Contador: “Merckx’e tüm saygımla, Pogacar en büyüğü”

5 dk

Tadej Pogacar’ın serisini devam ettirme ihtimali, Jonas Vingegaard’la rekabetinin alacağı yön ve henüz 19 yaşındaki Paul Seixas’ın yaratabileceği etki derken 2026 Fransa Bisiklet Turu, büyük hikâyeler vadediyor. Biz de bu başlıkları kariyerinde iki kez Fransa Turu zaferi yaşayan Eurosport yorumcusu Alberto Contador’a yönelttik.

Tadej Pogacar, Fransa Turu’na yedinci katılımında beşinci zaferini kazanırsa şimdiden tüm zamanların en büyük bisikletçisi olarak görülebilir mi?

Aslında Tadej Pogacar’ı değerlendirirken Fransa Turu’nun neredeyse ikincil planda kaldığını düşünüyorum. Onu sadece Fransa Turu üzerinden değerlendiremezsiniz. Kazandığı her şeye ve her şeyden önce bunları kazanma biçimine bakmak gerekir. Bana göre onu tarihin en büyük bisikletçisi olmak için gerçek bir aday yapan şey de bu.

Toplam galibiyet sayısı açısından hâlâ Eddy Merckx’i yakalamış değil ve belki de hiçbir zaman yakalayamayacak çünkü günümüz bisikletçileri çok daha az sayıda yarışta mücadele ediyor. Pogacar küçük yarışlara katılmıyor, yalnızca dünyanın en büyük yarışlarını hedefliyor. Onu asıl farklı kılan şey ise kazanma biçimi. Eurosport’tan meslektaşım Javier Ares’in bir sözü vardı: “Mesele galibiyet sayısı değil, bu galibiyetleri nasıl elde ettiği.”

Bir dünya şampiyonluğunu 10 ya da 15 kişilik bir gruptan sprintle kazanmak başka bir şeydir. Finişe 100 kilometre kala atak yapmak, herkes sizi kovalarken yine de kazanmak bambaşka bir şeydir. Aynı şey Liege-Bastogne-Liege’de finişe 70 kilometre kala ya da Strade Bianche’de 80 kilometre kala solo atağa kalkmak için de geçerli. Bunlar sıradan galibiyetler değil. Olağanüstü performanslar. Bu yüzden beşinci Fransa Turu zaferinden önce bile ve Eddy Merckx’e tüm saygımla birlikte, ben Tadej Pogacar’ı şimdiden bisiklet tarihinin en büyük bisikletçisi olarak görüyorum.

Fransa Bisiklet Turu bu yıl bir takım zamana karşı etabıyla başlıyor. Böyle bir açılış etabı yarışın psikolojisini, özellikle Pogacar-Vingegaard mücadelesini ne kadar şekillendirebilir?

Her etap önemlidir çünkü her zaman mümkün olduğunca az zaman kaybetmek, hatta ideal olarak rakiplerinize karşı zaman kazanmak istersiniz. Ama bence açılış etabı belirleyici olmayacaktır. Takım zamana karşı, her bisikletçinin durumunu gerçekten değerlendirebildiğiniz bireysel zamana karşıdan çok farklıdır. Kâğıt üzerinde UAE en güçlü kadroya sahip gibi görünüyor ancak Visma’nın ve diğer takımların nasıl performans göstereceğini görmemiz gerekecek.

Bugün Tadej Pogacar ve Jonas Vingegaard’a birer kazanma yüzdesi vermeniz gerekse, her birine ne verirdiniz ve bu yüzdelerin arkasındaki ana sebep ne olurdu?

Tahmin yapmayı pek sevmem ama yapmak zorunda kalsam muhtemelen 75’e 25 derdim. Pogacar’a bu avantajı vermemin nedeni, nihayetinde Pogacar için en büyük tehdidin yine Pogacar’ın kendisi olduğunu düşünmem. Beslenme, enerji alımı ya da yarış yönetimindeki hatalar ona pahalıya mal olabilir. Elbette bir de her zaman kaza riski var. Ama tamamen sportif performans üzerinden bakarsak, Pogacar için yüzde 75, Vingegaard için yüzde 25 derdim.

Jonas Vingegaard birkaç yıldır Fransa Turu’na hiç bu kadar sorunsuz bir hazırlık süreciyle gelmemişti. Giro’da da ihtiyaç duyduğu anda her zaman bir vitesi daha varmış gibi görünüyordu. Tadej Pogacar’ı durdurabilir mi? Eğer durdurabilecekse, Jonas avantajı nerede aramalı?

Olağanüstü bir sezon geçirdi; Paris-Nice’i, Volta a Catalunya’yı ve İtalya Turu’nu kazandı. Bu zaferlerin hiçbiri kolay gelmedi. Zaten hiçbir galibiyet kolay değildir ama hepsini gerçek bir otoriteyle kazandı: Paris-Nice’te iki etap, Volta a Catalunya’da iki etap ve Giro’da beş etap aldı. Tüm bunlar Fransa Turu’na özgüvenle gelmesini sağlayacaktır.

