Yine, Yeni, Yeniden...

7 dk

Dünyanın ve Türkiye'nin en hızlı pilotları Marmaris'te tozu dumana katarken Serhan Acar da alandaydı. Motor sporları spikeri ve yazarı, Dünya Ralli Şampiyonası'nın Marmaris ayağını kaleme aldı.

Socrates'teki dostlarımdan 'Castrol Ford Team Türkiye' ile Marmaris'te yapılacak olan Türkiye Rallisi'ni takip etme fikri geldiğinde heyecanlandığımı itiraf etmeliyim. Tersi mümkün mü? Daha önce Türkiye'de yapılan yedi Dünya Ralli Şampiyonası (WRC) organizasyonunun altısının göbeğinde görev yapmıştım; önce basın sorumlusu, sonra da genel sekreter ve yarışın sunucusu olarak. Dolayısıyla 2000 senesinde düzenlenen ilk aday yarıştan 2010'a kadar yıllarımı verdiğim bu organizasyonun içinde başka bir rolle yer alma fikri bana çok cazip geldi. Daha önce görev icabı WRC Sardunya Rallisi'ne gittiğimde Castrol Ford Team Türkiye ile bir süre zaman geçirmiş ve rallinin bilinmeyen yönünü, bir takımın nasıl ve ne zorluklarla yarıştığını deneyimlemiştim. Ama bu kez maceraya, en başından ve tam anlamıyla göbeğinden dalacaktım.

Yapılacak ilk iş, Socrates YouTube'daki TimeOut programı için takım direktörü Serdar Bostancı ve şampiyon oğlu Murat Bostancı ile bir röportajdı. O meşhur yeşil Ford Sierra Cosworth zamanından beri hayran hayran izlediğim, sonra federasyonda çalıştığım yıllarda sporun içinde beraber kafa patlattığımız Serdar Bostancı ile seneler sonra bir araya gelmenin keyfine Murat Bostancı'nın hoş sohbeti de eklenince bizim 45 dakika süreli TimeOut çekimi iki saat sürdü.

Marmaris uçağına binerken beş kez Türkiye Ralli Şampiyonu Yağız Avcı ile karşılaşınca, yedi yaşındaki kızıma 'Bak bu ağabey bizi Marmaris'e uçaktan daha hızlı götürür' dedim. İnanmak, şaşırmak ve inanamamak arasında gidip gelen Melis'in 'Gerçekten mi?' derkenki ifadesi görülmeye değerdi.

Rallinin ilk gününde, deneme sürüşünden itibaren, ciddi bir seyirci kitlesinin olduğunu gördüm. Normalde, ralli sporunu izlemek meşakkatli bir iştir. Erkenden uyanıp bir araçla uzun yol kat ettikten sonra toprak yollardan ilerleyip son birkaç yüz metreyi yürüyüp arazide konuşlanırsınız. Beklemeye başlarsınız; harika bir seyir alanında değilseniz her otomobil önünüzden en fazla on saniyelik bir süre içinde geçer ve kaybolup gider. Dolayısıyla ralli seyircisi, bir sürü zorluğu göze alarak sporu yerinden takip eden, meraklı bir kitledir. Deneme sürüşü alanında (ki rallinin klasmanına resmi olarak katılmayan bir bölümdür bu) Estonya ve Finlandiya başta olmak üzere, çok sayıda yabancı seyircinin varlığı dikkatimi çekti.

Starttan evvel, bizim takımın (gördüğünüz gibi Castrol Ford Team Türkiye hemen bizim takım oldu) servis alanındaki yerine konuk olduk. Start öncesi gerginliğine ve yoğunluğuna rağmen takım direktörü Serdar Bostancı, yıldız sporcular Murat Bostancı-Onur Vatansever ile Buğra Banaz-Burak Erdener bize yardımcı oldu. Bir ara Serdar Ağabey'e çaktırmadan Ford Fiesta R5'in içine oturup Buğra'ya otomobilin detaylarını bile anlattırdık.

Yeri gelmişken her otomobil meraklısının bir ralli otomobilini yakından incelemesi gerektiğini söylemeliyim. Her noktasına kadar, sadece hız ve performans göz önüne alınarak tasarlanan Fiesta R5'te binek bir Fiesta ile ortak parça aradığımda açıkçası silecek kolu dışında pek bir şey bulamadım. İnsanı motoru çalışmazken bile heyecanlandıran bu otomobilleri bir de tam gaz giderken yakından izlemenin yarattığı keyfi tarif etmek gerçekten zor. Tabii kayıt listelerinde yer alan 54 otomobilin 17'sinin, yani yüzde 30'unun Ford markasını taşıdığını söylemeden geçemeyeceğim.

