını anlasam da bunun basın ve halkla ilişkiler açısından doğru bir taktik olmadığını düşünüyorum.
Fransa Bisiklet Turu dünyanın en büyük yarışı ve Froome bu yıl kazandığı takdirde yarışı beş kez kazananlar arasına girecek. O yüzden bir ceza ihtimaliyle baş başa şekilde yarışa gelmesi her şeyin önüne geçebilir. Yarışa haftalar kala bunu konuşuyoruz, yarış başladığında konuşacağız, ilk hafta, ikinci hafta… Hep bunun gölgesini hissedeceğiz. Eğer iyi yarışırsa ve sarı mayoyu sırtına geçirirse mesele daha da büyüyecek. 2018 İtalya Bisiklet Turu’nu hatırlayın; ilk haftalarda, Froome formsuzken ve çeşitli kazalar yaşarken konu çok gündeme gelmedi. Ama pembe mayoyu elde ettiğinde iş bir anda büyüdü. Aynısını Fransa’da da bekliyorum.
Kariyeri boyunca Froome hiçbir zaman Britanya halkına ilham vermedi. Çünkü hep konuştuğumuz gibi, onun Bradley Wiggins ya da Mark Cavendish gibi bir karizması yok. Wiggins ve Cavendish’in halkla ilişkileri her zaman çok iyiydi. Froome ise bana göre karizmatik biri olsa da genel olarak toplumun gözünde öyle değil. O daha çok dışarıda, biraz muhalif duran, ihtiyatlı bir kişiliğe sahip. Britanyalı olarak yurt dışında doğup büyümesi onu belirli açılardan sıradan bir Britanyalı’dan daha yerel yapıyor, belirli açılardan da daha yabancı. Açık bir kişiliği yok, biraz ketum. Salbutamol davası öncesinde onunla insanlar arasında büyük bir gönül bağı yoktu. Şimdi, daha çok bir ilaçla ilişkilendiriliyor ve bu da ilahlaştırılmasını çetrefilli hâle getiriyor. Bisikletle az ilgilenen arkadaşlarım bile şu an “O dopingci mi?” diye soruyor; yani Froome dendiğinde akıllara gelen ilk şey artık bu.
Peki Froome, 2018 Fransa Bisiklet Turu’nda neler yapabilir? Formda mı? Açıkçası, bilmiyorum. Son 20 yılda defalarca gördük ki Fransa Bisiklet Turu öncesi İtalya Bisiklet Turu’nda yarışmak büyük favorilere asla iyi gelmiyor. İkisinde birden iyi iş çıkarmak neredeyse imkânsız. İtalya ile İspanya Bisiklet Turu’nu ya da Fransa ile İspanya Bisiklet Turu’nu aynı sezonda başarıyla koşmak çok daha olası. Ama İtalya ile Fransa çok çok zor. Diğer yandan, bahsettiklerimiz; Froome ve Team Sky. O, dünyanın en iyi yarışçısı ve takımıyla yarışlara hazırlanmakta hep başarılı oldu. O yüzden kazanamasa da yarışa etki yapacaktır.

Elbette parkur, Team Sky ve Froome’a uyuyor. İlk dokuz gün güçlü takımlar için çok mühim olacak. Sadece takım zamana karşı etabı değil; çapraz rüzgârların etkili olacağı orta zorluktaki ilk etaplar da kritik. Aynı şekilde Arnavut kaldırımlı yollardan geçilecek Roubaix etabı da belirleyici. İkinci haftayla birlikte ise yarış bambaşka bir atmosfere giriyor, dağ etaplarının sayısı artıyor. Bu seneki Le Tour o kadar dağlık ki en son ne zaman böyle parkurla karşılaştığımızı hatırlamıyorum bile. Bilhassa ikinci haftadaki Alpler ağırlıklı tırmanışlar Froome’a uyabilir. Dinlenme gününden sonra Pireneler’deki dağlara geçilecek. Orada şöyle bir durum söz konusu: Evvelki yıllarda Froome, Fransa Bisiklet Turu’na her zaman güçlü başlamış, sadece son haftalardaki dağların bazılarında zayıflık belirtileri göstermişti. Dolayısıyla rakiplerine daha çok Pireneler’de fırsatlar gelecektir.