Sorun şu ki Pogacar bu sezon çok az yarıştı ama en kötü sonucu Paris-Roubaix’de aldığı ikincilik oldu. Katıldığı neredeyse bütün diğer büyük yarışları kazandı. Romandie Turu ve İsviçre Turu’nda da çok baskın performanslar sergiledi. Gerçekten Tadej Pogacar’ın en iyi versiyonunu izlediğimizi düşünüyorum.

Eğer Vingegaard onu yenecekse bence bu fırsat son haftada yatıyor. En zorlu dağ etaplarının ve birden fazla zirve finişinin devreye girdiği bölüm orası. Pogacar’ı gerçek anlamda baskı altına alabileceği yer de burası olabilir.

Jonas Vingegaard, Giro’da yarışmışken, bu eforun etkilerini Fransa Turu’nda en çok nerede hissetmesini beklersiniz: ilk 10 etapta mı, yoksa son haftada mı?

Genel kabul, biriken yorgunluğun son haftada ortaya çıkma eğiliminde olduğu yönündedir. Ancak Vingegaard dayanıklı bir bisikletçi. Büyük Turlar’da bu kadar başarılı olmasının nedenlerinden biri de yarış ilerledikçe genellikle daha güçlü hale gelmesi. Bunu Giro’da tam olarak gördük. Son haftada belirgin biçimde daha iyi yarışıyordu. Hem kendisi hem de takımı Fransa Turu’na Giro’dakinden daha da iyi bir durumda geleceğine inanıyor. Bu yüzden bunun bir sorun olmasını beklemiyorum.

Paul Seixas sadece 19 yaşında ve ilk Büyük Tur’una çıkıyor ancak Fransa’daki beklentiler şimdiden çok büyük. Onun için başarılı bir Fransa Turu nasıl olur: Podyum mücadelesi vermek, beyaz mayoyu hedeflemek, etap kazanmak ya da sadece öğrenip üç haftayı tamamlamak mı?

Benim için yarışın bir bölümünde Pogacar ve Vingegaard gibi bisikletçilerle mücadelenin içinde kalabilmesi bile başlı başına büyük bir başarı olur. Beyaz mayoya tüm saygımla birlikte, aslında gelecekte bundan daha fazlasını başarabilecek kapasitede olduğunu düşünüyorum. Belki bu yıl değil ama zamanla. Bu yüzden en iyilerle birlikte yarış içinde biraz zaman geçirebilirse bunu zaten onun adına mükemmel bir Fransa Turu olarak değerlendiririm.

Sizce sadece 19 yaşında gerçekçi biçimde podyum mücadelesi verebilir mi? Ve bu hedefi destekleyecek takıma sahip mi?

Podyumda bitirme şansının kesinlikle olduğunu düşünüyorum. Kolay mı olacak? Kesinlikle hayır. Onun işini çok zorlaştıracak birçok deneyimli bisikletçi var ve üç haftalık bir yarışta deneyim çok büyük önem taşır. Florian Lipowitz’in de muazzam bir gelişim kaydettiğini gördük. Geçen yıl zaten üçüncü olmuştu ve gelişmeye devam etti. Ama Seixas’ın mutlaka en güçlü takıma sahip olması gerekmiyor çünkü ondan yarışı kontrol etmesi beklenmeyecek. Bu sorumluluk büyük ölçüde UAE ve Visma’nın üzerinde olacak. Bu yüzden bu yılki Fransa Turu için UAE ya da Visma kadar güçlü bir takıma sahip olmamak onun adına illa büyük bir dezavantaj anlamına gelmiyor.

Bir takım menajeri olsaydınız, Paul Seixas’ı sadece 19 yaşında Fransa Turu kadrosuna alma riskini göze alır mıydınız?

Evet, alırdım. Durumu yeniden değerlendirmek için her zaman zaman vardır. Gerekirse 10 günün ardından üzerindeki baskıyı azaltmaya ya da planlarınızı değiştirmeye her zaman karar verebilirsiniz. Takımın ne düşündüğünü görmek de benim için ilginç. Cees Bol’u, Olav Kooij’u ve bir başka lead-out bisikletçisini seçtiler, yani sekiz bisikletçilerinden üçü esas olarak sprint için orada. Bu da Seixas’a destek olacak yalnızca dört bisikletçi kaldığı anlamına geliyor. Kişisel olarak ben yine de bu kumarı oynardım. Üstelik birçok büyük takımın genç Fransız bisikletçiye şimdiden ciddi ilgi gösterdiğini de gördük. Onu destekleme fırsatınız varken bunu yapmaya hazır olmadığınız için kaybettiğinizi düşünün.

