
Umuda Yolculuk
5 dk
Roberto Martinez, futbol kamuoyunun uzunca süredir 'patlama' beklediği Belçika Milli Takımı'na, Rusya'da rüştünü ispat şansı vermek istiyor. Elindeki dev potansiyel, her sonuca gebe. Peki Martinez'in aklında ne var?
Roberto Martinez’in Belçika’nın başına geçmesi herkes için sürprizdi. Onu yaklaşık 10 senedir yakından takip eden benim gibi biri için bile. Everton’daki son sezonu gerçek bir felaketti. Modern dönemde örneğine sıkça rastlamaya başladığımız türden bir felaket; yalnızca kovulmakla kalmazsınız, iş bittiğinde elit kategori antrenör olarak rüştünüz de sona ermiş gibidir. İstenilen lig sıralamasına ulaşamamaktan ziyade insanları etkileyebilme gücünü kaybetmişsinizdir. Moyes’un Manchester United’da başına gelen böyle bir şeydi. Martinez, İngiltere’de bir karikatür olarak biliniyor. Dünyanın en iyisi olmak isteyen Belçika, o çok kıymetli altın jenerasyonunu neden böyle birine teslim etti?
Aklıma ilk gelen ve düşündüğümde sırıtmama sebep olan, Roberto’nun iletişim becerileriydi. Belçika’nın dört kişilik bir ön liste hazırladığını ve bu listeden Rangnick’in değil de onun seçildiğini okuduğumda sebebin başka olamayacağını düşünmüştüm. Roberto Martinez, Everton Başkanı Bill Kenwright’ı Şampiyonlar Ligi’ne gideceklerine inandırabilmiş biri. Bulaşıcı bir optimizmi, iyi bir futbol bilgisi ve ayrıca iyi de bir hikâyesi var; Wigan’la FA Cup kazandı. Belçika’nın seçim komitesinden Mehdi Bayat, Martinez’in ‘karizması ve futbol bilgisi’ sebebiyle tercih edildiğini söylüyor. Tam da artık onda var olduğuna inanılmayan melekeler.
Daha sonraları federasyonun kafasındaki antrenör profiliyle oyuncu grubunun beklentilerinin birbirine pek de uyuşmadığını anlıyoruz. Martinez çok kısa bir süre önce kontratını iki sene daha uzattı. Senelik 875 bin pound kazanacak, bir önceki kontratının bire bir aynısı. Federasyon, Martinez tercihinin bir sonraki büyük turnuvada alınacak başarıyla ilgisi olmadığını anlatmaya çalışıyor. Tüm yaş gruplarında aynı oyunu oynamak, bir oyun felsefesi kazanmak istiyorlar. Tam da onun isteyeceği türden; holistik, kapsayıcı bir görev tanımı. Kısa vadeli planlar çok ilgisini çekmiyor, ‘sanki sonsuza dek o kulüpte kalacakmışçasına’ yönetmekten bahsediyor. Ama bu yaklaşımı başına bela açmaya devam edecek.
Günümüzün süper yıldız oyuncuları kenardan daha fazla direktif almak ve sürekli bilgiyle dolmak istiyorlar. Roberto ise ‘overcoaching’in oyuncuların saf yeteneklerini götürdüğünü düşünüyor. İlk tartışmalar başladı bile. Meksika karşısında ardı ardına kontratak golleri yemeleri sonrası Kevin de Bruyne basın önünde taktik açıdan hazırlıksız olduklarını açıkladı. Peki, Wilmots döneminde de aynı eleştirileri yapmıyorlar mıydı? Belki bu seferki farklıdır.
Martinez’in içinde bulunduğu çıkmazı Wenger’inki ile özdeşleştirebiliriz. Birden fazla üniversite bitirmiş ve futbola derin bir sevgiyle bağlı bu iki entelektüel adam da başka şekilde davrandıklarında daha başarılı sonuçlar alabileceklerini biliyorlar. Ama her ikisi de ancak kendi doğrularıyla kazanmak istiyor, esas olanın bu doğruları aktarmak olduğuna inanıyor. Wenger’in Arsenal’dan ayrılığı sonrası Paris’te verdiği ilk röportajı okudunuz mu? “Çalışmaya devam etmek istiyor muyum, bilmiyorum ama futbola dair düşüncelerimi savunmaya devam edeceğim” diyor. Bu doğruların içinde yalnızca pas oyunu yok ve pek çok kişi için yanıltıcı olan kısım burası. Genç insanlara şans vermek ve onların olgunlaşmalarını izlemek, bu değerleri gerekirse başarısız sonuçlar alma pahasına korumak, Wenger’in asla vazgeçemeyeceği, hayatına yön veren bir tavır. Östersunds Başkanı Kindberg’e Graham Potter’ı önerenin Martinez’in yardımcı antrenörü olduğunu duymuş muydunuz? Ona telefon açmış ve “Tam sana göre birini buldum” demiş. O kişi, yani Potter, her sene oyuncularıyla birlikte yeni bir gösteri hazırlıyor. Tiyatro oynuyorlar, resim yapıyorlar, dans ediyorlar. Jamie Hopcutt, “Sizi sadece bir futbolcu olarak değil, insan olarak da önemsiyor” diyor. Martinez ve uzun süreli iki numarasının önerdiği antrenör böyle biri.
Belçika bu Dünya Kupası’nda neler yapacak? Kullandıkları üçlü savunma, pas oyunu ve her an gol yiyebilme potansiyelleriyle bir öncekinden daha ilginç olacaklarının garantisini verebiliriz. Peki daha başarılı olabilirler mi? Bu hâlâ büyük bir soru işareti. Martinez’in ligden ziyade kupalara yaklaşımı her zaman daha başarılı ve pragmatikti. Lukaku’yu sağ kanada çektiği ve Naismith’i yalancı dokuz olarak kullandığı Arsenal maçındaki gibi taktiksel varyasyonları, onu tekrar popüler yapacak hamleleri, belki daha sık görebiliriz. Ama kolları bağlı ve kaşları çatık bir şekilde maçı kenardan izlerken yine aynı savunma hatalarıyla darmaduman olduklarını da görebiliriz. Roberto için ‘phenomenal’ bir turnuva olmasını diliyorum. Bu kelimeyi ondan çok sık duyacaksınız.