Değişim Zamanı
Bu yıl takımlar dokuz bisikletçi yerine sekiz bisikletçiyle yarışacak ama kanımca bu, yarışta büyük değişiklik yaratmayacak. Örneğin Team Sky, 2012’de Bradley Wiggins’le kazandığında yarışı sekiz bisikletçiyle kontrol etmişti. Fakat ekiplerin sekizer kişiye düşmesinin bir farkı da olacak tabii; yarış daha agresif bir hâle bürünecek. Bu yıl Paris-Roubaix, Ronde van Vlaanderen gibi Bahar Klasikleri’nde ve İtalya Bisiklet Turu’nda uzun soluklu atakların sonucu etkilediğini izledik. Milan-San Remo bile agresif bir atakla sona erdi. Umarım Fransa Bisiklet Turu’nda da aynısı yaşanır. Özellikle 65 kilometrelik Bagneres-de-Luchon/SaintLary-Soulan etabı buna müsait. O gün startın grid şeklinde dizilecek olması da güzel fikir. Geçen sene de Foix’da kısa, patlayıcı bir etap vardı. Çok heyecan vericiydi ve aslında hiçbir şey olmamıştı. Elbette ki bu, heyecanlı olduğu gerçeğini değiştirmedi, heyecanlıydı.
Yıllardır Froome, Nairo Quintana’yı rahatlıkla yenmeyi başardı, bir İspanya Bisiklet Turu dışında. Fransa Bisiklet Turu’nda Froome hep kazanan taraftı ve bu da büyük bir psikolojik avantaj elde etmesini sağladı. Bilhassa geçen yıl Quintana çok formsuz ve yorgundu, Le Tour’u ilk 10’un dışında bitirdi. Bu sene çok daha formda ve taze olabilir. Lakin onu bugüne dek hiçbir zaman Fransa Bisiklet Turu’nu kazanabilecek kalibrede görmedim. Çok güçlü bir bisikletçi, hep üst seviyeye çıkabiliyor ama bir yerde takılı kalıyor. Diğer yandan Quintana’nın da artık Froome’u nasıl yeneceğini bulması gerekiyor. Bisikletin kuralı bu: Her zaman en güçlü olan kazanacak diye bir kaide yok. Sizden daha güçlü ya da çok yönlü olan bir bisikletçiyi daha akıllı taktiklerle mağlup edebilirsiniz. Bu yüzden Movistar’ın bu seneki yarışta kazanma şansı daha fazla. Çünkü Quintana’nın yanında Alejandro Valverde ve Mikel Landa olacak.
İnsanlar onları üç lideri yarışa götürecekler diye eleştirdi lakin mühim olan takım olarak çalışıp çalışmayacakları. Eğer Quintana ile Froome’u bire bir bırakırlarsa kazanamazlar. Quintana, Valverde ve Landa’yı desteklemeli. Landa ve Valverde de sürekli Froome’u marke etmesi gereken Quintana’yı desteklemeli. Ama iki sıkıntı var: Bir, bunu yapmak konuştuğumuz kadar kolay değil. İki, Movistar’ın tarihi beraber çalışamadıkları birçok vakayla dolu. Benim için yarışı kazanmaları da kaybetmeleri de aynı oranda eğlenceli. Çünkü her şekilde bir pembe dizi izleyeceğiz ve bisikletin pembe dizilere ihtiyacı var.
Quintana ilk haftaları iyi geçiremiyor çünkü çapraz rüzgârlı, Arnavut kaldırımlı etapları çok iyi koşamıyor. Movistar çok güçlü bir takım, tecrübeli ve kaliteli. Ama bu alanda çok iyi değiller, en azından Quintana rakiplerine göre daha kırılgan ve çaresiz görünüyor. Lakin bu senenin olayı bu. Parkur dizaynı, ilk dokuz günde herkesi daha kırılgan yapacak. Her şey stresli, komplike olacak. Paris-Roubaix parkurunda yapılan etaplar son yıllarda arttı, özellikle ilk haftalarda artık böyle tasarımlara daha sık rastlanıyor ve bu iyi bir şey. Böyle etaplar yarışı daha eğlenceli hâle getiriyor. Uzun, düz, sprint etaplarında her şey çok daha tahmin edilebilir duruyor, yarışı kontrol etmek çok daha kolaylaşıyor. Ben sprint etaplarından da keyif alan biriyim ama aynı sene dokuz tane sprint etabı koyduklarında biraz fazla geliyor. Çeşitliliğe ihtiyacımız var. Arnavut kaldırımlı yollar, çapraz rüzgârlar, ufak tepecikler, sprint etapları, dağlar, zamana karşılar… Hepsi bir aradayken yarışı çok daha çeşitli ve farklı yapıyor.