Remco Evenepoel ve Juan Ayuso ikisi de takım değiştirdi. Bu durum daha iyi bir sonuç alma şanslarını artırır mı?

Kesinlikle. Juan Ayuso’nun durumunda bu daha da önemli. Artık kendisini desteklemeye tamamen bağlı, son derece güçlü bir takıma sahip. UAE’de kalmış olsaydı, Tadej Pogacar için domestik olarak çalışıyor olacaktı. Dolayısıyla bu değişiklik ona çok daha fazla fırsat veriyor. Evenepoel için de benzer bir durum söz konusu ancak liderlik sorumluluğunu Florian Lipowitz’le paylaşmak zorunda kalacak. Lipowitz, Alpler Turu’nu üçüncü bitirdi, sezona mükemmel bir başlangıç yaptı ve Fransa Turu’na Slovenya Turu’nu kazanmış şekilde, olağanüstü bir form durumuyla geliyor.

Isaac del Toro’nun bu Fransa Turu’nun sürprizi olabileceğini ve final podyumu için mücadele edebileceğini düşünüyor musunuz?

Isaac del Toro’nun artık bir sürpriz olduğunu düşünmüyorum, bence o artık bir gerçeklik. UAE Team Emirates için yarışmıyor olsaydı, podyumda bitirmek için net favorilerden biri olurdu. UAE içinde bile hâlâ en güçlü adaylardan biri olduğunu düşünüyorum. UAE’in final podyumunda iki bisikletçiyle yer alması ilk kez yaşanacak bir şey olmaz. Bunu Adam Yates’le zaten gördük ve Del Toro’nun da aynısını yapabilecek kapasiteye sahip olduğuna inanıyorum. Bu yüzden evet, podyum finişinin kesinlikle onun ulaşabileceği bir hedef olduğunu düşünüyorum.

Joao Almeida’nın yokluğu, özellikle yüksek dağlarda yüksek tempoyu koruma konusunda, Pogacar’ı zayıflatabilir mi?

Kesinlikle. Joao Almeida kalitesinde bir bisikletçi,özellikle de onun istikrarı, paha biçilmezdir. İnanılmaz derecede güvenilir bir isim ve her takım lideri onu yanında görmek ister. Bununla birlikte, UAE’in böylesine önemli bir yoklukla başa çıkmak için muhtemelen en donanımlı takım olduğunu düşünüyorum. O kadar çok olağanüstü kaliteli bisikletçiye sahipler ki onun yerini başka herhangi bir takımın yapabileceğinden daha iyi doldurabilirler. Karşılaştırmak gerekirse Visma, Wout van Aert’in yokluğunu gerçekten telafi edebilmiş değil. Simon Yates’in ayrılığı da doldurulması zor bir boşluk bırakıyor. Yani evet, Almeida büyük bir kayıp ama bunu telafi edebilecek bir takım varsa o da UAE’dir.

Davide Piganzoli’nin Eolo-Kometa/Polti takımınızdaki döneminden bu yana kaydettiği gelişimden ne kadar memnunsunuz?

Aslında gelişiminin birçok kişinin düşündüğü kadar dramatik olduğunu sanmıyorum. Hatta kısa süre önce Giro esnasında kendisi de en büyük farkın fiziksel seviyesi değil, etrafındaki takım olduğunu söyledi.

Şunu anlattı: Mevcut takımında belirleyici tırmanışlara doğru pozisyonda ulaşabiliyor. Onun en büyük sınırı her zaman buydu. Sürekli olarak çok iyi bir tırmanışçı ve çok sağlam bir bisikletçiydi ancak çoğu zaman kilit tırmanışlara grubun çok gerisinde giriyordu. Bu da en iyilerle mücadele etmesini engelliyordu.

Şimdi çok daha güçlü bir takımda yarışıyor, etrafında onu koruyan ve doğru pozisyona girmesine yardımcı olan deneyimli bisikletçiler var. Ayrıca bir yaş daha büyük ve daha olgun. Benim için bu sezon başardıklarının hiçbiri sürpriz değil.

Sizce İspanyol bisikleti şu anda İtalyan bisikletinden daha iyi bir durumda mı?

İtalya hâlâ Filippo Ganna gibi olağanüstü bisikletçilere sahip. Ganna zamana karşıda dünya çapında bir referans isim. Bunun yanında Giulio Ciccone ve Davide Piganzoli gibi son derece rekabetçi bisikletçiler de var. Ayrıca gelişimini sürdüren birkaç genç sporcu da bulunuyor. İspanya tarafında ise çok genç yaşta İspanya Turu podyumuna çıkan ve muazzam bir potansiyele sahip Juan Ayuso var. Bu da muhtemelen dengeyi az da olsa İspanya lehine çeviriyor. Bununla birlikte, açıkçası iki ülkenin de şu anda geçmişte olduğu kadar güçlü olduğunu düşünmüyorum. Hem İspanya’nın hem de İtalya’nın, önceki jenerasyonlarda sahip oldukları derinliğe yeniden ulaşmak için daha geniş bir üst seviye bisikletçi grubuna ihtiyacı var.