Daha önce bahsettim ya, ralliyi dağ yollarından oluşan etaplarda takip etmek çok zor diye. Onun için organizatörler genelde şehir merkezinde bir alanda yolları kapatarak 'özel seyirci etabı' organize ederler. İşte Marmaris'teki bu büyük rallinin ilk etabı da ilçenin tam göbeğinde yapılan özel seyirci etabı idi. Etabın iyi düşünülmesi sayesinde, nereden seyrederseniz seyredin, otomobiller defalarca önünüzden geçiyordu. Dolayısıyla kalabalık bir seyirci kitlesi yol kenarından, ağaçların üstünden, otobüs duraklarının tepesinden, balkonlardan ve çatılardan etabı heyecanla takip etti.

Rallinin en uzun ve zor günü, Türkiye Ralli Şampiyonası'na da puan veren cuma günüydü. Etapları kontrol eden görevli araçlarının ardından fabrika takımlarının World Rally Car otomobilleri teker teker önümüzden geçti. Otomobillerin hızını, sesini, enerjisini, yarattığı etkiyi, felaket filmlerini andırırcasına kaldırdığı toz bulutunu kelimelerle anlatmak gerçekten çok zor. İmkânınız varsa Dünya Ralli Şampiyonası'nı veya ulusal bir ralliyi, yerinden izlemenizi mutlaka tavsiye ederim.

Gün ortası servisinde yine Castrol Ford Team Türkiye ile beraberdik. Bu kez mekanikerlerin zamana karşı yarışı vardı. Gün ortası servisinde normal bir yol otomobilinde birkaç gün sürecek bakım ve onarım işlemlerinin 40 dakikada yapıldığını görmek çok etkileyiciydi. On civarı takım çalışanı otomobilin üzerine çullanıyor; elleri, kolları birbirine çarpmadan, her biri ayrı bir işlem yürüterek otomobili âdeta baştan yapıyorlar. Ve otomobil, neredeyse yepyeni bir hâlde servisten çıkarak yeniden etaplara dönüyor.

Gün ortasında kendisi de eski bir ralli pilotu olan, Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu'nun genç başkanı Eren Üçlertoprağı ile konuştuk. Bine yakın gönüllü görevli ve yüze yakın görevli aracı ile geniş bir coğrafyada dağ yollarını kontrol etmek gerçekten çok zor. Samimiyetle WRC'yi organize etmenin F1 Grand Prix'si organize etmekten zor olduğunu söyleyebilirim.

Günün ikinci bölümünü bir vadiye konumlanan VIP seyirci alanından takip ettik. Burada WRC'nin TV çekim helikopterinin yaptığı çevik hareketler neredeyse ralli otomobillerinden daha fazla dikkat çekti. Biz de M-Sport'un Fiesta WRC otomobillerinden birisi ile beraber bir anons çekerken (birde bir yaparak) neredeyse mükemmel bir senkronizasyon yakaladık.

Son iki günde Türkiye Ralli Şampiyonası klasmanı yarışmayınca meydan, ağırlığı yabancılardan oluşan WRC klasmanına kaldı. Biz de Ford'un Dünya Ralli Şampiyonası takımı M-Sport'un araçlarını takip ettik. Özellikle Cumartesi günü, Socrates'ten arkadaşım Arda Çölgezen'in yakaladığı iki tekerleğe kalkmış Henning Solberg paylaşımı çok dikkat çekti.

Pazar günü, bir tanesi meşhur 'güç etabı' olmak üzere toplamda dört özel etap vardı. Normalde rallide, bütün özel etapların toplam zamanına göre klasman belirlenir ve birinciye 25 puan vermek kaydıyla ilk ona puanlar dağıtılır. Ama televizyondan canlı yayınlanan güç etabında en iyi zamanı yapan beş sürücüye de 5-4-3-2-1 şeklinde ekstra puanlar veriliyor. Bu etap heyecan yarattı ve Ott Tanak'ı destekleyen Estonyalılar buradan mutlu ayrıldı. Neticede kırıcı yapısıyla kendisine özel bir yer edinen Türkiye Rallisi, WRC klasmanında altı kez dünya ralli şampiyonu Sebastian Ogier, ulusal klasmanda ise son iki yılın Türkiye Ralli Şampiyonu Burak Çukurova'nın birinciliği ile noktalandı.

Socrates, Mindshare, Ford ve elbette Castrol Ford Team Türkiye sayesinde katıldığım dört günlük macera, göz açıp kapayana kadar geçti. Ralli seyircilerinin zorluklara alışkın olduğunu söylemiştim, değil mi? Dolayısıyla organizasyonu tam ortasından takip etmenin, insanlar Marmaris'te yüzerken dağda ıslanıp donmanın, tonlarca toz yutmanın ve kafamıza otomobillerin fırlattığı ufak taşlardan yemenin keyfi gerçekten başka oldu.

Son olarak etaplarda karşılaştığım çok sayıda yarış meraklısına, bana karşı göstermiş oldukları ilgi ve sevgiden dolayı teşekkür etmek isterim. "İyi ki bu işleri yapıyorum" dediğim çok an oldu. Görmüş olduğum bu yakınlığa layık olabilmek için, her ne iş yapıyorsam, en iyisini yapmak üzere çalışmaya devam edeceğim; hem de tam gaz!

Socrates Dergi