Romain Bardet ve takımı da çok güçlü. AG2R geçmişte en zayıf takımlardan biriydi ancak son yıllarda Bardet’nin etrafına harika bir ekip inşa ettiler. Mesela geçen sene Oliver Naesen’in Bardet’ye nasıl yardım ettiğini gördük. Özellikle çapraz rüzgârlı, düz etaplarda Naesen onu taşıdı; Belçika yarışlarına aşina, bisikletin fiziksel yanlarını bilen tecrübeli bir sporcu olarak Fransız liderini tehlikelerden korudu. Sadece bir etapta değil, birkaç farklı yerde bunu gördük. Bardet’nin diğer avantajı da psikolojik olarak baskılarla iyi mücadele etmesi. Bütün bu özellikler de onu Froome’un en güçlü rakiplerinden biri yapıyor. Tek eksiği, tırmanışlardaki performansını istikrarlı hâle getirebilmiş değil. Yani dönem dönem Froome’u geçiyor ama Fransa Bisiklet Turu’nu kazanmak için bunu sürekli yapmalısınız.
Richie Porte sevdiğim bisikletçilerden biri. Bir gün büyük turlardaki kötü şansını yenmesini ve podyuma çıkmasını çok isterim. Diğer yandan sezon başından beri Vincenzo Nibali’yi dikkatle takip ediyorum ve MilanSan Remo zaferinden beri formsuz bir görüntü çiziyor. Fakat bisiklette öğrendiğim bir şey var: Asla Nibali’yi yabana atma ve onu küçümseme. İki sene önceki İtalya Bisiklet Turu’nu hatırlıyorum; artık yaşlandığını, kazanamayacağını düşünmüştüm. Sonra, gördüğüm en acayip şeylerden birini yaptı ve o yarışı aldı. Geçen sene İspanya Bisiklet Turu’nda da kazanabilecek konumdaydı, Froome’un davasına göre hâlâ kazanabilir de… Bu sene de ciddi aday olacaktır. Tırmanışlarda iyi, Arnavut kaldırımlı ve rüzgârlı etaplarda başarılı. Yine de form düzeyi açısından biraz geride görüyorum onu. Bunlar benim ilk beşim. Adam Yates iyi bir yarış çıkarabilir, Rigoberto Uran her zaman tehlikeli bir isimdir, Bob Jungels, Bauke Mollema, Steven Kruijswijk gibi isimler ilk 10’u zorlayacaktır ama benim ilk beşe gireceğini düşündüğüm isimler şunlar: Froome, Quintana, Bardet, Porte, Nibali.
En Hızlı Kim Olacak?
Peter Sagan’ın geçen yıl yarıştan atılması yanlış karardı. Eğer kalsaydı, beş yıldır olduğu gibi yeşil mayoyu çok rahat bir şekilde yine kazanacaktı. Michael Matthews harika iş çıkararak yeşil mayoyu aldı, Marcel Kittel’le bu alandaki mücadelelerini izlemek eğlenceliydi fakat Matthews’ün yarış sonundaki puanına bakın; Sagan’ın önceki senesinden 100 eksikti. Sagan neyi çok iyi yapıyor? Düz, sprint etaplarının çoğunda ilk üçe giriyor, ufak tepelerle biten etaplarda aynı şekilde faktör oluyor, çoğu zaman büyük dağlar dışındaki her etabın favorilerinden birine dönüşüyor. Arnavut kaldırımları, çapraz rüzgârlar… Hiçbir şey onu etkilemiyor. Yine iki-üç etap alacak ve yeşil mayoyu kazanacaktır.
Sprinterler açısından garip ve ilgiye değer bir sezon seyrediyoruz. Mitchelton-Scott’ın Caleb Ewan’ı Le Tour kadrosuna dâhil etmemesi şaşırtıcıydı. Asıl mesele ise Mark Cavendish ve Andre Greipel’in yaşlanması. Her ikisi de eski güçlerinden uzak ve Marcel Kittel de inişli çıkışlı bir sezon geçirdi. Bu üç isim son yıllarda o kadar çok etap kazandılar ki sayısını hatırlamıyorum bile. Dylan Groenewegen ve Fernando Gaviria ise alttan gelen isimler. Groenewegen, bu sene bana kalırsa birden fazla etap alabilir. Çok güçlü ve artık daha tecrübeli. Gaviria da spektaküler bir sprinter. Lakin ilk Fransa Bisiklet Turu’nda olacak ve nedense ilk kez Le Tour’a katılan herkes zorlanıyor. Yani, onun işi daha çok deneyim elde etmek olacak. Bir yandan da Nibali’de dediğim şeyi Mark Cavendish için de söyleyeceğim; onu asla yabana atamazsınız. Son dönemde çok ciddi kazalar yaptı, performans anlamında ortalama işler sergiledi ve yeni yeni formda olduğunun işaretlerini veriyor. Ancak o kadar tecrübeli ki… Geçmişte bunu onlarca kez yaptı. Her ne kadar yeni jenerasyonun iki üyesinin bu sene öne çıkacağını düşünsem de Cavendish, Greipel ve Kittel’in bu konuda neler söyleyeceğini çok merak ediyorum.