Bu yılki rotaya baktığınızda, Tour’un gerçekten hangi etaplarda kazanılıp kaybedileceğini düşünüyorsunuz? Belirleyici bir etap var mı?

Bence 15. etap son derece önemli olacak. Yarışın ilk gerçek büyük yüksek dağ testlerinden birini içeriyor ve favorilerden birinin belirleyici darbeyi orada indirebileceğini düşünüyorum.

Büyük tırmanışlarla dolu bir rotada, bu yılki Fransa Turu’nda Alpe d’Huez’de iki finiş olmasını doğru buluyor musunuz?

Kesinlikle. Alpe d’Huez bisikletin ikonik tırmanışlarından biri. Normalde bu sporu takip etmeyen insanlar bile Alpe d’Huez’in ne olduğunu çok iyi bilir. Yarışta yer alması her zaman büyük bir beklenti yaratır. Belirleyici olup olmayacağı, o noktaya gelindiğinde genel klasmanın nasıl göründüğüne bağlı olacak. Ancak o son dağ etaplarının spektaküler bir final sunacağına şüphe yok.

Sprint etabı galibiyetlerinin artık 70 puan getirdiği yenilenmiş puan klasmanı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu değişikliğin arkasındaki neden Pogacar gibi bisikletçiler. O kadar baskın ve o kadar sık kazanıyor ki organizatörler genel klasman galibinin aynı zamanda yeşil mayoyu da kazanmasını engellemeye çalıştı. Sisteme tamamen katılıp katılmadığımı söylemeden önce rotayı ayrıntılı biçimde analiz etmem gerekir. Ancak bir bisikletçi açık biçimde üstün olduğunda yarışın içinde anlamlı başka mücadeleler yaratmak iyidir. Bu şekilde sprinterlerin puan klasmanı için savaşmaları adına gerçek bir motivasyon oluşuyor.

Sıcaklık ve “recovery” dediğimiz toparlanma süreci, Büyük Turlar’da giderek daha önemli hale geldi. Fransa Turu’nda üç hafta boyunca aşırı sıcaklar, özellikle son haftada favoriler arasında nasıl farklar yaratabilir?

Sıcaklık bisikletçileri her zaman farklı şekillerde etkiler. Bazıları bununla diğerlerinden çok daha iyi başa çıkar. Günümüzde bisikletçilerin yüksek sıcaklıklarla baş etmesine ve performans üzerindeki etkiyi azaltmasına yardımcı olan özel antrenman yöntemleri ve sıcağa adaptasyon protokolleri var. İki ana favoriye, Pogacar ve Vingegaard’a gelirsek, ikisinin de sıcakta özellikle zorlandığını düşünmüyorum. Bu yüzden sarı mayo mücadelesi üzerinde büyük bir etkisi olmasını beklemiyorum.

Son hafta inanılmaz zorlu görünüyor. Sarı mayoyu savunmanın mentalitesi, ona saldırıp onu almaya çalışmaktan ne kadar farklı?

Sarı mayoyu taşımak size önemli bir avantaj sağlar: Rakiplerinizin yaptıklarına reaksiyon verme lüksünüz vardır. Yarış liderini yakalamaya çalışıyorsanız inisiyatif almak zorunda olan taraf sizsiniz. Atak yapmanız, risk almanız ve yarışı açmaya çalışmanız gerekir. Bu büyük bir psikolojik farktır ve son haftanın genellikle Fransa Turu’nun en büyüleyici bölümü olmasının nedenlerinden biri de budur.

Sizi elbette agresif bir yarışı olarak hatırlıyoruz, mevcut genel klasman adayları arasında hangisi size en çok kendi tarzınızı ve yarışa yaklaşımınızı hatırlatıyor?

Bu koşullara bağlı. Uzun mesafeli ataklar açısından bakıldığında Pogacar bariz karşılaştırma noktası. Ama Vingegaard da durum gerektirdiğinde çok uzaktan atak yapıyor. Evenepoel’de bile bu içgüdü var. Vingegaard’da bana belki de en çok kendimi hatırlatan şey, ne kadar hassas ve titiz olduğu. Her zaman tam olarak olması gereken yerde oluyor ve en küçük detaya bile dikkat ediyor. Pogacar da pozisyonunu mükemmel alıyor ancak bazen olağanüstü doğal yeteneğine yaslanıyor. Buna karşılık Vingegaard, takımı tarafından sürekli korunuyor ve yarış boyunca tamamen odağını koruyor.

Socrates Dergi